Milletimizin sinir uçlarıyla oynamaya devam ediyorlar.
Bir taraftan Atatürk'e, Lozan'a, Cumhuriyet'e milli değerlerimize saldırılar, diğer taraftan Hz. Peygambere, İslam'a, Kur'an'a yani dini değerlerimize saldırılar…
Halbuki Türk milleti geleceğe adım atacaksa, bu, milli ve dini değerlere sahip çıkmasıyla mümkün.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu tarihi tespitini tekrar hatırlatalım:
"Dini bütünlüğümüzün teminatı milli bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzün teminatı dini bütünlüğümüzdür."
Milli değerlerini koruyamazsan, dinini özgürce yaşayabileceğin bir vatan bulamazsın; dini değerlerini koruyamadığında ise, o vatanı kutsal sayacak ve uğrunda şehit olmayı arzu edecek bir nesil bulamazsın.
Ülkemiz üzerinde menfur hesapları olanlar bu gerçeği çok iyi bildikleri için milli birliğimizin harcı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e türlü iftiralarla saldırıyorlar, dini birliğimizin harcı olan Hz. Peygamber'e de aynı şekilde her türlü saldırıyı gerçekleştiriyorlar.
Geçtiğimiz günlerde Atatürk'e yönelik iftiralara cevap vermeye çalıştık; şimdi de Peygamber efendimize yönelik hakaret içerikli bir karikatür sahneye sokuldu.
Hemen hemen tüm parti genel başkanları, tüm kesimler bu provokatif karikatüre tepkilerini dile getirdi.
Karikatürde sadece Hz. Peygambere değil, Hz. Musa'ya da hakaret var.
Her ne kadar karikatürü servis eden dergiden yapılan açıklamada, "Bize sürülen lekeyi kabul etmiyoruz zira Peygamber efendimizin tasviri yoktur" iddiasında bulunsa da, karikatürdeki iğrenç olarak çizilmiş karakterler birbirlerine Muhammed ve Musa isimleriyle hitap ediyor.
Karikatür hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı ve bu kapsamda, derginin müessese müdürü, yazı işleri müdürü, grafiker ve karikatürün sahibi gözaltına alındı. Derginin imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmeninin yurt dışında olduğu belirtildi.
Siyasi parti temsilcileri ve halk sosyal medya hesaplarından provokatif karikatüre tepkilerini dile getirirken, derginin Beyoğlu'ndaki binası önünde de eylemler gerçekleştirildi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda tepkisini şöyle dile getirdi:
"Peygamber efendimizin karikatürize edilmeyeceğini çok iyi bildikleri halde milletimizin kutsal değerlerine saldırmak apaçık bir provokasyon. Kimse kutsal değerlerimiz üzerinde tepinme cüretini gösteremez."
Peygamber efendimize yönelik saldırılar elbette ilk değil.
Dikkat ederseniz, Hz. Peygambere direkt olarak saldırıldığında Türk milleti çok farklı görüşlere de sahip olsa bir anda kenetleniyor.
1990'lı yıllardan itibaren Vatikan'ın dinlerarası diyalog faaliyetlerini ülkemize transfer eden FETÖ elebaşı Gülen, Hz. Peygamber'siz bir din anlayışını empoze ediyordu. Kelime-i Tevhid'in "Lailahe illalah" olan ilk bölümünün Müslüman olmak için yeterli olduğunu, ikinci kısmı olan "Muhammedü'r-Rasulüllah" kısmının ise kemalattan olduğunu, yani söylenmese de kabul edileceğini iddia ediyordu.
Ve 2002 yılında AKP hükümeti ile iktidar ortağı olduklarında bu görüşlerini bir devlet politikası haline dönüştürdüler. Sonrasında milli eğitim din kitaplarında da bu peygambersiz din anlayışını empoze ettiler. "Hizmet", "cemaat" adı altında "dindar" bir görüntüyle bu fitne faaliyetlerini ortaya koydukları için bugün provokatif karikatüre gösterilen tepki o günlerde maalesef gösterilmedi.
Sadece bir kişi hariç; BTP Ebedi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş. O, FETÖ'nün dinlerarası diyalog ve peygambersiz din anlayışının karşısında kadrosuyla birlikte dimdik durdu. Eğer bugün bu vatan topraklarında birileri Hz. Peygambere dil uzatabiliyorsa, bu, FETÖ'nün o peygambersiz din faaliyetlerinin ve ona destek verenlerin bir neticesidir.
Atatürk'ün Hz. Peygamber ile alakalı şu sözleriyle yazımızı bitirelim:
(Ölümüne yakın bir zamanda, ölümünden 15 gün kadar önceki bir zamanda Peygamberimiz hakkında şu veciz sözü söylemiştir) "Bütün dünya Müslümanları, Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkına bilirler." (Urduca Yayınlarda Atatürk, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara, 1979, s.102; Hoş Geldin Atatürk, Prof. Dr. Haydar Baş, s.767)
"Yüzü nurlu, sözü ruhani, konuşması ve cevapları güzel, doğruyu ayırt etmede ve görüşlerinde benzersiz, sözüne güvenilir ve yumuşaklık ve iyilikseverlikte herkesten üstün olan Muhammed Mustafa, önce özel nitelikleri ve gelişmişliğiyle kabilesi içinde Muhammedü'l-Emin (güvenilir) oldu. Kavminin sevgisine, saygısına, güvenine erişti… 43 yaşında peygamberlik geldi. Fahri Âlem, sonsuz tehlikeler içinde, sayısız zahmet ve zorluklar karşısında 20 sene çalıştı ve İslam dininin kurulması ile ilgili peygamberlik görevini başarıyla yerine getirdikten sonra öldü…" (Atatürk, Belgeler, El Yazısı ile Yazışmalar Notlar, Yapı Kredi Yayınları, s. 238-248; Hoş Geldin Atatürk, 768-769)
Ata'mız ne güzel anlatmış Peygamber efendimizi…
- İlahi hitabın tecelli ettiği gün Gadir-i Hum / 05.06.2026
- Devlet aklı mı, siyaset skandalı mı? / 04.06.2026
- CFR’nin itirafı ve doların saltanatını yıkan milli paralar / 03.06.2026
- Türkiye büyüdü(!), vatandaşın payına “açlık” düştü / 02.06.2026
- İran ile müzakereler Trump'ın yine oyalama taktiği mi? / 01.06.2026
- ABD’nin güç daralması karşısında Çin’in yeni çekim merkezi / 31.05.2026
- Tencerenin sesi, koltuğun gürültüsünü yenecek mi? / 27.05.2026
- Trump’tan İran'la anlaşma bahanesiyle Abraham Anlaşması dayatması! / 26.05.2026
- Yaşlanan Türkiye, eriyen gelecek / 25.05.2026

























































