Başbakan'ı mazur görerek söylüyorum "seçim tarihi" açıklayan tüm siyasilerin demeçlerini, bir kalem silebilirsiniz. Çünkü hiçbirisi bu konuda bir tarih verecek ve irade otaya koyacak iktidara sahip değiller. Seçim hikâyesinin özü şudur:
Türkiye Cumhuriyeti'ni AB ve IMF ile bir kırılma ve tüketme noktasına getiren üst irade, 57. hükümetin bu misyonunu tükettiğine inanıp, daha az yıpranmış ama en az bir önceki (ANASOL-MHP) iktidar kadar bağlı ve bağımlı yeni bir siyaset projesiyle mi yoluna devam edecektir? Yoksa altın vuruşun son damlalarını da bu iktidara mı zerkettirecektir?
Şimdi tüm mesele bu iki cümleden ibarettir. Seçim isteğini bazen kendi aralarındaki rekabet, bazen hastalık bazende çözümlenemeycek hale getirdikleri sorunlardan kaçış adına ifade etmelerinni hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Seçime karar verecek olan Ankara ve bu hükümet değil, Washington'dur.
ABD'de bulunan Derviş'te, MHP adına Oktay Vural'da Beyaz Saray'ın katibiyle olsun görüşme yarışına giren parti yetkililerininde sorusunu aradığı cevap budur:
Washington seçime karar verdi mi ve bunun tarihi ne?
Bu temel sorunun ikinci ayağında da şu var:
Washington acaba bu kez kime göz kırpıyor?
Birinci sorunun cevabıyla ilgili açıklamaları yazının sonuna bırakarak, ikinci soruya cevap arayalım. Ancak bunun için de 57. hükümetin misyonunu hatırlamakta fayda var.
İcraatın içinden hükumet
ANASOL-MHP kurulduğu günden bu yana başta Kıbrıs, Ege, Güneydoğu, misyonerlik çalışmaları ve AB olmak üzere "ekonomideki çöküşte" dahil her konuda, tam bir misyon hükümeti gibi çalışmıştır.
Verilmedik taviz, en basit ifadeyle Türkiye'nin aleyhine düşmanlarımızın lehine atılmadık tek bir adım dahi kalmamıştır.
Kıbrıs ve Ege ilk kez bu hükümet zamanında sessiz ve derinden, uluslararası platforma taşınmıştır. Bir zamanlar Kıbrıs meselesine BM gibi genel bir şemsiyeyi dahi katmak istemezken Helsinki'de, sorunu Avrupa Birliği'nin çok istekli kucağına bu hükümetin attığı imzalarla taşıdık.
Üstelik hem Kıbrıs'ı hem de Ege'yi, 2004 takvimine bağlıdık. Artık en hayati bu iki konu Yunanistan'ın ve Avrupa'nın da tam olarak istediği gibi, Türk-Yunan sorunu olmaktan çıkmıştır.
2003'te kurulacak ve Türkiye'nin yine 57. misyon hükümeti zamanında dışarıda kaldığı ve kalacağı AB ordusuyla da Kıbrıs'ta ve Ege'de, Avrupa'nın sıcak askerî varlığını sınırlarımıza çekmeyi başardık.
Güneydoğu ve Apo için ise geldiğimiz noktaya bir bakın.
Dünün otuz bin insanın katili sıfatlı Apo'nun idamına, kalkmıştır gözüyle rahatlıkla bakabilirsiniz. Yaşanacak küçük boyutlu gecikmeler konuyu siyasetin değil, toplumun sindirmesiyle ilgilidir.
İkinci aşama Apo'nun affıdır ve PKK veya KADEK veya başka bir adla, terör örgütünün siyasallaşmasıdır.
Terörist başı'ndan sayın Öcalan'a bir çizgi tutturulmuştur. HADEP-ANAP seçim ittifakı bu sürece son noktayı koyacakatır.
Kürtçe eğitim, televizyon konularında da yolun yarısı katedilmiştir.
Ekonomi 250 milyar dolarlık borç batağı ve kumarhane kapitalizmiyle, IMF'ye bağlanmıştır. Ekonomyi IMF ve liberal anlayışla eşit gören hatta iman eden bu siyaset sınıfının, Türkiye'yi düzeltebilme şansı tükenmiştir.
Özelleştirme adı altında yabancılaştırma sürecinde yasal alt yapılar oluşturlumuş son raddeye ulaşılmıştır. Bankacılık sektörünü çökertilmiş, 100 yıllık hizmet kurumlarının kapısına kilit vurulmuştur.
İmanımız misyonerlik ve diyalog adı altında en ciddi tehtidlere maruz kalmış ve halkın "geleceğinin kurtulacağına dair umutları" da kapatılmıştır.
Şimdi vicdan sahibi hiç kimsenin itiraz etmiyeceği bu fotoğrafın yaratıcıları kimlerdir diye soralım.
Tabiî ki 3 yıllık icraatlarıyla 57. misyon hükümeti...
Peki Brüksel ve Washington bu hükümetten niçin rahatsızlık duysun? 57. misyon hükümetinden memnun olmaması için bir sebep olabilir mi?
Gelin işte burada azıcık kafa yoralım.
57 gitsin 58 gelsin
Tespit şu; yukarıda çizdiğimiz misyon nedeniyle iktidara taşınanlar, tabi ki ve doğal olarak toplumsal tabanlarını tüketmişlerdir. Washington'un dayanamayacağı tek şey işte budur.
Eğer taban oluşturamadınızsa Kemal Derviş dahi olsanız işiniz biter.
Bu zaaf nedeniyle Washington işi şansa bırakmak istemiyor. En uygun zamanda seçime giderek 57. misyon hükümetinin attığı imzalarda ismi olmayan bir yeni hükümetle, yoluna devam etmek istiyor.
Yani 57. hükümetin başlattığı misyonu tamamlayacak bir hükümet projesi üzerinde çalışıyor Washington... Bu noktada "seçim tabanı özürlü 57. hükümet" üzerinde zaman zaman dil sürçmesiyle, zaman zaman telkinlerle ifade ettikleri "seçim" bir atraksiyondan başka bir şey değil...
57. misyon hükümeti kullanılmış ve çöpe atılmıştır. Şimdi toplumsal bir tabanla kurulacak 58. hükümet bir önceki hükümetin misyonunu tazeleyecektir.
Peki bu 58. hükümet ne zaman kurulur ya da seçim ne zaman olacak sorusuna gelince;
ABD'nin kafasındaki proje şu olarak görünüyor. Mümkünse birleşmiş bir DSP-CHP ve bunun yanında DYP ile güçlendirilmiş koalisyon. İşte bir sonraki seçimin hiç değilse şimdilik flu fotoğrafı bu...
Ancak DYP'yi iktidara seçimden önce taşıyarak, mevcut hükümetin mağlupları arasına sokmak istemezler. Çünkü SOL-DYP iktidarının alternatifi yok.
Tansu Çiller'de zaten bu tuzağa düşmez.
Soruya yeniden dönecek olursak -kurulması planlanan iktidar senaryosunu da okuduktan sonra- seçim ne zaman olacak?
"Seçimin eğeri"
Bu sorunun cevabı Bağımsız Türkiye Partisi'nde gizlidir. Çünkü şu ana kadar yaptığımız tüm tahlillerin başına bir "eğer" kelimesini getirmek zorundayız.
Hani fıkrada anlatılıyor ya...
Adam atıp tutuyormuş, eğer iktidara gelirsek şöyle kesicez, şöyle biçicez diye... Muhatabı cevabı tek kelime ile vermiş;
"Eğer..."
BTP'nin topumda oluşturduğu milli rüzgar bugün seçimin önündeki en büyük engeldir. Ve bu rüzgarın hızı ve büyüklüğü de seçimi ertelemeye devam ettirecektir. Yani BTP seçimin "eğer"idir...
Türkiye Cumhuriyeti'ni AB ve IMF ile bir kırılma ve tüketme noktasına getiren üst irade, 57. hükümetin bu misyonunu tükettiğine inanıp, daha az yıpranmış ama en az bir önceki (ANASOL-MHP) iktidar kadar bağlı ve bağımlı yeni bir siyaset projesiyle mi yoluna devam edecektir? Yoksa altın vuruşun son damlalarını da bu iktidara mı zerkettirecektir?
Şimdi tüm mesele bu iki cümleden ibarettir. Seçim isteğini bazen kendi aralarındaki rekabet, bazen hastalık bazende çözümlenemeycek hale getirdikleri sorunlardan kaçış adına ifade etmelerinni hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Seçime karar verecek olan Ankara ve bu hükümet değil, Washington'dur.
ABD'de bulunan Derviş'te, MHP adına Oktay Vural'da Beyaz Saray'ın katibiyle olsun görüşme yarışına giren parti yetkililerininde sorusunu aradığı cevap budur:
Washington seçime karar verdi mi ve bunun tarihi ne?
Bu temel sorunun ikinci ayağında da şu var:
Washington acaba bu kez kime göz kırpıyor?
Birinci sorunun cevabıyla ilgili açıklamaları yazının sonuna bırakarak, ikinci soruya cevap arayalım. Ancak bunun için de 57. hükümetin misyonunu hatırlamakta fayda var.
İcraatın içinden hükumet
ANASOL-MHP kurulduğu günden bu yana başta Kıbrıs, Ege, Güneydoğu, misyonerlik çalışmaları ve AB olmak üzere "ekonomideki çöküşte" dahil her konuda, tam bir misyon hükümeti gibi çalışmıştır.
Verilmedik taviz, en basit ifadeyle Türkiye'nin aleyhine düşmanlarımızın lehine atılmadık tek bir adım dahi kalmamıştır.
Kıbrıs ve Ege ilk kez bu hükümet zamanında sessiz ve derinden, uluslararası platforma taşınmıştır. Bir zamanlar Kıbrıs meselesine BM gibi genel bir şemsiyeyi dahi katmak istemezken Helsinki'de, sorunu Avrupa Birliği'nin çok istekli kucağına bu hükümetin attığı imzalarla taşıdık.
Üstelik hem Kıbrıs'ı hem de Ege'yi, 2004 takvimine bağlıdık. Artık en hayati bu iki konu Yunanistan'ın ve Avrupa'nın da tam olarak istediği gibi, Türk-Yunan sorunu olmaktan çıkmıştır.
2003'te kurulacak ve Türkiye'nin yine 57. misyon hükümeti zamanında dışarıda kaldığı ve kalacağı AB ordusuyla da Kıbrıs'ta ve Ege'de, Avrupa'nın sıcak askerî varlığını sınırlarımıza çekmeyi başardık.
Güneydoğu ve Apo için ise geldiğimiz noktaya bir bakın.
Dünün otuz bin insanın katili sıfatlı Apo'nun idamına, kalkmıştır gözüyle rahatlıkla bakabilirsiniz. Yaşanacak küçük boyutlu gecikmeler konuyu siyasetin değil, toplumun sindirmesiyle ilgilidir.
İkinci aşama Apo'nun affıdır ve PKK veya KADEK veya başka bir adla, terör örgütünün siyasallaşmasıdır.
Terörist başı'ndan sayın Öcalan'a bir çizgi tutturulmuştur. HADEP-ANAP seçim ittifakı bu sürece son noktayı koyacakatır.
Kürtçe eğitim, televizyon konularında da yolun yarısı katedilmiştir.
Ekonomi 250 milyar dolarlık borç batağı ve kumarhane kapitalizmiyle, IMF'ye bağlanmıştır. Ekonomyi IMF ve liberal anlayışla eşit gören hatta iman eden bu siyaset sınıfının, Türkiye'yi düzeltebilme şansı tükenmiştir.
Özelleştirme adı altında yabancılaştırma sürecinde yasal alt yapılar oluşturlumuş son raddeye ulaşılmıştır. Bankacılık sektörünü çökertilmiş, 100 yıllık hizmet kurumlarının kapısına kilit vurulmuştur.
İmanımız misyonerlik ve diyalog adı altında en ciddi tehtidlere maruz kalmış ve halkın "geleceğinin kurtulacağına dair umutları" da kapatılmıştır.
Şimdi vicdan sahibi hiç kimsenin itiraz etmiyeceği bu fotoğrafın yaratıcıları kimlerdir diye soralım.
Tabiî ki 3 yıllık icraatlarıyla 57. misyon hükümeti...
Peki Brüksel ve Washington bu hükümetten niçin rahatsızlık duysun? 57. misyon hükümetinden memnun olmaması için bir sebep olabilir mi?
Gelin işte burada azıcık kafa yoralım.
57 gitsin 58 gelsin
Tespit şu; yukarıda çizdiğimiz misyon nedeniyle iktidara taşınanlar, tabi ki ve doğal olarak toplumsal tabanlarını tüketmişlerdir. Washington'un dayanamayacağı tek şey işte budur.
Eğer taban oluşturamadınızsa Kemal Derviş dahi olsanız işiniz biter.
Bu zaaf nedeniyle Washington işi şansa bırakmak istemiyor. En uygun zamanda seçime giderek 57. misyon hükümetinin attığı imzalarda ismi olmayan bir yeni hükümetle, yoluna devam etmek istiyor.
Yani 57. hükümetin başlattığı misyonu tamamlayacak bir hükümet projesi üzerinde çalışıyor Washington... Bu noktada "seçim tabanı özürlü 57. hükümet" üzerinde zaman zaman dil sürçmesiyle, zaman zaman telkinlerle ifade ettikleri "seçim" bir atraksiyondan başka bir şey değil...
57. misyon hükümeti kullanılmış ve çöpe atılmıştır. Şimdi toplumsal bir tabanla kurulacak 58. hükümet bir önceki hükümetin misyonunu tazeleyecektir.
Peki bu 58. hükümet ne zaman kurulur ya da seçim ne zaman olacak sorusuna gelince;
ABD'nin kafasındaki proje şu olarak görünüyor. Mümkünse birleşmiş bir DSP-CHP ve bunun yanında DYP ile güçlendirilmiş koalisyon. İşte bir sonraki seçimin hiç değilse şimdilik flu fotoğrafı bu...
Ancak DYP'yi iktidara seçimden önce taşıyarak, mevcut hükümetin mağlupları arasına sokmak istemezler. Çünkü SOL-DYP iktidarının alternatifi yok.
Tansu Çiller'de zaten bu tuzağa düşmez.
Soruya yeniden dönecek olursak -kurulması planlanan iktidar senaryosunu da okuduktan sonra- seçim ne zaman olacak?
"Seçimin eğeri"
Bu sorunun cevabı Bağımsız Türkiye Partisi'nde gizlidir. Çünkü şu ana kadar yaptığımız tüm tahlillerin başına bir "eğer" kelimesini getirmek zorundayız.
Hani fıkrada anlatılıyor ya...
Adam atıp tutuyormuş, eğer iktidara gelirsek şöyle kesicez, şöyle biçicez diye... Muhatabı cevabı tek kelime ile vermiş;
"Eğer..."
BTP'nin topumda oluşturduğu milli rüzgar bugün seçimin önündeki en büyük engeldir. Ve bu rüzgarın hızı ve büyüklüğü de seçimi ertelemeye devam ettirecektir. Yani BTP seçimin "eğer"idir...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
- Sahili olmayan umman / 14.04.2022
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021






























































































