HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 MAYIS 2021, CUMA

Bir ihtimal daha var

27.09.2001 00:00:00
Ne kadar doğru bilemiyoruz, duyduğumuza göre, ABD'de aykırı düşünenler ödüllendiriliyormuş. Gerçekle ilgisi binde bir bile olsa, aykırı düşünceler dikkate alınıyormuş. Biz de, hiçbir ödül beklemeden, ABD'de meydana gelen saldırı olayında, aykırı düşünenlerin düşüncelerini seslendirmek istedik. Bazıları diyorlar ki: "ABD, bu işi kendisi yaptı. İkiz kulelerin ömürleri bitmişti, yıkılmaları gerekiyordu. ABD, onları böyle bir senaryo ile yıkarak bir taşla bir kaç kuş vurmayı amaçlamıştır. Birincisi, binalar sigortalı olduğu için, binaların bedelini sigorta şirketlerine ödettirecek. Herhangi bir zarar söz konusu değil. Hatta belli bir miktar da Türkiye'nin payına düşüyormuş. İkincisi ve en önemlisi ABD, terörü bahane ederek Orta Asya'ya yerleşecek, Orta Asya petrollerini ve ezeli rakiplerini kontrol altına alacak".

İsterseniz, "bu bir komplo teorisidir, hayal üründür" deyip geçebilirsiniz. İsterseniz, ciddiye alıp üzerinde derin derin düşünebilirsiniz. İsterseniz, ABD'nin bugüne kadar yaptığı bazı olayları hatırlayıp kararınızı ondan sonra verebilirsiniz. En iyisi ABD'nin buna benzer yaptıklarını hatırlatmak ve yanyana koyup düşünmek" diyorsanız, gelin bazı olayları birlikte tekrar hatırlayalım.

ABD ilk atom bombasını "Analo Gay" adlı bombardıman uçağına koyup Hiroşima'ya atmadan önce, bombanın ilk örneklerini Nevada Çölü'nde kendi askerleri üzerinde denedi. Yüzlerce genç asker, neyin patladığını bilmeden deney alanlarına sokuldu. Nevada Çölü'ne sürülen askerlerin çoğu hastalandı, kan ve kemik kanserine yakalandı. 1980'lere kadar ABD yetkilileri bu gerçeği inkar ettiler. Kobayların yakınları bu işin peşini bırakmayınca, ABD yetkilileri en sonunda bu acı gerçeği itiraf etmek zorunda kaldılar.

ABD, 1970'lerde 500 bin askerle Vieatnam'a girdi. Bataklığa saplandığını anlayınca, savaşın sonuna doğru "sarı yağmur" adı verilen bir çeşit zehirli gaz kullandı. Sarı yağmur, öyle korkunç bir şey ki, insanlar şöyle dursun, düştüğü yerde ki otları bile yok etmiş. Savaştan sonra bir acı gerçek daha ortaya çıktı. Ters esen rüzgar yüzünden sarı yağmur, cephedeki Amerikan askerlerini de etkilemiş. Yine ABD yetkilileri bu iddiayı yalanladılar. Fakat basın ısrarla işin üzerine gidince, soruşturma açtılar ve etkilenen askerlere tazminat ödeyerek, olayı kapattılar.

Daha yakın zamana gelelim. ABD aynı şeyi 1991'de Körfez Savaşı'nda da yaptı. Irak'a karşı, içinde zayıflatılmış Uranyum bulunan bombalar kullandı. Körfez Savaşı sonrası, müttefik askerlerinin kansere yakalanmaları, hızlı zayıflama ve halsizlik belirtileri şüphe uyandırdı. ABD yetkilileri ilk önce, "Saddam nükleer silah kullandı" diyerek olayı gizlemeye çalıştılar. Bu iftira tutmayınca, bu sefer "çöldeki bazı böceklerin askerleri zehirlediğini" ortaya attılar. Tabii olarak buna da inanan olmadı.

Bir iddiaya göre, Körfez Savaşı'ndan sonra bu şekilde hastalanıp ölen Amerikan askerinin sayısı 4 bindir. Ya ölen Iraklıların sayısı? Bunu kimse bilmiyor, bilse bile söylemiyor. Çünkü ABD yetkilileri, diğer milletlere ve hatta kendi milletine karşı Sartre'nin mantığını uyguluyor. Ne demişti Sartre? "Zencilerin ezildiğini söylemedikçe, zencilerin ezilmesi birşey değildir." Bundan dolayı ABD, olayları olduğu gibi değil, istediği gibi kamuoyuna duyurur. Bu anlayış, Türk medyasında da ziyadesiyle geçerlidir. Bunun gereği, keçisi çalınan müftünün haberi, "Müftü keçi çaldı" başlığı altında çok rahatlıkla verilmiştir.

ABD'nin yaptığı olaylardan bazılarını hatırladık gerçeklerin nasıl inkar edildiğini gördük. Dünya kamuoyunun yalan yanlış haberlerle ne şekilde aldatıldığını çok iyi biliyoruz. Türk medyasında ki Amerikancıların birçok kazığını yedik. Şimdi bu şartar altında, ABD'de böylesine büyük bir olay olacak ve biz ondan doğru, sağlıklı, güvenilir bizimde haberdar edileceğiz. Bu pek mümkün gözükmüyor. Gözükmediği içindir ki, her söylenene kulak verme, he ihtimali değerlendirme gereği duyuyoruz. Kulak verme, her ihtimali değerlendirme, ABD'nin en son ihtimali ilk sıraya alıp, savaş hazırlığı yaptığı bir yerde, bu kadarcık bir yanlış yapsak bile çok görülmez. Sonra bu yanlışın, hiç kimseye bir zararı dokunmaz ki. Sadece "durun, bir ihtimal daha var" diyoruz, o kadar.
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.