Zamanın sonu yani ahir zaman. Yüce Allah'ın Kuran'da vurguladığı, uyardığı, akıbetlerini haber verdiği, Hz. Peygamberin (s.a.a.v) hadislerinde dile getirdiği olayları noktası, virgülüne kadar yaşıyoruz. Başlıklar halinde bir hatırlayalım:
İslam toplumunun önüne geçenler, Yahudi ve Hristiyanları dost edindi, müminleri bırakıp onların yanında izzet ve şeref arayışına girdi, onların her isteklerini, emir kabul ettiler.
Bunlara uymaları nedeniyle Müslümanlar birbirlerine kılıç kaldırdılar. Katliamlar yaptılar. Malları, canları, namusları, zenginlikleri tarumar edildi.
Ama kimse dönüp de 'bu belalar niçin bizim başımıza geliyor' diye bir muhasebe yapmadılar, yapmadık. Birbirlerini, birbirimizi suçladık.
Dinin adı kaldı
Kuran'ı okuyanlar çoğaldı ama okudukları Kuran, boğazlarından aşağı inmedi. Camiler çoğaldı, süslendi ama hidayetten ve maneviyattan mahrum mekanlar haline geldi.
Sünnet ya terkedildi ya da birilerinin tekelinde şekillendirildi. Din adeta maddi ve siyasi kazanç kapısı haline getirildi. Yani İslam'ın adı kaldı.
Müslümanlar mal ve makam sevgisine düştü, helal-haram ölçüsü kalmadı. Haram meşrulaştırıldı.
Öyle ki Hadislerde buyurulan, 'bir kişinin sabah mümin olarak kalkıp akşam kafir olarak yatması veya akşam mümin olarak yatıp sabah kafir olarak kalkması, kişinin dinini az bir dünyalık için satması' gerçekleşti.
Siyasetçiler değişti, din adamları, bilim insanları değişti. Toplumda değişti. Artık iman, 'elde tutulan kor ateş' gibi.
Yalancılar doğrulanıyor, doğrular yalanlanıyor. Sesleri çok çıkmaları, mal ve makamları yüzünden haksızlar haklı, haklılar ise haksız çıkarılıyor.
Hainler emin, eminler ise hain ilan ediliyor. Ateş su, su ise ateş olarak insanların önüne konuluyor.
Liyakatsizlik her yeri sarmış vaziyette. Doğru konuşulmuyor, sözler tutulmuyor, emanete hıyanet ediliyor.
İlmin kalkması ve cehaletin yayılması
İlim sahipleri azaldı, cehalet yayıldı. İnsanların açıktan inkar ediyor ve inançsızlık gösterisi yapıyor.
Hem dinsiz dindarların hem de dinsizlerin ortak hedefi İslam.
Toplumsal bağlar zayıfladı, sevgi-saygının azaldı. Madde ve maddi gösteriş öne çıktı, kalpler viran oldu. Selam vermek bile unutuldu. Dedikodu yayıldı, İnsanlar arasındaki güven kayboldu.
Toplumsal ahlak çöktü. Gayri meşru ilişkilerin çoğaldı, alenileşti ve meşrulaştı.
Faiz, alkol, uyuşturucu, kumar, şans oyunları her yere bulaştı.
Mal çoğaldı ama dünya malı adeta put oldu. Ticaret globalleşti. Ticaretle beraber dolandırıcılık, hile, kara para aklama vs. de globalleşti.
Fasıklar yani kötü insanlar iş başına geldi. Yalancı şahitlik arttı, adalet bozuldu.
Ve o Hadis
Hz. Sevbân (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: 'Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.'
Orada bulunanlardan biri: 'O gün sayıca azlığımızdan mı?' diye sordu.
'Hayır! Buyurdular. 'Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çerçöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çerçöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!'
'Zaaf da nedir ey Allah'ın Resulü?' denildi. 'Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!' buyurdular. (Ebû Dâvûd, Melâhim 5)
Geldiler ve İslam dünyası çer çöp oldu.
Tek çıkış yolu var
Bu benim iddiam değil bizzat Allah Resulünün (s.a.a.v) iman edenler için reçetesidir, yön tayinidir, müjdesidir.
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu ki: 'Ben, sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum: Biri Allah'ın kitabı ve diğeri ise itretim, Ehl-i Beyt'im. Bu ikisine sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapmazsınız. Bu ikisi, Kevser havuzunun başında bana varıncaya kadar birbirinden ayrılmazlar." (Sahih-i Müslim, c.7, s.122; Sünen-i Daremî, c. 2, s.432; Müsned-i Ahmed, c.4, s. 14, 17, 26, 59; c.4, s.466, 471; c.5, s.182; Müstedrek-i Hâkim, c.4, s.109, 148, 533 vs.)
Hz. Peygamber'in (s.a.a) büyük sahabesi olan Ebuzer, Kâbe'nin kapı halkasını tutmuş bir halde yüksek sesle insanlara şunu haykırıyordu: "Ey insanlar! Bu iki kulağımla işittim ki Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyordu:
"Benim Ehl-i Beyt'im Nuh'un gemisi gibidir. Kim, o gemiye binerse kurtulur ve her kim o gemiye binmekten sakınırsa helak olur.'"
"(Ey Peygamber! Müslümanlara) De ki: Sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum; istediğim, ancak yakınlarıma (Ehl-i Beytime) sevgidir." (Şûra Süresi 23)
Abdullah İbni Abbas'dan şu hadis nakledilmektedir. Meveddet ayeti indiği zaman ashab Resulullah'a (s.a.v) sordular:
"Ya Resulullah, meveddetleri bizlere farz olan bu şahıslar kimlerdir?"
Resulullah şöyle buyurdu: "Meveddetleri sizlere vacip olanlar; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'dir."
Yani onları seveceğiz, onlara sarılacağız, onların rengine boyanacağız, onlar gibi inanma ve yaşama gayretinde olacağız.
Ne mutlu kurtuluşa erenlere…
İslam toplumunun önüne geçenler, Yahudi ve Hristiyanları dost edindi, müminleri bırakıp onların yanında izzet ve şeref arayışına girdi, onların her isteklerini, emir kabul ettiler.
Bunlara uymaları nedeniyle Müslümanlar birbirlerine kılıç kaldırdılar. Katliamlar yaptılar. Malları, canları, namusları, zenginlikleri tarumar edildi.
Ama kimse dönüp de 'bu belalar niçin bizim başımıza geliyor' diye bir muhasebe yapmadılar, yapmadık. Birbirlerini, birbirimizi suçladık.
Dinin adı kaldı
Kuran'ı okuyanlar çoğaldı ama okudukları Kuran, boğazlarından aşağı inmedi. Camiler çoğaldı, süslendi ama hidayetten ve maneviyattan mahrum mekanlar haline geldi.
Sünnet ya terkedildi ya da birilerinin tekelinde şekillendirildi. Din adeta maddi ve siyasi kazanç kapısı haline getirildi. Yani İslam'ın adı kaldı.
Müslümanlar mal ve makam sevgisine düştü, helal-haram ölçüsü kalmadı. Haram meşrulaştırıldı.
Öyle ki Hadislerde buyurulan, 'bir kişinin sabah mümin olarak kalkıp akşam kafir olarak yatması veya akşam mümin olarak yatıp sabah kafir olarak kalkması, kişinin dinini az bir dünyalık için satması' gerçekleşti.
Siyasetçiler değişti, din adamları, bilim insanları değişti. Toplumda değişti. Artık iman, 'elde tutulan kor ateş' gibi.
Yalancılar doğrulanıyor, doğrular yalanlanıyor. Sesleri çok çıkmaları, mal ve makamları yüzünden haksızlar haklı, haklılar ise haksız çıkarılıyor.
Hainler emin, eminler ise hain ilan ediliyor. Ateş su, su ise ateş olarak insanların önüne konuluyor.
Liyakatsizlik her yeri sarmış vaziyette. Doğru konuşulmuyor, sözler tutulmuyor, emanete hıyanet ediliyor.
İlmin kalkması ve cehaletin yayılması
İlim sahipleri azaldı, cehalet yayıldı. İnsanların açıktan inkar ediyor ve inançsızlık gösterisi yapıyor.
Hem dinsiz dindarların hem de dinsizlerin ortak hedefi İslam.
Toplumsal bağlar zayıfladı, sevgi-saygının azaldı. Madde ve maddi gösteriş öne çıktı, kalpler viran oldu. Selam vermek bile unutuldu. Dedikodu yayıldı, İnsanlar arasındaki güven kayboldu.
Toplumsal ahlak çöktü. Gayri meşru ilişkilerin çoğaldı, alenileşti ve meşrulaştı.
Faiz, alkol, uyuşturucu, kumar, şans oyunları her yere bulaştı.
Mal çoğaldı ama dünya malı adeta put oldu. Ticaret globalleşti. Ticaretle beraber dolandırıcılık, hile, kara para aklama vs. de globalleşti.
Fasıklar yani kötü insanlar iş başına geldi. Yalancı şahitlik arttı, adalet bozuldu.
Ve o Hadis
Hz. Sevbân (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: 'Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.'
Orada bulunanlardan biri: 'O gün sayıca azlığımızdan mı?' diye sordu.
'Hayır! Buyurdular. 'Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çerçöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çerçöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!'
'Zaaf da nedir ey Allah'ın Resulü?' denildi. 'Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!' buyurdular. (Ebû Dâvûd, Melâhim 5)
Geldiler ve İslam dünyası çer çöp oldu.
Tek çıkış yolu var
Bu benim iddiam değil bizzat Allah Resulünün (s.a.a.v) iman edenler için reçetesidir, yön tayinidir, müjdesidir.
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu ki: 'Ben, sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum: Biri Allah'ın kitabı ve diğeri ise itretim, Ehl-i Beyt'im. Bu ikisine sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapmazsınız. Bu ikisi, Kevser havuzunun başında bana varıncaya kadar birbirinden ayrılmazlar." (Sahih-i Müslim, c.7, s.122; Sünen-i Daremî, c. 2, s.432; Müsned-i Ahmed, c.4, s. 14, 17, 26, 59; c.4, s.466, 471; c.5, s.182; Müstedrek-i Hâkim, c.4, s.109, 148, 533 vs.)
Hz. Peygamber'in (s.a.a) büyük sahabesi olan Ebuzer, Kâbe'nin kapı halkasını tutmuş bir halde yüksek sesle insanlara şunu haykırıyordu: "Ey insanlar! Bu iki kulağımla işittim ki Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyordu:
"Benim Ehl-i Beyt'im Nuh'un gemisi gibidir. Kim, o gemiye binerse kurtulur ve her kim o gemiye binmekten sakınırsa helak olur.'"
"(Ey Peygamber! Müslümanlara) De ki: Sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum; istediğim, ancak yakınlarıma (Ehl-i Beytime) sevgidir." (Şûra Süresi 23)
Abdullah İbni Abbas'dan şu hadis nakledilmektedir. Meveddet ayeti indiği zaman ashab Resulullah'a (s.a.v) sordular:
"Ya Resulullah, meveddetleri bizlere farz olan bu şahıslar kimlerdir?"
Resulullah şöyle buyurdu: "Meveddetleri sizlere vacip olanlar; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'dir."
Yani onları seveceğiz, onlara sarılacağız, onların rengine boyanacağız, onlar gibi inanma ve yaşama gayretinde olacağız.
Ne mutlu kurtuluşa erenlere…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Müslümanlardan saklanan ayet ve hadisler / 20.03.2026
- Sayın Erdoğan ‘el ile değiştirme’ makamındadır / 19.03.2026
- ABD putu yıkılıyor / 18.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Müslümanlardan saklanan ayet ve hadisler / 20.03.2026
- Sayın Erdoğan ‘el ile değiştirme’ makamındadır / 19.03.2026
- ABD putu yıkılıyor / 18.03.2026


























































