HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

50+1

15.02.2021 00:00:00
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın "Anayasa zokasına takılmayacağız, gündemimiz ekonomi" mealindeki yaklaşımı gerçekten doğru. Doğru ama "fala inanma falsız da kalma" diyen bir ata sözümüzde var.  Dolayısı ile en azından falsız kalmamak için, bu gündemden bîzar olsak da bîhaber olma lüksümüz maalesef yok. O nedenle göle maya çalmaya devam edeceğiz.
 
Magna Carta'dan Senedi İttifak'a Anayasa tartışmalarına dalacak değiliz ama yeni anayasa tartışması başlatan hükümetin 2002'den bu yana Anayasa/lar ile imtihanını da hatırlamak zorundayız.
 
Hükümet son çıkışı ile birlikte 4 kez, ya da şöyle söyleyelim 4 saikden beslenerek Anayasayı değiştirdi ya da değiştirme temelli teşebbüsler içinde oldu!
 
Birincisi, 12 Eylül 2010 tarihli Fetö'nün sonuna kadar içinde yer aldığı Anayasa Değişikliği! Hani Fetö'nün Pensilvanya'dan "mümkün olsa ölüler mezardan kalkıp oy kullansa" diyerek hileye göz kırptığı referandum. 27 maddelik bu Anayasa değişikliği ile Yargı önce Fetö'nün, sonra da Hükümetin kontrolü altına girdi. Kuvvetler ayrılığı ilkesi çok büyük oranda darbe aldı!
 
İkincisi hükümet PKK terör örgütü ile sıcak irtibatların olduğu dönemde Ülkeyi federasyona götürecek bir Anayasa değişikliği -haydi en iyimser ifadeyi kullanalım- teşebbüsünde bulund. AB süreci üzerinden yürütülen bu kampanyadan Oslo görüşmeleri ile haberdar olduk. En nihayet Dolmabahçe mutabakatı ile masanın devrildiği bir süreçti bu! PKK eli silahlı dağda Ankara'yı tehdit ederken, hükümet Anayasayı değiştirmeyi çok istedi ama devlet son anda duruma el koydu ve uçurumun kıyısından dönülmüş oldu.
 
Gerçekleşse idi Anayasa'nın ilk 4 maddesi buharlaşacak ve muhtemelen bu ülke Suriyeleşecekti!
 
Üçüncüsüne Bahçeli Anayasası diyebiliriz. 2016 yılında Bahçeli "ya Erdoğan Anayasa'nın öngördüğü Cumhurbaşkanlığı yetkilerine çekilsin, ya da getirin Başkanlık sistemini Meclis'e oylayalım" çıkışı ile bugünkü Başkanlık modelinin temelleri atıldı.
 
Bu değişikliklerin ülkeyi getirdiği sonuç ortada. O kadar ki bu sistemden besleneler dahi bugün ondan memnun değiller!
 
Hükümetin Dördüncü Anayasal sürecine de "50+1 Anayasası" ya da "hükümeti mevcut fotoğraf ile devam ettirme Anayasası" ismini versek yanlış olmaz.  Çünkü bu son Anayasa çıkışının özünü, hükümet icraatları/seçmene hizmet ile sağlanamayacağı artık iyiden iyiye anlaşılan 50+1'in başka formülasyon ile  kazanılması oluşturuyor. Yani sahada kaybedenlerin masada kazanma stratejisi diyebiliriz.
 
(Mevcut hükümetin devamını sağlayacak formüle muhalefet evet demez ise -herhalde diyecek halleri yok- bir seçim kanunu değişikliği ile baş başa kalacağız. AKP, MHP oyları nerede az, nerede çok üzerinden inşa edilecek bir seçim kanunu!)
 
Evet, hükümetin biteviye devam eden Anayasa aşkının kısa hikayesi işte bu!
 
Anayasa talepleri hiçbir zaman halka hizmetin standartlarını yükseltmek için düşünülmedi. Ya da halk, siyasal iktidarı kuşatarak kendisine dönük insan hakları, yargı bağımsızlığı, daha güçlü adalet ya da hak arama özgürlüğü vs gibi ilkesel bir dayatma da bulunmadı. Son derece sığ, evrensel prensiplerden beslenmeyen, günü kurtarmaya dönük ama özünde siyasal iktidarın kısa vadeli ömrünü uzatacak basit girişimler olarak kaldı.
 
O sebeple de Anayasa değişiklikleri daha mürekkebi kurumdan eskidi, anlamını ve değerini yitirdi.
 
Bugün yazık ki ana sorun burada yatıyor. Ne iktidar ne de söz söyleme ve yetirme imkanlarına sahip muhalefet, Anayasa tartışmalarını günübirlik siyasal çıkarları üzerinden yürütüyor. O nedenle de ortada bir samimiyetin izi yok ve bu samimiyetsizlikten de büyük bir anayasa çıkmıyor ve çıkmaz!
 
Yapılan her değişiklik halka değil kapalı dar bir alana hizmete matuf olduğu için de ülkeyi daha da geriye götürüyor. İleriye götürmesi gerektiği halde!
 
Bütün bu negatif tabloya rağmen enseyi karatmayacağız. Çünkü  bu ülke/coğrafya en büyük anayasasını  Anadolu'yu Vatanlaştırma amacı ile  1071'de Malazgirt'te yazdı. 1071 Anayasası, can vererek yazılan 1071 Anayasası, en son İstiklal savaşında tecdit edildi. İstiklal savaşında mündemiç olan Anayasa ile  Batı'ya "Malazgirt'te vatanlaştırdığımız Anadolu hâlâ bizimdir" dedik.
 
Yürürlükte olan ve değişmeyecek olan Anayasa budur! Diğerleri Ali yazar Veli bozardan başka bir şey değildir.
 
Ahmet Erimhan / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.