logo
06 KASIM 2026

Şişli Meslek Yüksekokulu'na kayyum atandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Sarıgül ailesine yönelik yürütülen kara para aklama soruşturması kapsamında 11 kişi daha gözaltına alındı

06.11.2026 09:56:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şişli Meslek Yüksekokulu'na kayyum atandı
Şişli Meslek Yüksekokulu'na kayyum atandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Sarıgül ailesine yönelik yürütülen kara para aklama soruşturması kapsamında 11 kişi daha gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında Şişli Meslek Yüksek Okulu'na da kayyum atandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasındaki müşteki beyanlarında, kaynağı belirsiz paraların yurt dışındaki şirketler aracılığıyla yurt dışına çıkarıldığı, yatırım sözleşmelerinde belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılmadığı ve suçtan elde edilen gelirlere yasal görünüm kazandırılmaya çalışıldığı iddia edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Sarıgül ailesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon düzenlendi. Operasyonda Selin Sarılı, Leyla Anıl Gol, Mehmet Sedat Bekiroğlu, Ahmet Seval, Melih Karagöz, Yusuf Eren, Belen Tekinbaş, Cihan Erdönmez, Hülya Kahraman, Ali Ergün Gümüş ve Ali Aydın gözaltına alındı.

Öte yandan soruşturma kapsamında Şişli Meslek Yüksek Okulu'na da kayyum atandı. Aklama faaliyetlerinde Şişli Meslek Yüksek Okulu'nun da kullanıldığına ilişkin tespitler üzerine şüpheliler gözaltına alınırken, bu tespitler doğrultusunda kayyum atanması talep edildiği kaydedildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

06.11.2026 11:50:00
AA
 
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'un 2025 ve 2026 yıllarının ekim aylarına ait hava kirliliği verilerini karşılaştırdığı bir çalışma yaptı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarında kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) konsantrasyonu incelendi.

Kentte ekimdeki PM10 konsantrasyonu, 26 istasyonda metreküp başına ortalama 35,2 mikrogram olarak belirlendi. Bu değer, geçen yılın aynı ayında ortalama 31,9 mikrogram olarak ölçüldü. Böylece PM10 kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 10 arttığı tespit edildi.

PM10 konsantrasyonu​​​​​​​nun kentteki 6 istasyonda azaldığı, 20 istasyonda arttığı görüldü. Ekimde kentte PM10 konsantrasyonunun en yüksek olduğu istasyon metreküp başına 71,3 mikrogramla "Sultangazi 3", en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 18,1 mikrogramla "Üsküdar 1" oldu.

Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, hava kirliliğiyle mücadelenin insan sağlığı ve ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, toplumun ortak çözümler geliştirmesi ve harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul'daki 26 ölçüm istasyonunun verilerini değerlendiren Toros, hava kirliliğinin bu yılın ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığını belirtti.

Bu artıştaki ana faktörün meteorolojik değişkenler olduğunu aktaran Toros, "Geçen yılın eylül ayı ile bu yılın aynı dönemindeki yağışları karşılaştırdığımızda, bu yıl eylülde geçen yıla göre yüzde 50 daha fazla yağış meydana geldi. Çok yağış almamıza rağmen geçen yıl yağışlar daha uzun süre etkili olduğu ve arka planda alçak basınç alanları daha etkili olduğu için geçen yıl bu yıla göre daha temiz bir hava ile karşı karşıyaydık. Bu sene ise maalesef havamız daha kirli çıkmış oldu." dedi.

Toros, rüzgarın hava kirliliği üzerindeki etkisine dikkati çekerek, yüksek basıncın hakim olduğu dönemlerde hava hareketlerinin azalmasının kentlerde kirliliğin artmasına neden olduğunu kaydetti.

İstanbul'da hava kirliliğinin büyük çoğunluğunun araçlardan kaynaklandığını belirten Toros, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonun üzerinde olduğunu ifade etti.

Trafik yoğunluğu nedeniyle kısa sürede katedilebilecek mesafelerde yolculuk süresinin 20-30 dakikaya uzayabildiğini belirten Toros, araçların trafikte daha uzun süre kalmasının egzoz gazı salımını artırdığına dikkati çekti.

Toros, havaların soğumaya başlamasıyla ısınma kaynaklarının da devreye girdiğini aktararak, çoğu binada doğal gaz kullanılmasına rağmen bazı küçük mahallelerde veya sanayi sitelerinde doğal gaz dışındaki yakıtlarla ısınmanın sürdüğünü, bunun da hava kirliliğini artırdığını dile getirdi.

Şehirlerin, caddelerin ve sokakların temiz olmasının önemine değinen Toros, hava kirliliğine yol açan kaynakların da ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Günlük sınır değer 5 istasyonda aşıldı
Toros, ekim ayındaki ortalama PM10 konsantrasyonunun geçen yıl 3 istasyonda, bu yıl ise 5 istasyonda metreküp başına 50 mikrogramın üzerinde olduğunu anlattı.

Sağlık açısından havadaki günlük PM10 değerinin metreküp başına 50 mikrogramın altında olması gerektiğini belirten Toros, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yıllık ortalama PM10 değerinin ise metreküp başına 15 mikrogramın altında olmasını önerdiğini aktararak, "Bu değerin iki katından fazla kirli olduğumuzu görüyoruz." dedi.

Toros, hava kirliliğinin bugünden yarına temizlenecek bir olay olmadığını, uzun vadeli çalışmalar yapılması gerektiğini, Türkiye'nin 2053 karbon sıfır hedefinin bu açıdan son derece değerli olduğunu söyledi.

Atmosfere karbon salınımına neden olan maddelerin genellikle diğer kirleticilerin de kaynağı olduğunu belirten Toros, bunların tamamının azaltılması gerektiğini ifade etti.

Toros, sanayi öncesi dönemde atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun 300 ppm'in altında olduğunu, günümüzde ise 430 ppm seviyesine yükseldiğini belirterek, bu artışın insan sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak etkilediğini kaydetti.

"COP31 hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet"
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31'in hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet olduğunu dile getiren Toros, dünyanın farklı yerlerinden yöneticilerin, bilim insanlarının, öğrencilerin ve farklı kuruluşların Antalya'da bir araya geleceğini vurguladı.

Toros, hava kirliliğinin iklimi olumsuz etkilediğini, iklim değişikliğinin de taşkınlar, kuraklık, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi ve susuzluk gibi sonuçlara yol açtığını, atmosferin kirlenmesinin bu sorunların arka planındaki ana nedenlerden biri olduğunu ifade etti.

Toros, hava kirliliğinin okullarda, iş yerlerinde ve evlerde gündem maddelerinden biri olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Her birimiz evimizin önünü temiz tutarsak, iş yerimizin önünü temiz tutarsak, evimizde veya iş yerimizde veya ulaşımda herhangi alanda atmosfere zarar vermeyecek kirleticiler, yani atmosferin kirlenmesine katkı sağlamayacak yakıtlar kullanırsak, kaynakları verimli kullanırsak, atmosferimiz temizlenmiş olur, doğrudan sağlığımızı korumuş oluruz. Dolaylı olarak da şu anda tüm insanları tehdit eden küresel iklim değişikliğiyle ciddi anlamda mücadele etmiş oluruz. Hem de 2053 karbon sıfır hedefimize bir adım daha yaklaşmış oluruz."

"Öldürülen Hilal öğretmenin küçük bir çocuğu vardı"

Afyonkarahisar'da silahlı saldırıda ölen öğretmenlerin okul müdürü üzüntüsünü anlattı

06.11.2026 10:55:00
Anadolu Ajansı
 
"Öldürülen Hilal öğretmenin küçük bir çocuğu vardı"
"Öldürülen Hilal öğretmenin küçük bir çocuğu vardı"

Afyonkarahisar'da silahlı saldırıda 8 kişinin hayatını kaybetmesi, 1 kişinin de yaralanması üzüntüye neden oldu.

Yukarıtandır Köyü Ortaokulu Müdürü İbrahim Aktürk, saldırıda öğretmenler Ayşe Sena Demir ile Hilal Mete'nin de hayatını kaybettiğini hatırlattı.

Üzüntülerini dile getiren Aktürk, "Öğretmenler ders çıkışı evlerine giderken olay gerçekleşiyor. Öğretmenlerimiz görevlerini, öğrencilerini ve okullarını çok seviyorlardı. Öğrenciler de çok üzgün. Hilal Mete öğretmenimiz evliydi. Küçük bir çocuğu vardı" ifadelerini kullandı.

Hilal Mete'nin, annesinin vefatının ardından yalnız kalan babasının yanında olabilmek için iki yıl önce memleketi Afyonkarahisar'a tayin istediği öğrenildi.

Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında tutuklanması talep edilen Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki savcılığın sevk yazısında, Kaya'nın OZATD hissesini alış zamanının 2026 yılının nisan ayı, satış tarihinin ise 16 Eylül olduğu, bu tarihte hissenin piyasada satılmayıp virman şeklinde Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından alındığı ve hisse değerinin de şüphelinin hesabına aynı gün yatırıldığının anlaşıldığı belirtildi

06.11.2026 00:30:00
AA
 
Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı
Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı

Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, Özata Denizcilik San. ve Tic. AŞ isimli şirket hissesindeki işlem verileri ve bulgular neticesinde, şüpheli Kaya'nın kamuya açıklanmamış ve sermaye piyasası aracının fiyatını, değerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgilere sahip olduğu yönünde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından rapor düzenlendiği belirtildi.

Bu kapsamda savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu kaydedilen yazıda, "İlgili hissede yapılan işlemler ve Kamu Aydınlatma Platformu'ndaki (KAP) sermaye ve ortaklık yapısı incelendiğinde, Tera Grubunun şirket ve fon bazında OZATD hissesinde yoğun miktarda hisse alım işlemi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir." denildi.

Kaya'nın ifadesine yer verilen sevk yazısında, Tera Grubu yöneticilerinden Erdin Özel'le geçmişten de tanışıklığının bulunduğu, yine hisse yatırım sürecinde de bu görüşmenin yoğun bir şekilde devam ettiği, ayrıca Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'le görüştüğünü belirttiği kaydedildi.

Sevk yazısında, ayrıca şüpheli Kaya'nın Tera Grubu'na yatırım hesabı açtığının da işlem ve beyanlarla doğrulandığı ifade edildi.

İlgili hissenin hisse değerinin yükselişinin 2026 yılının nisan ayında başladığı, düşüş eğiliminin ise fonlarla ilgili olarak alınan tasfiye kararı tarihi olan 17 Eylül'den bir gün öncesi olan 16 Eylül'e kadar devam ettiği belirtilen yazıda, "Şüpheli Fatma Betül Sayan Kaya'nın OZATD hissesini alış zamanı 2026 yılının nisan ayı olup, almış olduğu hissenin satış tarihinin ise 16 Eylül olduğu, ayrıca bu tarihte hissenin piyasada satılmayıp virman şeklinde Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından alındığı ve hisse değerinin de şüphelinin hesabına aynı gün yatırıldığının anlaşıldığı" değerlendirmesi yapıldı.

Sevk yazısında, öncelikle OZATD hissesinin T+2 pozisyonunda olduğu, yani hisse satış işleminin gerçekleşmesinden sonraki 2 iş günü süren takas süresinde satış sonucu elde edilen miktarın hesaba geçtiği bir durum söz konusu olmasına rağmen, şüpheli Kaya'ya ait hisselerin satışının T+0 pozisyonunda yani virman şeklinde yapılarak bakiyenin aynı gün içerisinde hesaba geçtiği belirtildi.

"Tasfiyeden 1 gün önce bu işlem gerçekleşti"

Yazıda, bu virmanın Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ'ye yapıldığı, aynı gün içerisinde de bu şirket tarafından şüphelinin hesabına hisse satış bedelinin yatırıldığının tespit edildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Burada yapılan satış işleminin 16 Eylül tarihi olduğu, yani tasfiyeden 1 gün önce bu işlemin gerçekleştiği, belirtildiği üzere şüphelinin Tera Grubu yöneticileriyle diyalog halinde oluşu, ilk defa borsa yatırımcısı olmasına rağmen yatırım miktarının yüksek değerde oluşu dikkate alındığında şüphelinin hissenin fiyat hareket aralığını bildiği ve yine tasfiye kararının verileceğini de bilerek işlemler yaptığı görülmektedir."

Bu kapsamda kaçma ve delil karartma şüphesi dikkate alındığında şüpheli hakkında uygulanacak adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz olacağı aktarılan yazıda, açıklanan gerekçeler doğrultusunda da üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi. 

Kaya çiftinin ifade işlemleri tamamlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen sermaye piyasası ve fon soruşturması kapsamında ikinci kez savcılığa çağrılan eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül'ün ifade işlemleri yaklaşık 9 saatin ardından tamamlandı

05.11.2026 22:40:00
Haber Merkezi
 
Kaya çiftinin ifade işlemleri tamamlandı
Kaya çiftinin ifade işlemleri tamamlandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu'nca yürütülen soruşturmada; eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelerek ifade verdi.

Adliyeye girişinde "Müsaade ederseniz ifademizi verelim" diyen Kaya çifti, yaklaşık 9 saat süren işlemlerin ardından süreçten geçti.

İfadelerde öne çıkanlar

Soruşturmada Kaya çiftine Özata Denizcilik hisselerindeki alım-satım işlemleri soruldu:

Fatma Betül Sayan Kaya: Nisan 2026'da aldığı hisseleri ağustos ve eylül aylarında sattığını, elde ettiği geliri kısa süre Tera yatırım fonunda değerlendirdikten sonra kazanç görünen tutarı TMSF hesabına aktardığını, suçlamaları reddettiğini belirtti.

İlyas Kaya: Benzer şekilde Özata Denizcilik hisseleri alıp sattığını, Halk Yatırım ve Tera Yatırım üzerinden değerlendirdiği kazancı "vicdani rahatsızlık" duyarak TMSF hesabına gönderdiğini ifade etti.

Soruşturmanın arka planı

SPK'nın 131 fonu tasfiye etme kararı aldığı ve tutuklu sayısının 112'ye ulaştığı krizde, Kaya çiftinin 163 milyon liralık yatırımla yüksek kazanç elde ettiği iddia edilmişti. Bu sürecin ardından Fatma Betül Sayan Kaya görevlerinden ve partisinden istifa ederken, mal varlıklarına tedbir konulmuştu. Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ise görevini kötüye kullandığı iddiasıyla Bakanlık izniyle ifade verdi.

8 kişiyi katleden saldırgan yakalandı

Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde üç farklı köyde 8 kişiyi pompalı tüfekle öldürüp 1 kişiyi ağır yaraladıktan sonra gasbettiği araçla kaçan zanlı, Eskişehir'in Seyitgazi ilçesinde güvenlik güçlerinin düzenlediği dron destekli operasyonla yakalandı

05.11.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
8 kişiyi katleden saldırgan yakalandı
8 kişiyi katleden saldırgan yakalandı
Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde meydana gelen ve Türkiye'yi yasa boğan silahlı saldırıların faili, güvenlik güçlerinin nefes kesen takibi sonucunda Eskişehir kırsalında kıskıvrak yakalandı.

Köyler arasında dehşet saçtı

Edinilen bilgilere göre kanlı olaylar zinciri, İhsaniye ilçesine bağlı Yukarıtandır köyünde başladı. Şüpheli Arif Sefa Ö. burada silahla ateş açarak 1 kişinin olay yerinde ölümüne, 1 kişinin ise kaldırıldığı Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetmesine neden oldu. Saldırılarda İhsaniye Yukarıtandır Ortaokulunda görev yapan öğretmenler Ayşe Sena Demir ve Hilal Mete'nin de yaşamını yitirdiği açıklandı.

İlk saldırının ardından 35 AG 5198 plakalı aracı gasbederek kaçan zanlı, Ayazini köyüne geçerek 40 ND 574 plakalı araç içerisindeki 3 kişiyi daha pompalı tüfekle katletti. Saldırılarına Kıyır köyünde devam eden şüpheli, 03 AGV 654 plakalı araçtaki 2 kişiyi ve araca yaklaşık 1 kilometre mesafedeki 1 kişiyi daha vurarak öldürdü. Toplam 8 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin ise ağır yaralandığı olayların ardından saldırgan, 54 ACC 723 plakalı kırmızı renkli hafif ticari aracı gasbederek Eskişehir istikametine kaçtı.

Gasbettiği araç çamura saplandı, dronlarla izi bulundu

Olayın hemen ardından Afyonkarahisar Valiliği ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda geniş çaplı soruşturma başlatıldı. Kimliği ve fotoğrafı güvenlik birimlerine dağıtılan şüphelinin, Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi sınırlarına girdiği tespit edildi.

Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin koordineli saha taramaları sonucunda, zanlının kaçtığı kırmızı renkli araç Seyitgazi ilçesine bağlı Taşlık Mahallesi kırsalında çamura saplanmış ve terk edilmiş halde bulundu. Araçta yapılan aramalarda çok sayıda mühimmat ele geçirildi.

Kuyucak Mahallesi yakınlarında ablukaya alındı

Aracını bırakıp yaya olarak kaçmaya devam eden zanlıyı yakalamak için bölgeye özel harekât timleri sevk edildi. Termal kameralar ve dronların destek verdiği arama-tarama faaliyetlerinde zanlının Seyitgazi'ye bağlı Kuyucak Mahallesi'ndeki bir maden ocağı yakınlarında gizlendiği belirlendi.

Güvenlik güçlerinin bölgeyi ablukaya alarak yaptığı "teslim ol" çağrısına tüfeğiyle ateş açarak karşılık veren şüpheli, ekiplerin operasyonuyla sağ olarak etkisiz hale getirilip gözaltına alındı. Çıkan kısa süreli arbedede 2 jandarma personelinin hafif yaralandığı bildirildi.

Gözaltına alınan zanlının emniyet ve jandarmadaki sorgusu sürerken, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 başsavcıvekili ve 3 cumhuriyet savcısının yürüttüğü geniş çaplı soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünde yeni gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılındaki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada beklenen Adli Tıp Kurumu raporu tamamlandı. Fethi kabir ve otopsi verilerini inceleyen kurul, Denizolgun'un zehirlenme veya dış müdahale ile değil, yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu hayatını kaybettiği kanaatine vardı

05.11.2026 20:40:00
Haber Merkezi
 
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünde yeni gelişme
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünde yeni gelişme
Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada kritik bir aşama geride bırakıldı. Adli Tıp Kurumu (ATK) 1. İhtisas Kurulu, Denizolgun'un otopsi kayıtları, radyolojik görüntüleri ve mezarından alınan örnekler üzerindeki kapsamlı incelemesini tamamlayarak nihai raporunu hazırladı.

Zehirlenme bulgusu yok

7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunan Denizolgun'un vefatının yıllar sonra şüpheli bulunması üzerine, soruşturma kapsamında 19 Ağustos 2026 tarihinde Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri açılarak (fethi kabir) kemik, doku ve toprak örnekleri alınmıştı.

ATK raporunda yer alan toksikolojik analizlere göre, mezardan çıkarılan kemiklerde, mezar toprağında ve karşılaştırma amacıyla alınan referans toprak örneklerinde molibden, kadmiyum, cıva, talyum, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum gibi ağır metaller tespit edildi. Ayrıca bir kemik örneğinde antimon maddesine rastlandı. Ancak kurul, hem ilk otopside hem de fethi kabir işleminde elde edilen dokulardaki ağır metal oranlarının normal düzeylerde olduğunu ve aranan diğer toksik maddelere rastlanmadığını belirtti. Bu veriler ışığında, Denizolgun'un zehirlenerek öldürüldüğüne dair herhangi bir tıbbi delil bulunmadığı vurgulandı.

Boyundaki kırık ve göğüsteki morluklara açıklık getirildi

Soruşturma dosyasında tartışma konusu olan fiziksel bulgular da raporda tek tek değerlendirildi. Mezardan çıkarılan örneklerin stereomikroskopik incelemesinde, boyun kemiği gövdesinin sağlam olduğu ancak boyun kıkırdağında (tiroid kartilaj) kırık ve şekil bozuklukları bulunduğu kaydedildi. Uzmanlar, söz konusu kırığın dışarıdan bir müdahale sonucu değil, mezara gömme ve mezardan çıkarma işlemleri sırasında meydana geldiğini bildirdi.

Göğüs bölgesindeki morlukların ise ölümden günler önce oluştuğu ve tek başına ölüme sebep olmayacağı kaydedildi.

"Ölüm nedeni yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması"

Raporda, boğulma veya travmatik bir etkiye dair delil bulunmadığı net bir şekilde vurgulanırken, Denizolgun'un ölümünün 6 Eylül 2016'da yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucunda gerçekleştiği mütalaa edildi. Raporda yer alan tam metin ve detaylı bulgular ilgili web belgelerinde görülebilir.

Soruşturmanın geçmişi

7 Eylül 2016'daki ilk otopsi raporunda da ölümün travmatik olmayan beyin kanamasından kaynaklandığı belirtilmişti. Ancak yıllar sonraki yeni iddialar üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı genişleterek yeniden açmıştı.

Afyonkarahisar’da dehşet, çok sayıda can kaybı var

Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı kırsal mahallelerde farklı noktalarda pompalı tüfekle düzenlenen saldırılarda 8 kişi yaşamını yitirdi, ağır yaralılar hastaneye kaldırıldı. Kırmızı renkli hafif ticari araçla kaçtığı belirlenen şüphelinin yakalanması için güvenlik güçleri bölgede geniş çaplı operasyon başlattı

05.11.2026 19:20:00 / Güncelleme: 05.11.2026 20:16:35
Haber Merkezi
 
Afyonkarahisar’da dehşet, çok sayıda can kaybı var
Afyonkarahisar’da dehşet, çok sayıda can kaybı var
Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde meydana gelen peş peşe silahlı saldırılar bölgeyi yasa boğdu. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan silahlı yaralama ihbarları üzerine bölgeye çok sayıda jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi.

Ekiplerin yaptığı ilk incelemelerde; Ayazini Köyü mevkisinde 3 kişinin, Kıyır Köyü mevkisinde 2 kişinin araçlar içerisinde pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybettiği belirlendi. Yukarıtandır Köyü mevkisinde ise 3 kadının yaralı halde bulunduğu, hastaneye kaldırılan yaralılardan 2'sinin tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı bildirildi.

Can kaybı sayısına ilişkin son bilgiler

Olayın ardından bölgedeki arama ve inceleme çalışmaları genişletilirken, bazı kaynaklara göre hayatını kaybedenlerin sayısının 8'e yükseldiği aktarıldı. Hayatını kaybeden kişilerin kimlik tespit çalışmaları sürüyor.



Kaçan şüpheli için geniş çaplı operasyon

Soruşturma kapsamında elde edilen ilk bulgulara göre, saldırıların şehir dışından geldiği değerlendirilen bir şüpheli tarafından gerçekleştirildiği ve zanlının olay yerinden kırmızı renkli hafif ticari bir araçla kaçtığı tespit edildi.

Güvenlik güçleri, cinayetlerin işlendiği köylere ulaşımı sağlayan yolları tedbir amaçlı kapattı.

Şüphelinin Kütahya istikametine yönelmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, Eskişehir'in Seyitgazi ile Çifteler ilçeleri arasındaki yolda bir otomobili gasp ederek kaçışını sürdürdüğü iddiaları da araştırılıyor.

Öte yandan Afyonkarahisar merkez Osman Gazi Mahallesi'nde park halindeki bir otomobilde başından tüfekle vurularak ağır yaralanan bir kadına yönelik saldırının, İhsaniye'deki olaylarla bağlantılı olup olmadığı da emniyet birimlerince inceleniyor.

Polis ve jandarma ekiplerinin zanlıyı yakalamak için başlattığı çok yönlü soruşturma ve operasyon devam ediyor.

Valilikten açıklama

Afyonkarahisar Valiliğinin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, kentte meydana gelen silahlı saldırılarda 8 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin de ağır yaralandığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi amacıyla devletimizin ilgili tüm kurumları, olayın ilk anından itibaren koordinasyon içerisinde hareket ederek gerekli çalışmaları titizlikle sürdürmektedirler. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinasyonunda adli süreç hassasiyetle yürütülmektedir. Hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz. Başımız sağ olsun." 

Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül fon soruşturmasında savcıya ifade verdi

Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül fon soruşturmasında savcıya ifade verdi

05.11.2026 16:38:00
Haber Merkezi
 
 Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül fon soruşturmasında savcıya ifade verdi
 Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül fon soruşturmasında savcıya ifade verdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı.

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, savcıya ifade vermek üzere adliyeye geldi. Aynı dakikalarda eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül de ifade vermek için saat 11.00 sıralarında adliyeye giriş yaptı.

"Şüpheli" sıfatıyla ifadeye çağrılan üç ismin de saat 16.00 itibarıyla ifade işlemleri sürüyor.

Kaya çiftinin, SPK'nın tasfiye ettiği fonlardan birinde haksız kazanç elde ettikleri öne sürülmüştü.

Eski SPK Başkanı Gönül'ün ise fonlardaki hızlı yükselişle ilgili olarak görevini kötüye kullandığı iddia edilmiş; iddiayla ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı soruşturma izni vermişti.

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya daha önce de fon soruşturmasında ifade vermişti. Kaya çifti, 7 Ekim günü verdikleri ilk ifadede alım-satım işlemleriyle ilgili özel bilgi ve yönlendirme almadıklarını iddia etmişti.

Fatma Betül Sayan Kaya ile eşine, Özata Denizcilik hisselerinde gerçekleştirdikleri alım ve satım işlemleri ile sonrasındaki para hareketli sorulmuştu.

İlyas Kaya, nisan ayında yaklaşık 150 bin lot Özata Denizcilik hissesi aldığını, hisselerin bir bölümünü ağustosta sattığını, eylülde ise kalanını sattığını söylemişti.

Fatma Betül Sayan Kaya ise aynı dönemde yaklaşık 250 bin lot hisse aldığını ve eşiyle benzer tarihlerde satış yaptığını belirtmişti.

Çift, satışlardan elde ettikleri paranın bir bölümünü kısa süreli olarak yatırım fonlarında değerlendirdiklerini savunmuştu.

Çift, sağladıkları 2 milyar liranın üzerindeki haksız kazançla gündeme gelmiş, daha sonra bu paranın iade edildiği iddia edilmişti.

Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti üyeliğinden de istifa etmişti.

Konuya ilişkin açıklamayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Eyyüp Kadir İnan yapmıştı.

İnan, AK Parti'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları ve yetkili kurulların tespiti doğrultusunda gerekli işlemleri yaptığını vurgulamıştı ve "Fatma Betül Hanım partimizin üyesi değildir, partimizin mensubu da değildir." demişti.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti

05.11.2026 16:25:00
Haber Merkezi
 
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine hakkında açılan ‘tehdit’ davasının 5’inci duruşmasında beraat etti
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz'ın şikayeti üzerine yargılandığı tehdit davasında karar çıktı.

2024 yılında sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında dava açılan Özdağ, Kocaeli 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 5'inci duruşmasında beraat etti.

Eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz, 2024 yılında Berna Sultan Osmanoğlu'nun İstanbul'da düzenlenen düğününde yaptığı konuşmada, "Osmanlı'yı süren soysuzları lanetliyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Yılmaz'ın sözlerine sanal medya hesabından tepki gösteren Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise Yılmaz'a yönelik, "Şevki, umarım bir yerde karşılaşırız. Sana soylunun, soysuzun kim olduğunu gösteririm" paylaşımında bulunmuştu. Özdağ'ın paylaşımının ardından Yılmaz'ın şikayeti üzerine hakkında 'tehdit' suçlamasıyla dava açılmıştı.

Kocaeli 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 5'inci duruşmasında Özdağ'ın savunması dosya kapsamında değerlendirildi. Duruşmada sözlerinin tehdit içermediğini savunan Özdağ hakkında mahkeme beraat kararı verdi.

Mehmet Şimşek'ten fon açıklaması

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasfiyeye tabi tutulan 108 yatırım fonunda bugüne kadar 420 bin 31 kişiye toplam 130,2 milyar lira ödeme yapıldığını, 179 bin 449 kişinin net yatırım tutarının tamamını aldığını söyledi. Şimşek, MASAK tarafından 3,8 milyar liralık 100 işlemin ertelendiğini, 32 ülkede yapılan iş birliği sonucunda 9 milyar liralık mal varlığının tespit edilerek adli mercilerin bilgisine sunulduğunu bildirdi

05.11.2026 13:52:00
Haber Merkezi
 
Mehmet Şimşek'ten fon açıklaması
Mehmet Şimşek'ten fon açıklaması
AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçesi, kesin hesabı ve Sayıştay Raporları görüşülüecek. Bu kapsamda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, milletvekillerine sunum yaptı.

Küresel ekonomide belirsizliklerin ve ekonomik şokların arttığı bir dönemden geçildiğini belirten Şimşek, Türkiye ekonomisinin uygulanan program sayesinde dayanıklılığını artırdığını ifade etti.

Şimşek, 2026 yılında zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen Türkiye ekonomisinin ılımlı büyümesini sürdürdüğünü, büyümenin yıl sonunda yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi. Şimşek, "2027 yılında dış talepteki toparlanmanın yanı sıra verimlilik ve katma değer odaklı yatırımların da etkisiyle büyümenin kademeli olarak hızlanmasını bekliyoruz" dedi.

"TÜRKİYE EKONOMİSİ ILIMLI BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRDÜ"

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, 2026 yılında çoklu şokların yaşanmasına rağmen program hedeflerinden sapmanın sınırlı kaldığını ifade etti. Uygulanan programla makroekonomik temellerin güçlendirildiğini ve para ile maliye politikalarında oluşturulan manevra alanı sayesinde küresel şoklara karşı etkili tedbirler alınabildiğini söyledi. Şimşek, büyümenin 2026 yılında Orta Vadeli Program hedefinin 0,5 puan altında gerçekleşeceğini belirterek, şunları söyledi:

"2026 yılında zorlu bölgesel ve küresel koşullar ile ticaret ortaklarımızdaki yavaşlamaya rağmen Türkiye ekonomisi ılımlı büyümesini sürdürdü. Büyümenin bu sene yüzde 3,3 ile OVP hedefimizden 0,5 puan daha düşük gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2027 yılında dış talepteki toparlanmanın yanı sıra verimlilik ve katma değer odaklı yatırımların da etkisiyle büyümenin kademeli olarak hızlanmasını bekliyoruz. Üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıran, yatırımı ve ihracatı önceleyen politikalarımız sayesinde büyüme kompozisyonunun dezenflasyon süreciyle uyumlu olacağını öngörüyoruz."

"CARİ AÇIĞIN MİLLİ GELİRE ORANI YÜZDE 2,2 OLACAK"

Cari işlemler açığının yönetilebilir seviyelerde kaldığını ifade eden Şimşek, 2025 yılında yüzde 1,9 olan cari açığın milli gelire oranının, 2026 yılında savaşın etkilerine rağmen yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi.

Şimşek, enerji fiyatlarındaki düşüş ve dış talepteki toparlanmayla 2027 yılında cari açığın milli gelire oranının savaş öncesi seviyesine gerilemesini beklediklerini ifade ederek, yerli ve yenilenebilir enerji üretiminin artırılması, yüksek katma değerli ihracat ve hizmet ihracatındaki güçlü performansın cari dengedeki yapısal iyileşmeye katkı sağladığını kaydetti.

"ENFLASYONDAKİ EN BÜYÜK SAPMA ENERJİ ŞOKU NEDENİYLE YAŞANDI"

Orta Vadeli Program hedeflerinden en büyük sapmanın enerji şoku nedeniyle enflasyonda yaşandığını aktaran Şimşek, 2026 yılında birçok ülkede enflasyonun yükseldiğini, Türkiye'nin ise aldığı tedbirlerle savaş öncesi seviyelere göre yıllık enflasyonu sınırlı da olsa düşüren ülkeler arasında yer aldığını söyledi.

Şimşek, Merkez Bankası'nın değerlendirmesine göre jeopolitik şoklar yaşanmasaydı enflasyonun 7 puan daha düşük gerçekleşeceğini aktararak, "2027 yılında sıkı parasal duruş, ılımlı iç koşullar, beklentilerdeki iyileşme, hizmet enflasyonunda ataletin azalması ve küresel emtia fiyatlarında öngörülen gerileme dezenflasyon sürecini destekleyecektir" diye konuştu.

Makro finansal istikrarı önceliklendirdiklerini kaydeden Şimşek, rezerv yeterliliğindeki iyileşmenin, kur korumalı mevduatın sonlandırılmasının, Türk lirasına duyulan güvenin, düşük borçluluğun ve azalan ülke risk priminin ekonominin dayanıklılığını desteklediğini ifade etti. Öte yandan Şimşek, savaşın etkileri, ılımlı ekonomik aktivite ve Eşel Mobil uygulamasına rağmen 2026 yılı bütçe açığının başlangıç hedefi olan yüzde 3,5'in altında kalacağını öngördüklerini bildirdi.

"FON PİYASALARINDA 456 BİN PAY SAHİBİ FON SAYISININ YÜZDE 4,6'SINA DENK GELİYOR"

Sermaye piyasalarının tasarrufların verimli ve üretken yatırımlara yönlendirilmesi ve uzun vadeli finansman imkanlarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Şimşek, özellikle bankacılık sektörünün ağırlıklı olduğu Türkiye gibi ülkelerde sermaye piyasalarının derinleşmesinin önemine işaret etti.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28 Ağustos 2026 tarihinde yatırım fonlarına ilişkin rehberi güncellediğini hatırlatan Şimşek, rehberle yatırımcıların korunmasının, riskli yoğunlaşmaların önlenmesinin, kurumsal kapasitenin ve finansal şeffaflığın artırılmasının amaçlandığını söyledi. Şimşek, para piyasası fonları ve hisse senedi serbest fonlarının teminatsız borçlanma ve borsada olağan dışı fiyat hareketleri yoluyla oluşturabilecekleri sistemik riskin finansal istikrara etkisini önlemeye yönelik düzenlemelerin de rehberde yer aldığını ifade etti.

Şimşek, sermaye piyasalarındaki gelişmelerin ardından tedbirlerin hızla uygulamaya alındığını kaydederek, "Yaklaşık 456 bin pay sahibinin olduğu bu fonlar 17 Eylül itibariyle toplam fon sayısının yüzde 4,6'sına, toplam fon portföyünün yüzde 7,7'sine, hane halkı finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne ve milli gelirin yüzde 0,7'sine karşılık gelmektedir" dedi.

"TÜRKİYE SİGORTA VE TÜRKİYE EMEKLİLİK KAPSAMLI DENETİME ALINDI"

Tasfiye kapsamındaki fonların reel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, Merkez Bankası tarafından yayımlanan çalışmaya göre yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının söz konusu fonlarda 116 milyar liralık yatırımı bulunduğunu bildirdi. Şimşek, bu firmaların istihdamdaki payının yüzde 0,6, cirolarındaki payının ise yüzde 0,9 olduğunu kaydederek, "Yüksek fon maruziyetine sahip firmalar ise istihdamın 10 binde 3'ünü, ticari kredilerin 10 binde 2'sini oluşturmaktadır. Bunların tedarikçileri dahil bu firmaların ekonomideki payı oldukça sınırlıdır" ifadelerini kullandı.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun gözetim taramaları sonucunda Türkiye Sigorta ve Türkiye Emeklilik şirketlerinin kapsamlı denetime alındığını belirten Şimşek, iki şirket dışında sorunlu fonlarla bağlantılı risklerin sigorta ve emeklilik şirketlerinde aktif büyüklüğünün ve bireysel emeklilik fonlarında portföy değerinin 10 binde 1'inin altında olduğunu dile getirdi.

Şimşek, söz konusu iki şirketin sermaye yeterlilik rasyolarının eylül ayı itibarıyla sırasıyla yüzde 176 ve yüzde 382 seviyesinde olduğunu belirterek, "Bu durum finansal yapılarının güçlü ve yükümlülüklerini karşılama kapasitelerinin yeterli olduğunu göstermektedir" ifadelerini kullandı.

"TASFİYE KAPSMASINDA 179 BİN 449 KİŞİ NET YATIRIM TUTARININ TAMAMINI ALDI"

Fonların tasfiye sürecinin TBMM'de kabul edilen 7596 sayılı Kanun çerçevesinde yürütüldüğünü belirten Şimşek, sürecin adil, şeffaf ve etkin şekilde sürdürüldüğünü söyledi. Fon pay sahiplerine yapılan ödemelerde fon mal varlığı, geri kazanım hesaplarındaki kaynaklar ve isteğe bağlı iade hesaplarındaki tutarların kullanıldığını belirten Şimşek, kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacağını vurguladı. Şimşek, tasfiye kapsamında yapılan ödemelere ilişkin şu bilgileri verdi:

"Olağan tasfiye kapsamında 93 fonda 71 bin 899 hesaba 68 milyar lira ödenmiştir. Olağanüstü tasfiye kapsamında ise 4 Kasım 2026 tarihi itibariyle 15 fonda 542 bin 975 hesaba 62,2 milyar lira ara ödeme yapılmıştır. Böylece bugüne kadar 108 fonda 614 bin 874 hesaba 420 bin 31 tekil kişiye 130,2 milyar lira ödeme yapılmış ve 179 bin 449 kişi net yatırım tutarının tamamını almıştır.

Bu süreçte MASAK tarafından fonlardan haksız ve fahiş kazanç elde edenlerin bu kazançlarla ilgili mal varlıklarının tespiti ve yurt dışındaki mal varlıklarını ülkemize getirilmesi gibi girişimler de sürdürülmektedir. 4 Kasım itibarıyla 3,8 milyar lira tutarında 100 işlem ertelenmiş 32 farklı ülkedeki yurt dışı muadilleriyle iş birliği neticesinde 9 milyar lira mal varlığı tespit edilerek adli mercilerin bilgisine sunulmuştur. Önümüzdeki dönemde yatırımcı güveninin güçlendirilmesine ve sermaye piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin sağlanmasına yönelik ilave adımlar atılacaktır. Bu kapsamda kurumlarımızın üzerinde çalıştığı düzenleme taslağında manipülasyonlara karşı yaptırımların artırılmasına ve kurumsal kapasitelerin güçlendirilmesine odaklanılmaktadır. Ayrıca fonların koordineli işlemlerine yönelik etkili ve caydırıcı yaptırımların uygulanması, açıklanan fiili dolaşım oranlarının bağımsız olarak doğrulanmasını sağlayacak standartların oluşturulması ve piyasa gözetim mekanizmaları etkinliğinin artırılması hedeflenmektedir."

"2026 YILI BÜTÇE AÇIĞI BEKLENTİSİ YÜZDE 3,1"

Bütçe performansına ilişkin konuşan Şimşek, güçlenen harcama disiplini ve etkin gelir tahsilatı sayesinde 2023 yılından itibaren hedeflerden daha iyi bir bütçe performansı sergilendiğini ifade etti. 2026 yılında bütçe açığının milli gelire oranının başlangıç hedefinin altında gerçekleşmesini beklediklerini belirten Şimşek, şöyle konuştu:

"2026 yılında yüzde 3,5 seviyesinde öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranının başlangıç hedefinin altında yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Cari fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen 2025 yılından itibaren bütçemizde faiz dışı fazla veriyoruz. Bu sayede elde ettiğimiz mali alanı Eşel mobil için bu sene kullandık. 2027 yılı bütçesinde emeklilerimizin alım gücünü desteklemek amacıyla alan oluşturduk. Ayrıca faiz dışı harcamalarda stratejik alanları önceliklendiriyoruz.

Özellikle savunma, sosyal konut, gıda arz güvenliği, maden arama, sanayi altyapısı ve demir yolları için bütçe ödenekleri nominal milli gelir büyümesinin üzerinde artırılırken deprem harcamaları dışındaki tüm alanlarda disiplini sürdürüyoruz. Tasarruf genelgesi kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan 2024 yılında yüzde 3,1'e, 2025 yılında ise yüzde 2,9'a geriledi. 2026 yılında bu oranın yüzde 3'ün altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz."

"DOLAYLI VERGİLERİN PAYI YÜZDE 59,4'E GERİLEYECEK"

Vergi adaletini güçlendirerek vergilemede etkinliği artırmanın temel öncelikleri arasında bulunduğunu belirten Şimşek, program döneminde yüksek gelir grupları ve sermaye kesimine yönelik vergileri artıran düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payının düşürüldüğünü kaydeden Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Vergide adaleti güçlendirmek için yaptığımız düzenlemeler ve kayıt dışılığa yönelik aldığımız tedbirlerle 25 yıllık ortalaması yüzde 65,8 olan dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payını 2025 yılında yüzde 62,4'e indirdik. Dolaylı vergilerin payının 2026 yılında yüzde 59,4'e gerileyeceğini öngörüyoruz. Eşel mobil uygulaması olmasaydı bu oran yüzde 60,5 olacaktı.

2024-2026 OVP'sinde söz verdiğimiz gibi etkinliği azalan vergi harcamalarını azaltıyoruz. 2023 yılında yüzde 6,4 olan vergi harcamalarının gayri safi tüketime oranı 2025 yılında yüzde 5'e geriledi. 2026 yılında yüzde 4,5 olarak öngördüğümüz bu oranın 2027'de yüzde 4,4'e, orta vadeli program dönemi sonunda yüzde 3,9'a düşeceğini öngörüyoruz. Tekrar vurgulamak isterim ki vergi harcaması bir vergi affı veya borç silinmesi değildir. Vergi harcaması yüce meclisimizin yasal düzenlemelerle hayata geçirdiği vergi muafiyeti, istisna ve indirimlerden ibarettir. En büyük vergi harcaması tüm çalışanlarımızın yararlandığı asgari ücret istisnasıdır. Bu istisna kapsamında alınmayacak yaklaşık 1,5 trilyon lira 2027 yılı vergi harcamalarının yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır."

"2026'DA 401 BİN MÜKELLEF İLK KEZ BEYANNAME VERDİ"

Kayıt dışılıkla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü ve mükelleflerin haklarının korunduğunu vurgulayan Şimşek, vergi denetimlerinde amacın risk ve uyumsuzluklara yönelik mükellefleri bilgilendirmek ve gönüllü uyumu artırmak olduğunu söyledi.

Bu kapsamda beyanname gözetim ve yüksek gelir grupları gözetim programları gibi birçok uygulamanın devreye alındığını kaydeden Şimşek, incelenen her üç mükelleften birinin büyük ölçekli olmasının denetimlerde büyük ölçekli mükelleflere odaklanıldığını gösterdiğini ifade etti. Kayıt dışılıkla mücadele kapsamında beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar sağlandığını belirten Şimşek, "2026 yılında 401 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. 2022 yılında 2 milyon 250 bin olan gayrimenkul sermaye iradı mükellef sayısı 1 milyon 350 bin artarak 2026 yılı eylül ayında 3 milyon 600 bine ulaştı. Gelir vergisi beyanname sayısı 2023'e göre 1,1 milyon artarak 2025 yılında 5,5 milyona ulaştı. Hesaplanan vergi tutarı 3,5 katına çıkarak 702 milyar lira olarak gerçekleşti" şeklinde konuştu.

"FAİZ HARCAMALARININ MİLLİ GELİRE ORANI YÜZDE 3,6'YA ÇIKACAK"

Faiz yükündeki artışın bütçede faiz dışı fazla verilerek sınırlandırılmaya çalışıldığına dikkati çeken Mehmet Şimşek, son 25 yılda ortalama yüzde 5,2 olan faiz harcamalarının milli gelire oranının 2025 yılında yüzde 3,2 olarak gerçekleştiğini bildirdi. Deprem sonrasında ortaya çıkan ihtiyaçlar için yapılan yüksek tutarlı borçlanmalar ile küresel ve yurt içi gelişmelerin etkisiyle artan maliyetlerin faiz harcamalarını etkilediğini aktaran Şimşek, "Faiz harcamalarının milli gelire oranının bu yıl yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu etkilerin 2027 yılında da devam etmesi sonucu faiz harcamalarının milli gelire oranının yüzde 3,6'ya çıkacağını tahmin ediyoruz. Diğer taraftan kamu kesimi borçlanma gereğindeki düşüşle bu oranın program dönemi sonunda yüzde 3,4'e gerileyeceğini tahmin ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"2027 YILINDA ÇALIŞAN BAŞINA SAĞLANAN ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ ARTIRILACAK"

İstihdama yönelik aktif iş gücü politikalarının yanı sıra 2027 yılında çalışan başına sağlanan asgari ücret desteğinin artırılacağını belirten Şimşek, tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya başta olmak üzere bazı imalat sektörlerinde ve turizmde istihdamını koruyan işletmelere sağlanan prim desteğinin de artırılacağını söyledi. Şimşek, imalat sektöründeki işletmelere sunulan finansman imkanlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

"Kredi finansmanı ve istihdamı koruma programıyla imalat sektöründeki işletmelere 6 ay geri ödemesiz, 36 aya kadar vadeli finansman imkanı sunuyoruz. Sabit faizli kredilerde yüzde 37, değişken faizli kredilerde TLREF + 1 oranıyla finansmana erişebilen işletmelerin istihdamlarını korumaları halinde finansman maliyetinin 12 puanını kamu olarak biz karşılıyoruz. Bu tür destekleri 2027 yılında artırarak devam ettireceğiz."

Şimşek ayrıca, KOBİ'lerin ve ihracatçıların Hazine destekli kefalet sisteminde önceliklendirildiğini kaydederek, destek paketlerinde 156,5 milyar liralık kredi imkanının kullanıma hazır olduğunu, ihtiyaç duyulması halinde reel sektöre yönelik bu imkanların artırılacağını ifade etti.

"ÇİFTÇİ VE ESNAFA 743 MİLYAR LİRALIK KREDİ"

Çiftçi ve esnafa sağlanan kredi desteklerine ilişkin de bilgi veren Şimşek, 2026 yılı eylül ayı itibarıyla 828 bin tarımsal üreticiye 599 milyar liralık Hazine faiz ve kar payı destekli kredi finansmanı kullandırıldığını bildirdi. Bu kredilerden doğan faiz ve kar payının ortalama yüzde 70'inin Hazine tarafından karşılandığını belirten Şimşek, aynı dönemde 165 bin esnaf ve sanatkara 144 milyar liralık Hazine faiz destekli kredi kullandırıldığını, bu kredilerin faizinin yaklaşık yüzde 50'sinin Hazine tarafından karşılandığını kaydetti.

"ENERJİ SÜBVANSİYONLARININ MALİYETİ YARIM TRİLYON LİRA"

Bakan Şimşek, vatandaşlara yönelik enerji sübvansiyonlarının sürdürüldüğünü aktararak, 2026 yılının ilk dokuz ayında meskenlerde elektrik ve doğal gaz tüketimine sağlanan destek oranlarını açıkladı. Şimşek, "2026 yılının ilk 9 ayında elektrikte mesken 1. kademe tüketici grubunu yüzde 48, doğal gazda mesken tüketicilerini yüzde 58 oranda sübvanse ettik. Bu dönemde enerji sübvansiyonlarının finansman dahil bütçeye toplam maliyeti yaklaşık yarım trilyon lira oldu" dedi.

"TÜRKİYE FATF'İN 40 TAVSİYESİNİN 38'İ İLE UYUMLU"

Mali suçlarla mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eylül ayında yayımlanan Mali Eylem Görev Gücü'nün beşinci tür karşılıklı değerlendirme raporuyla Türkiye'nin mali suçlarla mücadelede uluslararası standartlara uyumunun tescillendiğini belirtti. Şimşek, Türkiye'nin FATF'in 40 teknik tavsiyesinin 38'iyle uyumlu bulunduğunu ifade etti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.