12 Aralık tarihli "Kokuşmuşluk her yerde!" başlıklı yazımda şöyle yazmıştım:
"Bir ülkede toplumsal çürüme, ahlaki yozlaşma, kokuşmuşluk başladığı zaman, bu, o toplumun tepeden tırnağa her kesimine sirayet eder.
Basına yansıyan haberlere baktığımızda maalesef bugün ülkemizde de bu durumu görüyoruz.
Örnekleri alt alta koyduğunuzda sadece görünen kısmı bile durumun vahametini gösteriyor, bir de buzdağının görünmeyen kısmını düşünürseniz, tam bir felaket."
AKP'nin Gaziantep eski milletvekili Şamil Tayyar da dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Tablo ağır, çürüme lokal değil! Tüm bünye tehdit altında" ifadelerini kullandı.
Tayyar'ın değerlendirmesinde iktidara ve iktidarın çevresindekilere de ciddi bir özeleştiri var. Yaşanan çürümüşlüğün AKP'li ünlü bir isim tarafından çarpıcı bir şekilde dillendirilmesi ise artık meselenin üstünün örtülemediğini, mızrağın çuvala sığmadığını gösteriyor.
Hatta Tayyar'ın örnekler vererek paylaştıkları, "çürümüşlüğün kurumsallaştığının" da bir ispatı.
Şimdi Şamil Tayyar'ın paylaşımında vurguladıklarını, daha iyi anlaşılması için madde madde aktaralım:
- (Mehmet Akif Ersoy eksenindeki uyuşturucu soruşturması) "Özel hayat diyerek kenarından dolaştığımız dosyayı detaylı inceleyip bağlantıları birleştirdiğimizde sapkın ilişkiler ve uyuşturucu kullanımının, 'keyif' boyutunu aştığı görülüyor."
- "Devlet, siyaset, ticaret ve yargı dünyasını etkileyerek haksız kazanç temin ettikleri, yargı, bürokrasi ve medyada kadrolaştıkları anlaşılıyor."
- "Önemli kamu kurumundaki başkan yardımcısı, sevgilisini kuruma aldırıyor."
- "Bir başkası, TV sunucusu sevgilisine bir kamu kurumundan sembolik rakamla ev kiralıyor."
- "Üst düzey medya yöneticisi, yargıdaki işleri için yanına bu sunuculardan birini alarak hakim ve savcıları ziyaret ediyor."
- "Bir diğeri, alem esnasında önemli devlet yöneticilerini görüntülü arayarak yanındaki kadınlara güç gösterisi yapıyor."
- "Üzülerek ifade ediyorum, kimileri külliye programına ödül olarak yazılıyor."
- "Bu ilişkilere göre ekranlar paylaştırılıyor, konuklar belirleniyor, politikalar şekillendiriliyor."
- "Gözaltındaki varlıklı isimlerle ekipteki hukukçular üzerinden bağlantı kurularak milyon dolarlık anlaşmalar yapılıyor."
- "Hem yerel hem merkezi iktidarla eş zamanlı flört ediliyor."
- "Farklı siyasi eğilimleri temsil etseler de yukarıdaki sebeplerde birleşiliyor."
- "Mevzunun yargı boyutu bir yana, siyaset kurumunun çok yönlü arınma sürecini başlatması konusundaki ısrarımız bundandır."
- "Zira, çürüme lokal değil tüm bünyeyi tehdit ediyor."
İktidar cenahından bu gerçekleri ifade edebilmek, anlattıkları buzdağının sadece görünen kısmı olsa da, oldukça önemli.
Hatırlarsanız, kasım ayının ortalarında, Cenevre merkezli hazırlanan Global Initiative Against Transnational Organized Crime 2025 adlı bir rapor gündeme gelmişti.
Bu raporda, Türkiye'nin organize suç endeksinde dünyadaki 193 ülke arasında 10'uncu sıraya yükseldiği vurgulanmıştı.
Raporda en dikkat çekici ifade ise şuydu:
"Türkiye'de suç aktörleri yalnızca yeraltında değil, siyasal ve ekonomik yapılar etrafında konumlanıyor, devletle bağlantılı bazı gruplar 'dokunulmazlık zırhı' sayesinde cezasız kalıyor ve bu kültür güçleniyor."
İşte Tayyar'ın yaptığı tespitler ve aktardığı örnekler, küresel raporun bu tespitini maalesef doğrular mahiyette.
Her zaman ifade ediyoruz, bir kez daha altını çizelim, Türkiye'de "cezasızlık algısı" var ama bu muhalefette değil, muhalif basın ve medya mensuplarında değil, muhalif düşünen işadamlarında, sivil toplum temsilcilerinde değil, sokak röportajlarında hükümetin yanlış icraatlarını eleştiren vatandaşlarda değil...
Peki nerede? İktidara yakın olan ve yaşadığı güç zehirlenmesiyle, "Bana bir şey olmaz" diyen çevrelerde.
Şimdi onların bir kısmına operasyon yapılıyor. Acaba bu, "Bakın biz yakınımızda olanlara da operasyon yapıyoruz" diyebilmek için dostlar alışverişte görsün şeklinde mi yapılıyor, yoksa suça karışmış olanlara yakınlığa uzaklığa bakmadan adil bir şekilde mi yapılıyor?
Eğer küresel raporda ifade edildiği gibi, suçla mücadele resmi ya da gayriresmi dokululmazlıklara takılırsa, adil operasyonlardan bahsetmek mümkün olmaz, cezasızlık algısı devam eder, çürümüşlükteki kurumsallaşma da katlanarak artar.
Yaşanan bütün bu gelişmeler, Bağımsız Türkiye Partisi'nin yıllar önce gerçekleştirdiği "Kaybolan Değerler" sempozyumlarının ve son dönemde başlattığı "uyuşturucu, sanal bahis, kumar, çeteleşme ve ahlaki yozlaşma ile mücadele" kapsamında "Geleceği Savunmak" programlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Çürümüşlükte değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu gibi sağlıklı bir toplum olmada kurumsallaşmalıyız.
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026


























































