Yeni Suriye'de, Şara yönetimi, Beyaz Saray'dan meşruiyeti almanın geçici mutluluğunu yaşarken, PKK'nın Suriye uzantısı SDG de ABD'nin her türlü desteğini almaya devam ediyor.
Diyeceksiniz ki her iki tarafın da arkasında ABD varsa, peki taraflar arasında neden hala bir gerilim yaşanıyor?
İşte ABD'nin küresel projesi de bu. ABD gücünü küresel barıştan değil, küresel kaostan alan emperyalist bir ülke. Barışın olduğu yerde insanlar düşünür, sorgular; kaosun olduğu yerde ise yaşanan çatışmalar sorgulamayı rafa kaldırır, bu da ABD'nin işine gelmez.
Parça parça yapılar olacak, bunlar ABD'nin çıkarları için yarışacak, birileri ABD'ye hizmet hususunda kaypaklık yaparsa da diğer yapılarla hizaya getirilecek!
Dilerseniz SDG'nin ne planladığını bizzat elebaşısı Mazlum Abdi'den (Ferhat Abdi Şahin) aktaralım.
Mazlum Abdi, İsrail'in önde gelen İngilizce haber mecrası Jerusalem Post (Kudüs Postası) muhabiri Qanta Ahmed'e verdiği röportajda özetle şunları söyledi:
"Başkan Trump, Suriye'yi yeniden büyük yapmak istiyorsa, bunun için SDG'yi desteklemesi gerekiyor."
"SDG, IŞİD'e karşı küresel koalisyona ve Suriye'nin yeni hükümetine dahil edilmeli."
"Suriye'de iktidarın ademi merkezileştirilmesi konusunda ABD'nin yardımına büyük ihtiyaç var."
"Kuzeydoğu Suriye'de 70 bin savaşçı ve 30 bin polis ve güvenlik görevlisi de dahil 100 bin asker kendi bölgelerini korumaktan sorumlu ilk basamakta görevli."
"Entegrasyonda, SDG'nin üç tümenini ve iki özel taburunu korumayı kabul ettik. Bunlardan biri sınır güvenliğine odaklanacak, diğeri ise kadın taburu olacak ve hepimiz Savunma Bakanlığı'nın bir parçası olacağız."
"ABD artık ulusal orduyla iş birliği yaparken bütünlüğümüzü korumamızın bizim için önemini anlıyor."
"Şam'da istikrar, Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzeydoğu Suriye'de kalmasını gerektiriyor."
(SDG'nin çok uluslu bileşimi) "SDG, Kürtler, laik Araplar, Hristiyanlar ve farklı etnik kökenlerden oluşan bir koalisyon."
"Amerikalılar daha dengeli bir rol görmeli. SDG'nin alternatifi yok; Ahmed eş-Şara'dan sadece vaatler değil, gerçek bir değişim görmemiz gerekiyor."
Mazlum Abdi'nin bu açıklamalarında, SDG'nin Suriye yönetimi entegrasyonunda topyekun bir katılma yok; ademi metkeziyetçilik var, bütünlüğünü korumak var. Bu oldukça net.
Suriye'de DEAŞ'ın hortlatılmasında esasen SDG'nin yapısının korunması amacı var.
Birkaç gün önce ABD askerlerine Suriye'de gerçekleşen saldırının perde arkasında da bence bu amaç var.
Hatırlarsanız, Suriye'nin Tedmur (Palmira) kentinde Suriye güvenlik güçleri ve ABD askerlerinin ortak devriyesine yönelik bir saldırı yapılmış ve 2 ABD askeri ile 1 ABD'li sivil hayatını kaybetmişti. Saldırıyı da DEAŞ üstlenmişti.
Ne hikmetse, ne zaman Türkiye SDG'ye yönelik bir operasyon hazırlığına girse, hemen Türkiye'de DEAŞ tarafından bir terör eylemi gerçekleşir ve ardından da ABD'li yetkililer "DEAŞ'la mücadelede SDG ortağımızdır" açıklaması yaparlar.
Bu, Suriye için de geçerli ve Tedmur'da yaşanan saldırı da bunun gibi. Saldırganın iki ay önce Suriye İç Güvenlik Güçleri'ne katıldığı ortaya çıktı. Şaşırdık mı? Hayır. Bu, SDG'nin elini güçlendirirken, ABD'ye SDG'yi koruma konusunda gerekçe sunuyor.
ABD gerçekten SDG'nin Şara yönetimine komple entegrasyonunu istese, Pentagon bütçesinden yardımı keser, verdiği tırlar dolusu silahı geri alır. Böyle bir şey var mı? Yok. Öyleyse oynanan tiyatrolara aldanmamalıyız.
Şara yönetimi, SDG'nin entegrasyonu için yıl sonuna işaret etmişti, 2 hafta gibi bir zaman kaldı.
Suriye ordusunun, SDG yapılanmasına verilen sürenin dolması ile birlikte büyük çaplı operasyonun startını vermeye hazırlandığı ifade edildi. Sadece bu hatta 7 tümen ve 80 bin askerin sevk edileceği aktarıldı. Bu sayının gelişmelere paralel artacağı, ordu envanterindeki ağır silahlara insansız hava araçları (İHA), helikopter ve savaş jetlerinin de destek vereceği belirtildi.
Sizce ABD şu sıralar böyle geniş çaplı bir operasyona ve çatışmaya izin verir mi? Elbette vermez. Göstermelik bir entegrasyonla bu işi bitirip, üstünü örtebilirler.
Sonuç olarak diyebiliriz ki; ABD'nin BOP'u adım adım uygulanıyor, projenin Irak, Suriye ayağı gerçekleşti, geriye İran ve Türkiye kaldı.
Irak'ta işgal, Suriye'de terör vekaleti ile iç savaş ile geldikleri noktaya, Türkiye'de İmralı ile yürütülen süreç ve ardından uygulamaya sokulacak olan "demokratik siyaset" dedikleri süreçle gelecekler.
Türk milleti olarak ayık olmalıyız, bu oyunlara gelmemeliyiz. Siyasilerimiz bu projenin ortağı olabililer, ama biz millet olarak buna müsaade etmemeliyiz.
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
























































