Özellikle de siyasetçiler çoğu kez söze başlarken, aynı hataya düşerler.
Halis bir niyetle birlik vurgusu yapmak isterlerken, aslında CIA'nın projesine istem dışı katkı sunmuş olurlar.
Söze, "Kürt'ü, Türk'ü, Laz'ı, Çekes'i, Arap'ı, Sünni'si, Alevi'si" diye başlanması, ulus devlet yapımız ve Türk milletinin bölünmez bütünlüğünün temellerine dinamit koyulmasıyla eş değerde bir sonuç üretir.
Türkiye'de etnik grup vardır ve adı da şunlardır söylemi, 1992'de CIA Ankara İstasyon Şefi Paul.Henze ve G.Fuller tarafından bir psikolojik savaş türü olarak ortaya atılmıştı.
Bu söylem sadece iki CIA Şefi tarafından söylenmiş bir söz olmanın ötesinde, 1992'li dönemlerde ABD hükümetine, RAND Corporotion projesi olarak sunulmuştu.
CIA Ankara İstasyon Şefi olan P.Henze aynı zamanda, 1980 darbesi sonrası (Our boys did it) "Bizim çocuklar başardı" diyen isimdir.
'Etnik grup veya yapı' sakızının millete çiğnetilmesinden elde edilmek istenen sonuç ise; ulus devletlerin ortadan kaldırılması ve küresel çapta tek bir dünya devletinin kurulmak istenmesidir.
90'lı yıllarda söz konusu bu isimlerin, Türkiye'de çok farklı ve kapsamlı başkaca görevleri de bulunuyordu.
Mesela bu ajanlar; katledilen Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç ve Taner Kışlalı gibi isimlerin ölümlerinden İslami kesimleri sorumlu tutarak ideolojik çatışmaların çıkartılmasına ve ülke bütünlüğünün hedef alınmasına altyapı oluşturmuşlardı.
Size bütün bunların yanında çok daha vahim bir hakikati ifade etmek isterim.
1987 yılında Türkiye'nin altını oymak için görevlendirilen CIA ajanı Paul Henze aynı tarihlerde, Güneydoğu bölgesinde "Kürt sorunu" adıyla çalışmalarda bulunmuştu.
Diyeceksiniz ki bunun neresi şaşırtıcı bilgi.
Şaşırtıcı bilgi elbette ki o değil.
Peki ya ne?
CIA ajanı Paul Henze Türkiye'nin temellerine dinamit döşerken, o dönemin hükümetlerinden maaş alarak bu işi yapıyordu.
Bu gerçekleri yazdığı kitaplarında açıkça belirten Uğur Mumcu ve diğer Türk aydınları, tam olarak CIA'nın hedefinde olan isimlerdi.
Aynı Paul Henze'nin Türkiye'de "Tam bağımsızlık" vurgusu yapan bazı sendika ve sol kesimleri sürekli olarak "silahlı terör örgütleri" şeklinde yaftalaması da çok dikkat çekiciydi.
Bir ara yine aynı isimler, Uğur Mumcu için KGB ajanı bile demişlerdi!
Henze ve Fuller gibi ajanların hedefindeki bir diğer isim ise, Haydar Baş'tı.
Türkiye'nin ancak ve ancak, Atatürk devrimleri ve laik Cumhuriyet sistemi ile kalkınabileceğine ısrarla vurgu yapan Haydar Baş Bey'e yönelik ilginç bir karalama kampanyası başlatmışlardı. Haydar Baş'a 'tarikatçı' yaftası vurarak, ters bir psikoloji oluşturmayı hedeflemişlerdi.
Bu strateji ile Haydar Baş'a mesafe koyulması planı tezgahlanmıştı.
İşin bir diğer ilgin ve tuhaf tarafı ise, aynı söylemin FETÖ tarafından da yaygın şekilde ileri sürülmüş olmasıydı.
Yani Haydar Baş'ın, çok şiddetli bir şekilde Atatürk'ü ve laik sistemi savunuyor olması, CIA'nın Türkiye İstasyon Şeflerini harekete geçirmişti.
Demek ki tam bağımsız Türkiye projesini savunan ve Atatürk ilkelerini benimseyen herkes, Türk milletine farklı propagandalarla tanıtılıyor ve olumsuz algı oluşturuluyordu.
Tabi ki güneş balçıkla sıvanmıyor ve yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmıyordu.
Tekrar konumuza dönecek olursak.
Ne diyorduk, olmayan etnik gruplar üzerinden inşa edilen bir ADB operasyonu.
"Stratejik açıdan Sovyet Müslümanları ve diğer azınlıklar" kitabı için bir makale kaleme alan CIA Ankara İstasyon Şefi Paul Henze, çok dikkat çekici ve doğrudan bizi ilgilendiren şu çarpıcı tespitlerde bulunuyordu:
"Dünyada 3 tane büyük İmparatorluk var. ABD, Rusya ve geçmişte Osmanlı İmparatorluğu. Bu ülkelerde etnik yapıların nasıl idare edildiklerini araştırıyordum. Osmanlı'da etnik gruptan ziyade, varlık gösteren gayrimüslim azınlıklar daima imtiyaz sahibi idiler. Osmanlı ayrıca çok uluslu yapıya da sahipti diyebiliriz. İslami kurallara göre idare edilen Osmanlı'da azınlıkların özerklik talep etmesi ve bunu hayata geçirmesi kolay işti. Şimdi de aynısı olmalı.
Rusya'ya gelince, burada Türk unsurların birlikte hareket etmesini önleyen bir sistem devreye konuldu. Bu sistemde Türk unsurları parçalı kompartımanlar şeklinde baklava dilimleri gibi bölünmüş bir forma sokulmuştu. Bu Rusya için anlaşılır ve zekice bir uygulamaydı. Mesela küçük Cumhuriyetler şeklinde ayrı kompartımanlara bölünen Türk unsurları, hiçbir zaman Rusya için bir tehdit oluşturmayacaktı.
Çok daha çarpıcı olanı ise Sovyetler Birliği dağılmadan çok önce, Türk unsurların bir araya gelmelerini önleyecek şekilde dâhiyane bir planı hazırlamış olmalarıydı.
ABD'ye gelince durum diğerlerinden tamamen farklılık göstermektedir. Zira ABD'de çok uluslu yapı yoktur! Çok fazla sayıda ırkın aynı ülkede yaşaması ise bir sorun teşkil etmiyordu. Çünkü bu farklı ırklar zamanla birbiriyle evlenmiş ve etle tırnak gibi olmuşlardır."
Bu konulara kafa yoranlar için sanırım tablo çok net bir şekilde anlaşılmıştır.
Yaklaşık 300 etnik grubu içinde barındıran ABD için Paul Henze diyor ki; "ABD çok uluslu yapıdan oluşmamaktadır ve farklı ırklar, tek dil ve ortak kültür potasında eriyerek bir millet olmuştur."
Aynı adamlar, yani Türkiye'nin birliğini hedef alan ajanlar ne diyor:
"Türkiye'de şu kadar etnik grup vardır ve çok uluslu yapıya sahiptir."
"Kürtçe resmi dil olmalıdır"
"Türkiye: 21. Yüzyıla doğru" makalesinde ise Paul Henze, bu sefere şunları diyordu:
"Sovyetler'in dağılmasından sonra Türkiye'ye yeni bir misyon ve rol biçilmiştir. Bundan böyle Türkiye 'bölgesel güç' olacaktır. Balkanlardan Çin'e kadar geniş bir alanda söz sahibi olması mümkün olabilecektir. Bunun için ABD'ye ihtiyacının olduğunu sanırım söylemeye gerek yoktur."
Dikkat ederseniz son 20 yıldır en çok duyduğumuz cümle, "Türkiye bölgesinde güçlü bir liderdir" söylemidir.
Demek ki hiçbir şey tesadüfi değildir!
Ne demişti Amerikancı MİT Müsteşarı Mahir Kaynak:
"ABD ve Rusya bizi sevdikleri için değil ama, kendi çıkarları gereği Türkiye'yi büyüteceklerdir. Bu büyüyerek küçülmektir. Sizi aşan bir akıl, çizdiği projeye uygun olarak tuğlaları üst üste dizmektedir." demişti.
Bilindiği üzere Türkiye'nin tapusu olan Lozan'da etnik grup vurgusuna şiddetle itiraz edilmiştir.
"Türkiye Cumhuriyetini kuran halka, Türk milleti denir" tanımı yapılmıştır.
Azınlık olarak ise sadece gayrimüslimler tarif edilmiştir.
Artık bundan böyle ulus devlet yapımızı ortadan kaldırmaya yönelik uydurulan 'etnik grup' veya isimlerin sayılması alışkanlığımızdan, şiddetle ve muhakkak uzak durulmalıdır!
Bütün dünya ve aziz Türk milleti bilmelidir ki, bu kutsal topraklarda daima ve en son sözü kurucu babamız ve eşsiz önderimiz Mustafa Kemal Atatürk söyler.
Atatürk diyor ki:
"Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır."
"Türk milleti, tarihinle övün; çünkü senin ataların uygarlıklar kuran, devletler, imparatorluklar yaratan bir varlıktır. Sen, Anadolu denilen bu yurda sonradan gelme değil, ilk yerleşip uygarlık kuranların çocuklarısın."
Türk milleti sonsuza dek dünyanın en uygar ve medeni milleti olma vasfını sürdürecektir.
Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Elbette ki uyanık olmalıyız.
Türklüğümüzle daima ve büyük bir gururla övünmeliyiz.
Ne Mutlu Türküm Diyene.
Halis bir niyetle birlik vurgusu yapmak isterlerken, aslında CIA'nın projesine istem dışı katkı sunmuş olurlar.
Söze, "Kürt'ü, Türk'ü, Laz'ı, Çekes'i, Arap'ı, Sünni'si, Alevi'si" diye başlanması, ulus devlet yapımız ve Türk milletinin bölünmez bütünlüğünün temellerine dinamit koyulmasıyla eş değerde bir sonuç üretir.
Türkiye'de etnik grup vardır ve adı da şunlardır söylemi, 1992'de CIA Ankara İstasyon Şefi Paul.Henze ve G.Fuller tarafından bir psikolojik savaş türü olarak ortaya atılmıştı.
Bu söylem sadece iki CIA Şefi tarafından söylenmiş bir söz olmanın ötesinde, 1992'li dönemlerde ABD hükümetine, RAND Corporotion projesi olarak sunulmuştu.
CIA Ankara İstasyon Şefi olan P.Henze aynı zamanda, 1980 darbesi sonrası (Our boys did it) "Bizim çocuklar başardı" diyen isimdir.
'Etnik grup veya yapı' sakızının millete çiğnetilmesinden elde edilmek istenen sonuç ise; ulus devletlerin ortadan kaldırılması ve küresel çapta tek bir dünya devletinin kurulmak istenmesidir.
90'lı yıllarda söz konusu bu isimlerin, Türkiye'de çok farklı ve kapsamlı başkaca görevleri de bulunuyordu.
Mesela bu ajanlar; katledilen Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç ve Taner Kışlalı gibi isimlerin ölümlerinden İslami kesimleri sorumlu tutarak ideolojik çatışmaların çıkartılmasına ve ülke bütünlüğünün hedef alınmasına altyapı oluşturmuşlardı.
Size bütün bunların yanında çok daha vahim bir hakikati ifade etmek isterim.
1987 yılında Türkiye'nin altını oymak için görevlendirilen CIA ajanı Paul Henze aynı tarihlerde, Güneydoğu bölgesinde "Kürt sorunu" adıyla çalışmalarda bulunmuştu.
Diyeceksiniz ki bunun neresi şaşırtıcı bilgi.
Şaşırtıcı bilgi elbette ki o değil.
Peki ya ne?
CIA ajanı Paul Henze Türkiye'nin temellerine dinamit döşerken, o dönemin hükümetlerinden maaş alarak bu işi yapıyordu.
Bu gerçekleri yazdığı kitaplarında açıkça belirten Uğur Mumcu ve diğer Türk aydınları, tam olarak CIA'nın hedefinde olan isimlerdi.
Aynı Paul Henze'nin Türkiye'de "Tam bağımsızlık" vurgusu yapan bazı sendika ve sol kesimleri sürekli olarak "silahlı terör örgütleri" şeklinde yaftalaması da çok dikkat çekiciydi.
Bir ara yine aynı isimler, Uğur Mumcu için KGB ajanı bile demişlerdi!
Henze ve Fuller gibi ajanların hedefindeki bir diğer isim ise, Haydar Baş'tı.
Türkiye'nin ancak ve ancak, Atatürk devrimleri ve laik Cumhuriyet sistemi ile kalkınabileceğine ısrarla vurgu yapan Haydar Baş Bey'e yönelik ilginç bir karalama kampanyası başlatmışlardı. Haydar Baş'a 'tarikatçı' yaftası vurarak, ters bir psikoloji oluşturmayı hedeflemişlerdi.
Bu strateji ile Haydar Baş'a mesafe koyulması planı tezgahlanmıştı.
İşin bir diğer ilgin ve tuhaf tarafı ise, aynı söylemin FETÖ tarafından da yaygın şekilde ileri sürülmüş olmasıydı.
Yani Haydar Baş'ın, çok şiddetli bir şekilde Atatürk'ü ve laik sistemi savunuyor olması, CIA'nın Türkiye İstasyon Şeflerini harekete geçirmişti.
Demek ki tam bağımsız Türkiye projesini savunan ve Atatürk ilkelerini benimseyen herkes, Türk milletine farklı propagandalarla tanıtılıyor ve olumsuz algı oluşturuluyordu.
Tabi ki güneş balçıkla sıvanmıyor ve yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmıyordu.
Tekrar konumuza dönecek olursak.
Ne diyorduk, olmayan etnik gruplar üzerinden inşa edilen bir ADB operasyonu.
"Stratejik açıdan Sovyet Müslümanları ve diğer azınlıklar" kitabı için bir makale kaleme alan CIA Ankara İstasyon Şefi Paul Henze, çok dikkat çekici ve doğrudan bizi ilgilendiren şu çarpıcı tespitlerde bulunuyordu:
"Dünyada 3 tane büyük İmparatorluk var. ABD, Rusya ve geçmişte Osmanlı İmparatorluğu. Bu ülkelerde etnik yapıların nasıl idare edildiklerini araştırıyordum. Osmanlı'da etnik gruptan ziyade, varlık gösteren gayrimüslim azınlıklar daima imtiyaz sahibi idiler. Osmanlı ayrıca çok uluslu yapıya da sahipti diyebiliriz. İslami kurallara göre idare edilen Osmanlı'da azınlıkların özerklik talep etmesi ve bunu hayata geçirmesi kolay işti. Şimdi de aynısı olmalı.
Rusya'ya gelince, burada Türk unsurların birlikte hareket etmesini önleyen bir sistem devreye konuldu. Bu sistemde Türk unsurları parçalı kompartımanlar şeklinde baklava dilimleri gibi bölünmüş bir forma sokulmuştu. Bu Rusya için anlaşılır ve zekice bir uygulamaydı. Mesela küçük Cumhuriyetler şeklinde ayrı kompartımanlara bölünen Türk unsurları, hiçbir zaman Rusya için bir tehdit oluşturmayacaktı.
Çok daha çarpıcı olanı ise Sovyetler Birliği dağılmadan çok önce, Türk unsurların bir araya gelmelerini önleyecek şekilde dâhiyane bir planı hazırlamış olmalarıydı.
ABD'ye gelince durum diğerlerinden tamamen farklılık göstermektedir. Zira ABD'de çok uluslu yapı yoktur! Çok fazla sayıda ırkın aynı ülkede yaşaması ise bir sorun teşkil etmiyordu. Çünkü bu farklı ırklar zamanla birbiriyle evlenmiş ve etle tırnak gibi olmuşlardır."
Bu konulara kafa yoranlar için sanırım tablo çok net bir şekilde anlaşılmıştır.
Yaklaşık 300 etnik grubu içinde barındıran ABD için Paul Henze diyor ki; "ABD çok uluslu yapıdan oluşmamaktadır ve farklı ırklar, tek dil ve ortak kültür potasında eriyerek bir millet olmuştur."
Aynı adamlar, yani Türkiye'nin birliğini hedef alan ajanlar ne diyor:
"Türkiye'de şu kadar etnik grup vardır ve çok uluslu yapıya sahiptir."
"Kürtçe resmi dil olmalıdır"
"Türkiye: 21. Yüzyıla doğru" makalesinde ise Paul Henze, bu sefere şunları diyordu:
"Sovyetler'in dağılmasından sonra Türkiye'ye yeni bir misyon ve rol biçilmiştir. Bundan böyle Türkiye 'bölgesel güç' olacaktır. Balkanlardan Çin'e kadar geniş bir alanda söz sahibi olması mümkün olabilecektir. Bunun için ABD'ye ihtiyacının olduğunu sanırım söylemeye gerek yoktur."
Dikkat ederseniz son 20 yıldır en çok duyduğumuz cümle, "Türkiye bölgesinde güçlü bir liderdir" söylemidir.
Demek ki hiçbir şey tesadüfi değildir!
Ne demişti Amerikancı MİT Müsteşarı Mahir Kaynak:
"ABD ve Rusya bizi sevdikleri için değil ama, kendi çıkarları gereği Türkiye'yi büyüteceklerdir. Bu büyüyerek küçülmektir. Sizi aşan bir akıl, çizdiği projeye uygun olarak tuğlaları üst üste dizmektedir." demişti.
Bilindiği üzere Türkiye'nin tapusu olan Lozan'da etnik grup vurgusuna şiddetle itiraz edilmiştir.
"Türkiye Cumhuriyetini kuran halka, Türk milleti denir" tanımı yapılmıştır.
Azınlık olarak ise sadece gayrimüslimler tarif edilmiştir.
Artık bundan böyle ulus devlet yapımızı ortadan kaldırmaya yönelik uydurulan 'etnik grup' veya isimlerin sayılması alışkanlığımızdan, şiddetle ve muhakkak uzak durulmalıdır!
Bütün dünya ve aziz Türk milleti bilmelidir ki, bu kutsal topraklarda daima ve en son sözü kurucu babamız ve eşsiz önderimiz Mustafa Kemal Atatürk söyler.
Atatürk diyor ki:
"Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır."
"Türk milleti, tarihinle övün; çünkü senin ataların uygarlıklar kuran, devletler, imparatorluklar yaratan bir varlıktır. Sen, Anadolu denilen bu yurda sonradan gelme değil, ilk yerleşip uygarlık kuranların çocuklarısın."
Türk milleti sonsuza dek dünyanın en uygar ve medeni milleti olma vasfını sürdürecektir.
Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Elbette ki uyanık olmalıyız.
Türklüğümüzle daima ve büyük bir gururla övünmeliyiz.
Ne Mutlu Türküm Diyene.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Askeri hastaneler acilen açılmalı / 19.01.2026
- Grönland’ın ilk sahipleri Türklerdir Bay Trump! / 18.01.2026
- NATO’ya uşaklık ve eşeklik etmek! / 13.01.2026
- ‘Etnik grup’ vurgusu, CIA projesi! / 12.01.2026
- Gücün yoksa yatak odandan alırlar! / 06.01.2026
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Grönland’ın ilk sahipleri Türklerdir Bay Trump! / 18.01.2026
- NATO’ya uşaklık ve eşeklik etmek! / 13.01.2026
- ‘Etnik grup’ vurgusu, CIA projesi! / 12.01.2026
- Gücün yoksa yatak odandan alırlar! / 06.01.2026
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025





























































































