HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 KASIM 2021, CUMARTESİ

Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye!

31.12.2020 00:00:00
'Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye!' seslendirme dosyası:

Ayni ile vaki… 

Yani; anlatacağım olay tamamı ile gerçek…

Yıl 1938. Bize gönderilen yazıdan alıntıları aynen yazıyorum.

Çin koleradan kırılıyor. "Çin Sıhhat Dairesi (Çin Sağlık Bakanlığı), Cenevre de Milletler Cemiyeti Hıfzıssıhha Şubesi Direktörlüğüne (Birleşmiş Milletler Sağlık Komisyonuna) müracaat ederek Çin'deki kolera epidemisi sebebiyle memleketi için kolera aşısı tedarikine tavassut etmesi için ricada bulunuyor. 

Koskoca Birleşmiş Milletler Sağlık Komisyonu da "Türkiye Cumhuriyeti Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliğine" (Bizim Sağlık Bakanlığına) müracaat ederek Çin'e kolera aşısı gönderip-gönderemeyeceğimizi soruyor. 

Hani o kimsenin beğenmediği Hıfzıssıhha Müessesemiz var ya. "Bir Milyon santimetre mikabı aşının gönderebileceği hakkında taahhütte" bulunuyor. Ve Çin halkı Türkiye'den giden ve "bağış" olarak gönderilen kolera aşısı ile yeniden sağlığına kavuşuyor. 

Cevabi yazının altında zamanın bakanı Ahmet Hulusi Alataş'ın imzası var.

Ne ilginç değil mi?

Biz yeniden her şeyi muska yazarak, okunmuş su içirerek hurafe düzenine dönüp, kendi devrimlerimiz ile oluşturduğumuz kurumları kapatırken; dün bizim aşımıza muhtaç olan Çin; büyük bir gelişme kaydedip,  laboratuarlarında ürettiği pandemi aşısını bize "para ile" satıyor. 

Eh devletler insan değil tabii… Kendine yapılan iyiliği hatırlasın da "İyilik yapma sırası şimdi bende…" desin. 

* * *

Görüldüğü gibi çok az ülkede tarih hafızası ve minnet duygusu var. 

Haydar Hoca'nın Milli Devlet, Milli Ekonomi Modeli, Milli Para gibi kavramlarını incelediğinizde niçin bu kavramlara önem vermemiz gerektiğini daha iyi anlıyoruz. 

Yaşamlarında millilik sınırlarını çizmiş ve kurallarını koymuş olan devletler kolay kolay dünyayı sarsan olaylardan fazla etkilenmiyorlar. Milli devlet olma politikasını benimsemiş olan Almanya gibi ülkeler de "Yarına hazırlıklı olma zorunluluğunu" getirmiş. Bugün pandemiden etkilenmeyen veya az etkilenen ülkelere baktığınızda bunların yaşamları için gerekli olan tedbirler konusunda taviz vermediklerini görüyorsunuz. 

İş başına kim gelirse gelsin, ülkenin düzenini değiştirmekten çok; mevcut düzen içinde toplumun ihtiyaçlarını gidermeye, bir önceki iktidarca başlanmış işlerin tamamlanmasına ve bir sonrakilere yeni projeler bırakmaya çalışmak Milli Ekonomi Modeli'nin bir olmazsa olmazı… Yani, Cumhuriyetle idare edilen devlet şeklinde devamlılık söz konusu… Milli paranın değerinin korunması ise üçgenin diğer köşesi. Parayı değersizleştirmemek için toprak ve altın satışı sınırlanmış. Yabancıların mülk edinmesi kurallara bağlanmış ve bu kurallar sık sık değiştirilmiyor. Devlete ait olduğu tespit edilmiş orman ve araziler olması gereken şekilde kullanılıyor. Devlet binaları tarihi özelliklerine uygun restore ediliyor ve kullanılmaya devam ediliyor. 

* * *

Eğer siz "milli bir devlet" iseniz, ilmek ilmek ördüğünüz, dışarıdan gelecek hiçbir yardıma ihtiyaç duymadan önce mevcut değerlerinize ve kurumlarınıza sahip çıkmak zorundasınız. O değerleri yaratanları unutmazsınız. 

Kendi aşılarımızın üretimini yurt dışı sermayeli özel kuruluşlar değil, kendi milli kurumumuz yapmalı. Kendi öğretmenlerimizi kendimiz yetiştirmeliyiz. Kendi ordumuzun makine ve teçhizat ihtiyaçlarını kendimiz üretmeliyiz. Tarımda dışa bağımlı değil, aksine milli tohumlar ile üreticinin yanında olmalı, kendi üreticimize sahip çıkmalı, öncelik tanımalıyız. Zaman, zaman dile getirilen milli uzay sanayi, uçak sanayi, araba sanayi gibi söylemler gerçekleştirilmelidir. 

Milli bir bilgisayar programımızın bulunmaması, devlet dairelerinin kayıtlarında bile yabancı menşeli programların kullanılması, bilginin kolaylıkla başka ülkelerce kullanılmasına izin verir.  

Her konuda dışa bağımlı hale gelmek, görünmez bir işgal provasıdır. Milli devlet politikasına ters düşer. Bunları geliştirecek mühendislerin yurt dışında eğitilmesine evet, ama yurt dışından mühendisler getirilip sistemler kurulmasına hayır diyebilecek kadar güçlü olmalıyız.  

Hele, hele uzay çağı teknolojisinde Kanada gibi kendimizi regüle etmek, başka ulusların teknolojilerine muhtaç olmamak, eğer ihtiyacımızı görüyorsa akıllı buzdolabı yerine standart buzdolaplarımızı kullanma alışkanlığını sürdürmek,  israftan ve ısrardan kaçınmak, milli markalara itibar edip, yabancı markaları dışlamak gerekir.

* * * 

Bir yazımda; "Sınırlar yok, şirketler var… Devletler yok, markalar var" demiştim… Şimdi de, "uluslar yok teknolojiler var" diyorum. 

Dikkat edin. Bu teknolojiler devletleri bitirmek veya bizim gibi tüketim toplumu haline gelmiş ülkelerin insanlarını aciz duruma düşürmek için uluslararası bir politikadır…

Kafa tutan herkesi yok saymaya ve kendi bağnazlıkları içinde bilişim yolu ile tüketmeye hazırlanıyorlar…

Tıpkı yaşadığımız şu an kendimizi zengin saydığımız bir anda pandemi gibi bir tehlikede dışa bağımlı olmak, dört gözle yabancı kaynaklı bir aşıyı beklemek, sonuçlarına katlanmak gibi…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

31.12.2019, 31.12.2018, 31.12.2017, 31.12.2016, 31.12.2015, 31.12.2014, 31.12.2013, 31.12.2012, 31.12.2011, 31.12.2010, 31.12.2009, 31.12.2008, 31.12.2007, 31.12.2006, 31.12.2005, 31.12.2004, 31.12.2003, 31.12.2002, 31.12.2001
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.