Bir ülkenin ve milletin bekası için en temel konulardan birisi tarımdır.Diğer bir ifadeyle, tarımını güçlendirmeyen, yerlileştirmeyen bir ülkenin yarını yoktur.Bugün dünyayı sömürge haline getirmek isteyen iradeler tarımı bir silah olarak gördüklerini açıkça ifade etmektedirler.Ülkelere işgal amaçlı olarak saldırıldığında, karnı tok olan insanlar, hiçbir silaha dahi sahip olmasalar elleriyle bile savaşarak büyük bir direnç ortaya koyabilirler.Nitekim, İstiklal Harbimiz milletimizin, dünyanın en güçlü, en teknik donanımlı ordularına karşı milletimizin bileğiyle, göğsüyle verdiği bir mücadeledir.Ama yerli tarım biter, insanlar ekmeyi, biçmeyi unutur, tarımda tamamen bağımlı hale gelinirse, işte o zaman işgale maruz kalmak için düşmanların topla, tüfekle saldırmasına da gerek yoktur. Zaten tarımı bitik, karnı aç olan bir millet, toprağını da kendi eliyle altın tepside takdim eder, namusunu da kaybeder, dolayısıyla inancı da kültürü de medeniyeti de kaybolup gider.Bugün İslam coğrafyasını kana bulayan terörizm sizce nasıl oluştu?Bu teröristleri araştırın, birçoğu aç olduğu için terörün girdabına düşüyor. Bir bulaşınca da bir daha kurtulması mümkün olmuyor. Öyle ki, açlık, kendi milletinin bile aleyhine dönen gözü dönmüş tetikçileri doğurabiliyor.Atom bombaları, nükleer silahlar, bir ülkeye atıldığı zaman oradaki insanları bir anda öldürür ama açlık milletleri önce fert, sonra köle yapar. Köle olan insanlar ise yaşamların sonuna kadar ölümü her gün yaşarlar.Tarımı devre dışı kalan bir ülkenin ne siyaseti kalır, ne dış politikası, ne hukuku, ne ordusu ne eğitimi ne de ailesi?Ve maalesef Türkiye bu kötü sona doğru hızla gitmektedir.Bir zamanlar tarım konusunda kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyken, bugün o potansiyel gerek insan açısından gerekse verimli araziler açısından hala mevcutken maalesef yanlış politikalar sebebiyle ülkemiz bu özelliğini kaybetmiş vaziyettedir.En temel tarım ürünlerinde bile ithalata bağımlı haldeyiz.Yanlış siyaset çünkü, tarım üretimine destek yok, maliyetler ithalata mahkumiyet sebebiyle oldukça yüksek, ürün fiyatları düşük, devlet garantisi yok, tarım köylüleri yabancıların hakim olduğu bankaların ve yandaş tüccarların kıskacında?Gazetemizde de çıkan haberde ifade edildiği gibi, bugün bankaların elinde 10 binlerce gayrimenkul icradan satılık vaziyette? Verimli araziler kelepir fiyata satılıyor. Sizce alıcı kim? Elbette ki yabancılar? Peki, bu satış yabancıya doğrudan satış kapsamında mı? Elbette ki hayır? Yabancılar hem tarım arazilerini kelepir fiyata alıyorlar, hem de saman altından su yürütüyorlar.Yakın bir zamanda çiftçilerin elinde tarım arazisi kalmayınca sizce istense bile yarın bir tarım üretimi yapılabilecek mi?Peki, tarım arazilerine kelepir fiyata ve yabancılar satış hukukunu bypass ederek el koyan yabancılar sizce buralarda yapılan tarımsal üretimden Türk milletine koklatacaklar mı?Elbette ki hayır?Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yıllardan beri "Bir metrekare toprağınızı satmayın", "Oyun, bu millet bu toprağı terk etsin oyunudur" derken siyaset olsun diye bu gerçekleri söylemiyordu.Bugün başta Rusya olmak üzere birçok ülke Sayın Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ndeki tarım projelerini hayata geçirerek hiçbir yabancı ülkeye muhtaç olmadan dimdik ayakta dururken, gücüne güç katarken, tarım konusunda tam bir felaket yaşayan, Somali olmaya yüz tutmuş ülkemizin hala kendi içindeki çözüme sırt dönmesi anlaşılır bir şey değildir.Unutmayalım, Rusya çözüm istedi, çözüme ulaştı, Türk milleti de çözüm isterse çözüme ulaşacak. Çözüm istemek, çözümü temenni etmek değil, çözümü iktidara taşımakla, içindekinin kıymetini bilmekle mümkündür.
Murat Çabas / diğer yazıları
- "Mutlak butlan" kararı ve demokrasinin geleceği / 24.05.2026
- Dolar imparatorluğundan “milli paralar” eksenli çok kutupluluğa / 23.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026
- Kâr hırsının karanlığında sönen 301 can / 16.05.2026
- Mutlak butlan, güç hukuku ve toplumsal muhalefet / 15.05.2026
- Dolar imparatorluğundan “milli paralar” eksenli çok kutupluluğa / 23.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026
- Kâr hırsının karanlığında sönen 301 can / 16.05.2026
- Mutlak butlan, güç hukuku ve toplumsal muhalefet / 15.05.2026



























































