Bu sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs Cuma günü salon konuşması esnasında sarf etti.
İnsanı hayretlere düşüren ve tüyler ürperten bu açıklamayı müteakip daha neler dedi neler.
Millet İttifakı'nı terörle ilişkilendirmeden alın da, ağıza alınmayacak hakarete varan cümleleri yine aynı salon konuşmasında yaptı Erdoğan.
Siyasi ve koltuk bekası, Türkiye'nin bekasının kat be kat önüne geçmiş, haberiniz olsun.
Varsa yoksa 28 Mayıs 2. tur seçimlerinden birinci çıkmak.
22 yıl aradan sonra yeniden iktidara gelmek için bu kadar dozu yüksek bir kampanya yürüten tarafın iktidar kanadı olması çok düşündürücü olmakla birlikte, bir o kadar da vahim bir gelişmedir.
Sanki bunca yıldır muhalefette kalan kendileriymiş gibi.
Sanki kendileri olmazsa, Türkiye'nin yerinde yeller esecekmiş gibi.
Sanki bu seçimi Milet İttifakı kazanırsa, sokaklarda PKK'lılardan geçilmeyecekmiş gibi!
Bu nasıl akıl tutulması ey millet!
Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığı ve bekası ne zamandan beri bir siyasi partinin ve iktidarın devamı ile orantılı hale geldi.
Allah'tan talimat alıyoruz ne demek?
Vakti zamanında FETÖ ile iş birliğine gidilmesi, haşa Allah'ın talimatı ile mi oldu?
ABD askerlerinin Irak'ı işgal etmesine çanak tutulması, Allah'ın talimatı ile mi yapılmış bir eylemdi?
Yeraltı kaynaklarımızın yabancılara peşkeş çekilmesine, Allah mı "onay verin" dedi?
Atatürk döneminden bu tarafa yapılmış olan ne kadar dev kurum ve kuruluş varsa, bunların satışı Allah'ın rızası ile mi oldu?
Durduk yere ve tüm uyarılara rağmen, Suriye'nin karışmasına meydan vermek, Allah'ın istediği bir uygulama mıydı?
22 yılda 500 milyar dolar faiz ödemesi yapılarak, milletin fakr-u zaruret içinde bırakılmasına, Allah mı onay verdi?
Türk parası devre dışı bırakılarak, ABD dolarının baş tacı yapılması, Allah'ın muradı gereği mi olmuştur?
Asgari ücretli bir vatandaşın 180 yıl çalışarak ancak bir ev sahibi olabilmesi, Allah'ın talimatı gereğince mi reva görülmüştür?
Sırf yeniden iktidar olacağız diye bunca çılgın lafların edilmesi, başka bir kaygı ve endişenin icabı olsa gerek.
Bu arada Millet İttifakı ve Kılıçdaroğlu'nun yürüttüğü kampanyayı ise aynı şekilde eleştiriyor ve doğru bulmuyorum.
Ben Türkiye tarafından bakarak analiz yapıyorum.
İster o kazansın, ister bu.
Sonuç itibariyle her iki ittifakın da iltisadi olarak uygulayacağı sistem, kapitalizmdir.
Özelleştirmeye devam.
Faize devam.
Dövizin dalgalı çıpa olmasına devam.
Kemer sıkmaya devam.
Zamlara devam.
Dolayısıyla kiraların zamlanması ve ev fiyatlarının uçmasına devam.
Eee… Birinizin diğerinden farkı ne olacak?
Siz meydanlarda bunu neden konuşmadınız?
Cumhur İttifakı'nın tek tutar dalı ve can simidi olarak sarıldığı argüman, Savunma Sanayi ürünleriydi.
Sanki bunları devlet çok desteklemiş gibi bir de yapılanlara sahip çıkılıyor.
İşin ilginç yanı ise, Erdoğan ne derse desin seçmeni kayıtsız şartsız inanıyor,
Kılıçdaroğlu'nda ise durum tam tersi!
Sonuç olarak Cumhur İttifakı'nın yürüttüğü kampanya, laiklik ilkelerine toptan aykırı olmuştur.
Dinin kullanılması ve istismarı çok aşırı dozda kullanılmış, ötekileştirme çok tehlikeli boyutlara taşınmıştır.
Normal hukukun işlediği ve Anayasal kuralların uygulandığı bir dönemde bu kampanyalar yapılmış olsaydı, söylemek istemezdim ama Ak Parti'ye yönelik kesin kapatma davaları açılır ve uygulanırdı.
Galiba bu sistemin ve başıbozuk düzenin devam ettirilmesinin istenmesi, biraz da bu kaygılardan olsa gerek!
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026

























































