ABD'de başlayan, kısa sürede bütün dünyayı vuran ve vurmaya da devam eden küresel krizin faturası her gün kabarıyor.IMF'nin hesaplamalarına göre, krizle mücadele için 10 trilyon dolar harcandı.Dünyanın başta ABD, İngiltere, Rusya olmak üzere 80'i aşan ülkesi kriz için büyük bütçeler ayırdılar.ABD'de kişi başına yapılan harcama 10 bin doları bulurken, İngiltere'de 50 bin dolar oldu.Bu kadar harcama yapılmasına rağmen bugün ne ABD ne de İngiltere ekonomisinde bir düzelme olmadığı gibi, umutlar da gittikçe zayıflıyor.Batıda önceleri tek dipten, "U" şeklindeki bir krizden bahsedilirken, şimdilerde çift dipli hatta üç dipli krizden bahsediliyor.Hatırlarsanız, bizler alınan önlemler gerektiği şekilde alınmadığı takdirde krizin "I" şeklinde olacağını ifade etmiştik.Soru şu: 10 trilyonluk bir harcamaya rağmen neden düzelme olmuyor?Bu soruya doğru bir cevap verebilmek için iki noktaya dikkat etmemiz lazım: Birincisi bu paraların nerelere harcandığı, ikincisi ise bu paraların nereden karşılandığı.Her ne kadar ülkeler tüketimi teşvik paketleri açıklamış olsalar da bu sınırlı kalmıştır. Ağırlık Kapitalist anlayışın temel mantığının öngördüğü gibi fonları, bankaları, büyük kuruluşları kurtarmaya yönelik olmuştur. Tabiri caizse, geniş halk kitlelerinin ağzına sadece bir parmak bal çalınmıştır, aslan payı ise zaten tekelcilikleri sebebiyle krizin müsebbibi olanlara aktarılmıştır.Harcanan bu paralar özellikle ABD ve İngiltere'de borçlanarak karşılanmıştır. Bu da zaman zaman krizin şiddetinde azalmalara neden olsa da bu geçici olmuş ve ileride çok daha büyük sorunlara kapı aralamıştır.Dikkat ederseniz, Batılı ekonomistlerin kamu harcamaları konusunda son yaptıkları uyarılar hep bu çerçevededir.Borçlanarak yapılan harcamalar ve yatırımlar, faiz sebebiyle daha fazla bir yük olarak devlete ve dolayısıyla vatandaşa geri dönmektedir. Üstelik harcamalar direkt mağdur olan bireylere yapılsa yine bir nebze, genelde zaten bireylerin kanını sülük gibi emenlere yapıldığı için bu fatura da vergi olarak bireylere kesiliyor.Krizin çıkış sebebi de burası olduğundan, bu mantıkla 10 trilyon dolar değil, 100 trilyon dolar harcansa kriz asla çözülmeyecektir. Hatta daha da derinleşeceğini ifade edebiliriz.Peki, nasıl olmalıydı?İngiltere'nin krizden kurtulmak için kişi başına 50 bin dolar harcama yaptığından bahsediliyor. Bu basit bir rakam değil. Bu para borçla değil de senyorajla elde edilseydi ve de bizzat vatandaşın eline verilseydi, ortada kriz diye bir şey kalmayacaktı.Çünkü bu para tüketim olarak geri dönecek, tüketim üretimi tetikleyecek ve piyasalar bir anda canlanacak.Yalnız bu aşamada bir önemli nokta daha var: O da içeride talep edilen bu üretimin yerli üretimle, diğer bir ifadeyle yerli para kaynakları kullanılarak elde edilmesi lazım.Yoksa artan talep sana değil, bu talebi karşılayanların ekmeğine yağ sürer.Kısaca şunu ifade etmek istiyorum: Ülkeler teşvik paketlerini hayata geçirmeyle Milli Ekonomi Modeli'nin sadece bir maddesini hayata geçirdiler, ama bunu Kapitalizmin kısır dairesinin içinde yaptılar.Eğer Milli Ekonomi Modeli'nden bütün olarak istifade ederlerse, -para politikalarından, üretim politikalarına kadar- o zaman krizin kendiliğinden yok olduğunu göreceğiz.Bugün krizi bir yangına benzetirsek, ülkeler durmadan bu yangına benzin döküyorlar, sonra da bu yangının söneceği yorumlarıyla milletleri oyalıyorlar.Bu yangının nasıl söndürüleceğinin formülü mevcuttur. O da Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin bütün olarak uygulanmasıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026





























































































