HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 MAYIS 2022, PAZAR

Tehlikeli deneyler

11.01.2022 00:00:00
İnsanın sabrı ile oynamak, aklına hükmetmeye çalışmak veya alay etmek tehlikeli deneyler arasında kabul edilir. 
Özellikle toplumu çeşitli noktalardan yönetenlerin, kendi yandaşlarını kayırarak diğer kesimleri hiçe sayması, sabrın ve aklın zorlanması ile ilgili daha da tehlikeli bir deneydir. 
Dağ başındaki bir araziyi, kimsenin ayak basmadığı bir deniz kenarındaki kumsalı bir girişimciye 49 yıllığına kiralayabilir; orada otel yapılmasına, fabrika kurulmasına ya da tarımsal üretim için tahsis edilmesine karar verebilirsiniz. Bu o kadar dikkati çekmeyebilir. Ancak öğrenildiğinde tepkiye neden olabilir. 
Henüz kira sözleşmesi sona ermemiş, ihaleye çıkmamış büyük getiri kapısı olan limanların sürecini uzatmak akıllıca bir iş olmaz. Hele hele geleceği ipotek altına alıcı sözleşmeler yapmak ne kadar yasal olursa olsun kiralayan tarafın da ilerde katlanacağı sıkıntılar bakımından doğru değildir. Olsa olsa ne kadar aç gözlü ve fırsat düşkünü olunduğunu; geleceği, adaleti, memleketi düşünmediğinin bir göstergesidir. Bazı şeyler kanuna ve kurala ne kadar uygun olursa olsun, bazı durumlarda ahlaki bakımdan etik davranışlar değildir. 
Bugün Türk toprakları üzerinde yapılanmış; yabancı kaynakların işletiminden yer ve pay aldığı otoyollar, halkın sağlığı ile çok yakından ilgili olan şehir hastaneleri düşünüldüğünde, mevcutları iyileştirmek yerine büyük bir kıta ülkesi ile yarışa girdiğimizi, buna gerek olmadığını düşünüyorum. Kurulan hastanelere hasta, yollara ise geçiş garantisi vermenin, yerel halkın çıkarlarını göz ardı edip maden işletme ruhsatı adı altında orman katliamlarına, toprak ve su kaybına yol açan projeleri onaylamanın, çıkan madenleri yurt dışında işletecek firmaları yetkilendirmenin mantığını da anlamıyorum. 
Çevrede oturan köyleri, tarım alanların, en önemlisi insanlarımızı tehlikeye düşürecek ölümcül deneyler yaptırmanın akıl ile izah edilebileceğine de inanmıyorum. Türk halkı bu yapılanları unutmaz, kendi topraklarına yerleştirilen bir bombanın pimini çekmekten ve buna sebep olanları cezalandırmaktan da çekinmez. 
***
Her gün yeni bir zamla karşılaşmak, fiyat ayarlaması diyerek sürekli aynı ürünlere küçük küçük görülen ancak toplamda yekûn tutan zamlar yapmak; bunu haklı göstermeye çalışmak da çözüm değildir. Uzun bir süre fiyatları bastırmak için zamdan kaçınmış olmak, büyük bir birikimi birden devreye sokmak ise bürokrasi beceriksizliği ve zaten zor geçinen, lükse alıştırılmış Türk insanının aklı ile alay etmek, kendi ayağına kurşun sırmış olmaktır.
İşçiye verdiği zamları bir gecede geri alan; dolar artmamışken piyasadaki temel tüketim mallarına zam yapan, kamu hizmetlerini bile aşırı zamla sarsan başka bir ülke görmediğimi belirtmeliyim. 
Pandeminin kol gezdiği, yasakların ertelendiği; ölen ölür, kalan sağlar bizimdir zihniyeti ile akıl dışı bir uygulama sergilendiği ortada iken, gerekli tedbirleri almaktan uzak durmanın ya da gerçeklerin halktan gizlenmesinin de bir manası yoktur.
Öylesine bir seçim bombası oluşturulmaktadır ki, akıllara zarar. 
***
Kontrol edeceğiz bahanesi ile sınır ötesi harekâtlarda yabancılara ait topraklarda ölen askerlerin yakınları, pandemide kaybettiğimiz insanların dost ve akrabaları, açlıktan pazarlarda meyve-sebze toplayanlar, çocukları ısınsın diye ahırının tahtasını söküp sobasını yakanlar, yıllardır atama bekleyen, zor şartlarda okutulmuş yurdum insanı dururken Suriyelilere iş kapısı açanlar kolay kolay unutulmayacaktır. Hastane kapılarında ölenleri, ülkeyi terk etmek zorunda kalan doktor, mühendis gibi çeşitli mesleklere sahip kaliteli insanları, dükkân veya iş yerini kapatmak zorunda kalanları, tarlada iki liraya gasp edilen ürünün çarşıda pazarda on iki lirayı satıldığını göre köylü-çiftçi esnafını, asgari ücreti ödeyemeyeceği için işçi kısıntısına giden iş yeri sahiplerini, kendisini belediye önünde benzin döküp yakanları da bu unutmayacaklar arasına koyalım. Bunların her biri bugün seslerini çıkarmasalar da bombanın içinde biriktirilen barut gibidir. 
***
Büyük Orta Doğu planının bir parçası yapmak için Türkiye'ye göz dikmiş olan yabancı provokatörleri de unutmayalım. Bütün bunları anlayabilmek için büyük resme bakmak ve Türkiye'nin hangi coğrafyada ayakta durmaya çalıştığını iyi değerlendirmemiz lazım. 
Ülkeye yeni atanan hatırı sayılır büyükelçileri bir inceleyin bakalım. Bunların geçmişinde neler, sırtlarında kimlerin günahı, bu ülke insanları ile ne alıp veremedikleri var diye…
Geçmişi unuttuğumuz, unutturulacak operasyonlara izin verdiğimiz için bu ülkede Atatürk'ü yok etmeye çalışan akıl ve beden güçleri elini kolunu sallayıp geziyorlar.  Oysa her biri şehit ve gazi çocukları ile dolu bu vatanın her köşesi hattı müdafaa ile değil, sathı müdafaa edenlerle yurt yapılmış, sınırları çizilirken her aileden bir iki şehidin kanı ile sulanmıştır. 
Bu gerçeği unutanlar gaflet, delalet ve hatta hıyanet içindedirler.
O nedenle Türk insanı ve Türkiye üzerinde sabır, güç, devlete itaat gibi konularda tehlikeli deneyler yapanların bu tutumlarından biran önce vazgeçmesi, halka karşı değil, halkın yanında halkla ve hakla birlikte yürümesi gerekir. 
Yoksa sakin atın çiftesi pek, acısı ise kalıcı olur.
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

11.01.2021, 11.01.2020, 11.01.2019, 11.01.2018, 11.01.2017, 11.01.2016, 11.01.2015, 11.01.2014, 11.01.2013, 11.01.2012, 11.01.2011, 11.01.2010, 11.01.2009, 11.01.2008, 11.01.2007, 11.01.2006, 11.01.2005, 11.01.2004, 11.01.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.