Türkiye'de siyasi irade, ekonomi sahasındaki işbilmezliğinin faturasını vatandaşa kesip, vatandaşın kendisine bile yetmeyen gelirini en ince ayrıntısına kadar kontrol altına almaya ve de kısıtlamaya çalışıyor.Halbuki yapılması gereken vatandaşın üç kuruşuna göz dikmek değil, yaşam standardının nasıl yükseltileceğinin formüllerini araştırmaktır. Dünya çapında yapılan birçok araştırma Türkiye'deki yaşam standartlarının dipte olduğunu ortaya koyuyor.Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye söylediği çok önemli bir söz vardır: "Milleti yaşat ki devlet yaşasın."Vatandaşı tek gelir kaynağı olarak görerek, onun üzerinde sürekli baskı üzerine baskı kurmak, boyunu aşacak düzeyde ondan çeşit çeşit vergiler almak ve toplanılan bu vergileri vatandaşa hizmete değil de, faiz lobilerine aktarmak milleti öldürür, dolayısıyla devleti de çökertir. Devletin çökmesi demek, onun yönetiminde bulunan siyasilerin de en büyük zararı görmesi demektir.ABD'deki mortgage krizini hatırlayalım. Geliri yetersiz olan ve bu sebeple borçlarını ödeyemeyen Amerikalıların havlu atması neticesinde bu kriz ortaya çıkmıştı ve sadece ABD'yi değil, ABD ile birlikteliği olan bütün ülkeler zarar görmüştü ve hala görüyorlar.Bu kriz ABD ekonomisini dibe çekmiş ve başındaki Bush yönetimini de yerle bir etmişti.Şimdi, milletimizin yaşam kalitesinin yerlerde süründüğünü gösteren araştırmaya biraz değinelim. Çalışma Ekonomik ve Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından yapıldı.Çalışmada, ülkelerin konut, gelir, iş imkânları, toplum, eğitim, çevre, şeffaflık, sağlık, hayat memnuniyeti, güvenlik ve iş-özel hayat dengesi gibi göstergeleri dikkate alınarak bir Kaliteli Yaşam Endeksi oluşturuldu. Bu endekse göre Türkiye, 34 ülke arasında sonuncu oldu.Endekse göre, Türkiye'de kişi başına yıllık gelir 10 bin 504 dolar ile OECD ortalaması olan 23 bin 47 doların yarısı bile etmiyor. Sadece bu da değil, bu milli gelir vatandaşlara adil bir şekilde paylaştırılmıyor, çok azı yüksek gelirler elde ederken, çoğunluk çok düşük gelirlere talim ediyor. Gelir dağılımında büyük bir uçurum var.Türkiye'de çalışabilir yaştaki (15-64) nüfusun yalnızca yüzde 48'i meslek sahibi. OECD ortalaması ise yüzde 66. Türkiye'de insanlar OECD ortalaması olan yıllık 1776 saatten daha fazla, yıllık 1877 saat çalışıyor. İşçilerin yüzde 46'sı çok uzun saatler çalışırken bu oran OECD ortalamasında yüzde 9. Eğitimde de durum pek parlak değil. Üniversite mezunu olanların oranı yüzde 31, OECD ortalaması ise yüzde 74.Yani Türkiye'de vatandaşlar çok daha fazla çalışmasına rağmen, diğer ülkelere göre daha az gelir elde ediyorlar. Eğitim durumunda ise sınıfta kalmış durumdayız.Ve siyasi irade oldukça kalitesiz bir yaşam süren vatandaşlarımıza daha da yük bindirmenin telaşında?Bu yanlıştan derhal dönülmelidir. Vatandaşa bu kadar yük bindirmek, devleti küçültmek adı altında vatandaşa hizmeti daraltmak, faiz lobilerine para yetiştirmek için vatandaşın ümüğünü sıkacakların sayısını artırmak iyi bir yönetim anlayışı değildir.Bu anlayış ABD'de patladı ve bugün ABD hala ayakta kalabiliyorsa bu senyoraj hakkını fazlasıyla kullandığı ve de parasını tüm dünyaya ihraç edebildiği içindir. Senin böyle bir durumun da yok. Milletin iflas bayrağını çekti mi sana dönüp bakacak hiçbir müttefik de bulamazsın. Tavsiyemiz, dünyada milleti yaşatacak tek model olan Milli Ekonomi Modeli'ni Sahibinden öğrenmeleridir.Örneğin, 4 kişilik bir aile ele alalım. Baba, anne ve 2 çocuk? Baba asgari ücretle çalışıyor 4000 lira maaş ve 500 lira vatandaşlık maaşı; anne, ev hanımı meslek maaşı ve vatandaşlık maaşı 1000 lira; çocuklar 250'şer lira burs? Topladığımızda bu aileye aylık giren gelir en az 6000 liradır. Bu ailenin yıllık geliri 72000 lira olur.MEM ile bu aile hiçbir vergi vermeyecektir, dolaylı vergiler kalkacağı için de ihtiyaç duyduğu ürünlere daha ucuza ulaşabilecektir. Daha da ilginci devlet bu aileye bu imkanları verdiği takdirde daha fazla gelir elde edecektir. Nasılını MEM kitabında okuyun.İşte milleti yaşatmak budur, devleti yaşatmak budur, yaşam kalitesi ancak böyle artırılır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz! / 30.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026




























































































