Geçtiğimiz Pazar günü Gaziantep’te yapılan Milli Kahramanları Anma Programı tek kelimeyle muhteşemdi.
Program saat 13.00’da başladı 21.00’a kadar 8 saat sürdü. 35 akademisyen konuşma yaptı. Grup Nefes birbirinden güzel türküler, şarkılar, marşlar söyledi. Gaziantep’in gazi torunları izleyicileri gözyaşlarına boğan konuşmalar yaptı, şiirler ve ağıtlar okudular.
Ve finalde Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın tarihi konuşması…
Hem aklımız doğru bilgiyle hem de gönlümüz imanla, canını vererek bizlere bu aziz vatanı emanet edenlere sevgiyle, kahramanlık aşkıyla doldu.
“Ceddimiz bizler için çok büyük fedakarlıklara katlandı, bizler de imanımızın gereği gelecek nesillerimiz için aynı fedakarlıklara katlanmak zorundayız, vatanımıza, bayrağımıza, dinimize sahip çıkmalıyız” kararlılığını tüm hücrelerimizde yaşadık.
Prof. Dr. Baş’ın konuşması baştan sona çözüm doluydu.
O, “Türkiye’nin yeniden işgal edilmesini nasıl engelleriz”i ortaya koydu.
O, çözümün gerçekleşmesinde devlet-millet, asker-sivil, tek bilek tek yürek olmasının zorunluluğunu ortaya koydu.
O, eğer yeni bir anayasa hazırlanacaksa, bunun en başta Türk milletinin tarihi misyonuna, kimliğine uygun olması gerektiğini ve hem sivil irade hem de askeri iradenin uyum içinde birlikte ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Ve bu noktada çok önemli tarihi bir ikazda bulundu. Hatırlarsanız Başbakan Erdoğan Ergenekon davasının başlarında bu davanın savcısı olduğunu belirtmişti, son zamanlarda da içeride bulunan askerlerin avukatı gibi davranmaya başladı.
Sayın Baş bu noktaya dikkat çekerek şunları söyledi:
“Eğer kendi adına uyandıysa güzel ama değilse çok kötü. Niye? Çünkü bu bir şeyin habercisi olabilir. Askeri dışarı çıkarmak lazım. Onun şartı da genel aftır. O halde Apo ile birlikte bunları birlikte dışarı salalım kanaatiyle bir af yasası gelebilir. Ben size bunu haber vermiş olayım…”
Dün Ergenekon bahanesiyle, Türkiye’yi komutansız bırakmak isteyen dış güçler, bugün farklı hedefler için önünü açmak istedikleri Apo ve diğer PKK’lı yöneticiler için genel bir af pazarlığı mı yürütüyorlar?
Ne asker çıktığı zaman eski asker olacak, ne de Apo çıktığı zaman eski Apo olacak.
Her şey bir senaryo gereği yürütülüyor.
Sayın Baş, çözüm için AB bataklığına saplanmaktan da kurtulmamız gerektiğini ortaya koydu ve “Biz AB’de olamayız” dedi.
Ve şu önemli tespiti ekledi:
“Neden AB’de olamayız? AB bir müstakil bayrak ister. Onun kendine has bağımsız parası olması lazım. Kendine has ordusu olması lazım…
Şimdi soruyorum: Bayrağı Türk bayrağı olmazsa, ordusu Türk ordusu olmazsa bu millete Tük milleti denir mi?”
Sayın Baş şunları söyledi:
“Sizin gibi düşünen, sizin gibi konuşan, sizin adınıza plan ve program yapan bir adam ile beraber olacaksınız. Vallahi olduğunuz gün, yeminle konuşuyorum, iki senede Avrupa’yı, 3 senede ABD’yi refüze ederiz.
Kim oluyor bunlar yahu? Onların aklı akıl da, bizimkisi ne? Biz asırlar boyu dünyaya adaletle hükmetmiş bir milletin evlatlarıyız. Değil Türkiye’yi tüm dünyayı adalete, mutluluğa ve huzura kavuşturmaya var mısınız? Ben planımla ve projemle geliyorum.”
Birileri karanlığı sürekli gündem ederek, karanlığa farklı şekilde hizmet ederken, Prof. Dr. Haydar Baş karanlığın üzerine bir güneş gibi doğuyor, her yeri aydınlatıyor.
Program saat 13.00’da başladı 21.00’a kadar 8 saat sürdü. 35 akademisyen konuşma yaptı. Grup Nefes birbirinden güzel türküler, şarkılar, marşlar söyledi. Gaziantep’in gazi torunları izleyicileri gözyaşlarına boğan konuşmalar yaptı, şiirler ve ağıtlar okudular.
Ve finalde Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın tarihi konuşması…
Hem aklımız doğru bilgiyle hem de gönlümüz imanla, canını vererek bizlere bu aziz vatanı emanet edenlere sevgiyle, kahramanlık aşkıyla doldu.
“Ceddimiz bizler için çok büyük fedakarlıklara katlandı, bizler de imanımızın gereği gelecek nesillerimiz için aynı fedakarlıklara katlanmak zorundayız, vatanımıza, bayrağımıza, dinimize sahip çıkmalıyız” kararlılığını tüm hücrelerimizde yaşadık.
Prof. Dr. Baş’ın konuşması baştan sona çözüm doluydu.
O, “Türkiye’nin yeniden işgal edilmesini nasıl engelleriz”i ortaya koydu.
O, çözümün gerçekleşmesinde devlet-millet, asker-sivil, tek bilek tek yürek olmasının zorunluluğunu ortaya koydu.
O, eğer yeni bir anayasa hazırlanacaksa, bunun en başta Türk milletinin tarihi misyonuna, kimliğine uygun olması gerektiğini ve hem sivil irade hem de askeri iradenin uyum içinde birlikte ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Ve bu noktada çok önemli tarihi bir ikazda bulundu. Hatırlarsanız Başbakan Erdoğan Ergenekon davasının başlarında bu davanın savcısı olduğunu belirtmişti, son zamanlarda da içeride bulunan askerlerin avukatı gibi davranmaya başladı.
Sayın Baş bu noktaya dikkat çekerek şunları söyledi:
“Eğer kendi adına uyandıysa güzel ama değilse çok kötü. Niye? Çünkü bu bir şeyin habercisi olabilir. Askeri dışarı çıkarmak lazım. Onun şartı da genel aftır. O halde Apo ile birlikte bunları birlikte dışarı salalım kanaatiyle bir af yasası gelebilir. Ben size bunu haber vermiş olayım…”
Dün Ergenekon bahanesiyle, Türkiye’yi komutansız bırakmak isteyen dış güçler, bugün farklı hedefler için önünü açmak istedikleri Apo ve diğer PKK’lı yöneticiler için genel bir af pazarlığı mı yürütüyorlar?
Ne asker çıktığı zaman eski asker olacak, ne de Apo çıktığı zaman eski Apo olacak.
Her şey bir senaryo gereği yürütülüyor.
Sayın Baş, çözüm için AB bataklığına saplanmaktan da kurtulmamız gerektiğini ortaya koydu ve “Biz AB’de olamayız” dedi.
Ve şu önemli tespiti ekledi:
“Neden AB’de olamayız? AB bir müstakil bayrak ister. Onun kendine has bağımsız parası olması lazım. Kendine has ordusu olması lazım…
Şimdi soruyorum: Bayrağı Türk bayrağı olmazsa, ordusu Türk ordusu olmazsa bu millete Tük milleti denir mi?”
Sayın Baş şunları söyledi:
“Sizin gibi düşünen, sizin gibi konuşan, sizin adınıza plan ve program yapan bir adam ile beraber olacaksınız. Vallahi olduğunuz gün, yeminle konuşuyorum, iki senede Avrupa’yı, 3 senede ABD’yi refüze ederiz.
Kim oluyor bunlar yahu? Onların aklı akıl da, bizimkisi ne? Biz asırlar boyu dünyaya adaletle hükmetmiş bir milletin evlatlarıyız. Değil Türkiye’yi tüm dünyayı adalete, mutluluğa ve huzura kavuşturmaya var mısınız? Ben planımla ve projemle geliyorum.”
Birileri karanlığı sürekli gündem ederek, karanlığa farklı şekilde hizmet ederken, Prof. Dr. Haydar Baş karanlığın üzerine bir güneş gibi doğuyor, her yeri aydınlatıyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026























































































