Türkiye ve Türk milleti, AKP hükümetinin icraatları sebebiyle, hiç bu kadar provokasyona açık hale gelmemişti. Yaşanılan son hadiseler içinde bulunduğumuz durumu net olarak gözler önüne sermektedir.
Hatay Reyhanlı’da yaşanan terör hadisesini ele alalım.
Düne kadar en güvenli sınırlarımızdan olan ve vizelerin bile kaldırıldığı Suriye sınırı, AKP hükümetinin Esad yönetimine, ABD ve İsrail hürmetine düşmanca davranması sebebiyle en güvensiz sınırımız haline geldi.
Yanlış anlamayın, Esad yönetiminden dolayı değil, bizimkilerin tavırlarından dolayı…
Malum, geçtiğimiz gün Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde patlamalar yaşandı ve 50’ye yakın kişi öldü 100 kişi de yaralandı; birçok bina, araç ciddi hasar gördü. Ardından Türk gençleri, orada bulunan Suriyeli muhaliflere saldırdı. Bu gelişmeler üzerine Dışişleri Bakanı Davutoğlu, hemen Suriye yönetimini suçlarcasına, “Kimse bizi test etmesin” açıklaması yaptı.
Başbakan Erdoğan ise, PKK ile müzakere süreci neticesinde gelişen sözde barış sürecini birilerinin baltalamak istediğinden dem vurdu.
Anlayacağınız gibi siyasi irade yaptıklarının yanlışlığını hala görmüş değil, herhangi bir terör olayını hemen kendi istedikleri noktaya çekerek değerlendirmeye çalışıyor.
Onlar böyle olur da yağdanlık görevi gören sözde yorumcular hiç farklı bir şey yapar mı, onlar da hemen aslı astarı olmayan yorumlarla kamuoyunu yanıltmaya devam ediyorlar.
Peki, bu terör olayının arkasında gerçekte kimler var?
Önce patlama anını çekenlerden işe başlayalım. Kamera kaydı başlıyor, sonra patlama gerçekleşiyor ve ardından muhaliflerin “Allahu ekber” sesleri geliyor. Biz bu manzarayı muhalifler Suriye’de cami ve türbe yakarken de hatırlıyoruz.
Bu terör eylemini Türkiye ile Suriye ilişkilerini sıcak bir çatışmaya çevirmek isteyenlerin yaptığı ortada… Kim isteyebilir? En başta ABD ve İsrail ikilisi isteyebilir.
Çünkü geçtiğimiz hafta Rusya tarafından kulakları çekilince Suriye ile resmi bir mücadelenin içine giremeyeceklerini anladılar.
Gayri resmi bir süreci Türkiye üzerinden hızlandırma çabasına girmiş olabilirler.
Türkiye üzerinden terör örgütlerinin Suriye’ye sızması ve Suriye ordusuyla çatışması, Esad’ın gücünü toparlaması sebebiyle pek işe yaramadı. Bu sefer İsrail devreye girdi ama onun önünü de Rusya kesti. ABD ve İsrail için tek bir seçenek kaldı o da Türkiye ile Suriye’yi sıcak bir çatışmanın içine sokmak.
İşte Hatay’da yaşanan son terör eylemi ve daha öncekiler bu planın bir parçası…
Türkiye’nin ve Türk milletinin oldukça dikkatli olması lazım…
Böyle bir eylemi Esad’ın yapması ya da yaptırması mümkün değil, çünkü bundan en ufak bir menfaati yok. Esad, teröristlerle mücadelede önemli bir noktaya gelmişken, niye bir de Türkiye’yi rahatsız edecek bir eylemin içine girsin?
Zaten Esad taraftarlarının Hatay’a kadar gelebilmesi de mümkün değil. Bırak Hatay’a gelmelerini, sınıra belli bir mesafeye geldikleri zaman bile namlular kendilerine çevriliyor.
Hatay Reyhanlı’da bu eylemi yapabilenler, oraya rahatlıkla girip çıkabilenler, giriş çıkışları dikkat çekmeyenlerdir.
Bunlar Esad karşıtı olan teröristler, muhalifler ya da bu coğrafyada cirit atan Batı ve İsrail ajanları olabilir.
Suçlanmaması gereken tek irade de Esad yönetimidir, zaten o da bu tür terör saldırılarından muzdarip…
Hatay Reyhanlı’da yaşanan terör hadisesini ele alalım.
Düne kadar en güvenli sınırlarımızdan olan ve vizelerin bile kaldırıldığı Suriye sınırı, AKP hükümetinin Esad yönetimine, ABD ve İsrail hürmetine düşmanca davranması sebebiyle en güvensiz sınırımız haline geldi.
Yanlış anlamayın, Esad yönetiminden dolayı değil, bizimkilerin tavırlarından dolayı…
Malum, geçtiğimiz gün Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde patlamalar yaşandı ve 50’ye yakın kişi öldü 100 kişi de yaralandı; birçok bina, araç ciddi hasar gördü. Ardından Türk gençleri, orada bulunan Suriyeli muhaliflere saldırdı. Bu gelişmeler üzerine Dışişleri Bakanı Davutoğlu, hemen Suriye yönetimini suçlarcasına, “Kimse bizi test etmesin” açıklaması yaptı.
Başbakan Erdoğan ise, PKK ile müzakere süreci neticesinde gelişen sözde barış sürecini birilerinin baltalamak istediğinden dem vurdu.
Anlayacağınız gibi siyasi irade yaptıklarının yanlışlığını hala görmüş değil, herhangi bir terör olayını hemen kendi istedikleri noktaya çekerek değerlendirmeye çalışıyor.
Onlar böyle olur da yağdanlık görevi gören sözde yorumcular hiç farklı bir şey yapar mı, onlar da hemen aslı astarı olmayan yorumlarla kamuoyunu yanıltmaya devam ediyorlar.
Peki, bu terör olayının arkasında gerçekte kimler var?
Önce patlama anını çekenlerden işe başlayalım. Kamera kaydı başlıyor, sonra patlama gerçekleşiyor ve ardından muhaliflerin “Allahu ekber” sesleri geliyor. Biz bu manzarayı muhalifler Suriye’de cami ve türbe yakarken de hatırlıyoruz.
Bu terör eylemini Türkiye ile Suriye ilişkilerini sıcak bir çatışmaya çevirmek isteyenlerin yaptığı ortada… Kim isteyebilir? En başta ABD ve İsrail ikilisi isteyebilir.
Çünkü geçtiğimiz hafta Rusya tarafından kulakları çekilince Suriye ile resmi bir mücadelenin içine giremeyeceklerini anladılar.
Gayri resmi bir süreci Türkiye üzerinden hızlandırma çabasına girmiş olabilirler.
Türkiye üzerinden terör örgütlerinin Suriye’ye sızması ve Suriye ordusuyla çatışması, Esad’ın gücünü toparlaması sebebiyle pek işe yaramadı. Bu sefer İsrail devreye girdi ama onun önünü de Rusya kesti. ABD ve İsrail için tek bir seçenek kaldı o da Türkiye ile Suriye’yi sıcak bir çatışmanın içine sokmak.
İşte Hatay’da yaşanan son terör eylemi ve daha öncekiler bu planın bir parçası…
Türkiye’nin ve Türk milletinin oldukça dikkatli olması lazım…
Böyle bir eylemi Esad’ın yapması ya da yaptırması mümkün değil, çünkü bundan en ufak bir menfaati yok. Esad, teröristlerle mücadelede önemli bir noktaya gelmişken, niye bir de Türkiye’yi rahatsız edecek bir eylemin içine girsin?
Zaten Esad taraftarlarının Hatay’a kadar gelebilmesi de mümkün değil. Bırak Hatay’a gelmelerini, sınıra belli bir mesafeye geldikleri zaman bile namlular kendilerine çevriliyor.
Hatay Reyhanlı’da bu eylemi yapabilenler, oraya rahatlıkla girip çıkabilenler, giriş çıkışları dikkat çekmeyenlerdir.
Bunlar Esad karşıtı olan teröristler, muhalifler ya da bu coğrafyada cirit atan Batı ve İsrail ajanları olabilir.
Suçlanmaması gereken tek irade de Esad yönetimidir, zaten o da bu tür terör saldırılarından muzdarip…
Murat Çabas / diğer yazıları
- Batı’nın ‘yenilmezlik’ zırhındaki çatlaklar / 09.05.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026


























































