Terör devleti ABD, uzun yıllar boyunca devam ettirdiği dolar saltanatının yavaş yavaş sallantıda olduğunu anladığı için aklına gelen ülkeye dalıyor ve yönetimleri değiştiriyor.
Son örnek Venezuela.
Tımarhanelik Trump'un Venezuela ve Maduro hakkında ileri sürdüğü savların, uluslararası hukuk ve normlar bakımından hiçbir anlamı yoktur.
Çok uzun yıllardan beri haberleştirdiğim ve yazılarımda sürekli belirttiğim bir konu vardır.
NATO, BM, Dünya Bankası, IMF ve benzeri içi boş yapıların tek bir amacı vardır.
Küresel tek dünya devletini inşa etmek.
Yani ABD'nin küresel dünya devleti olmasının önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılması için oluşturulan kamuflajlı kurumlar.
Özellikle de NATO yapılanmasının gelişmekte olan ülkelere karşı indirmiş olduğu darbe ve terör örgütlerinin örtülü bir şekilde desteklenmesi gibi faaliyetler, hep NATO eliyle gerçekleştirilmektedir.
Dolayısıyla ABD'nin arka bahçesi sayılan bu yapılardan diğer ülkelerin yararına bir eylem ve faaliyet beklemek, tamamen saflık olur.
ABD sadece güçten anlar.
O bakımdan, yok efendim uluslararası hukuk mukuk vs. gibi masallara ABD'nin karnı toktur.
Bu kadar güçlü bir askeri yapıya sahip olmasına karşın halen daha yıllık 1 trilyon dolarlık savunma harcamasıyla dikkat çeken ABD'nin, hukukla ne işi olabilir?
Dolayısıyla, ABD'nin gözüne kestirdiği ülkelere karşı takındığı tutum ve tavırları uluslararası hukuk düzleminde değerlendirmenin, hiçbir manası ve mantığı yoktur.
Geçek bu olduğu halde Venezuela olayı sonrası Türkiye'den yapılan açıklamalara ne demeli.
Kim ne demiş bir bakalım.
MHP'li Feti Yıldız, yapmış olduğu sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Uluslararası Ceza Mahkemesince 'savaş ve soykırım suçları' nedeniyle hakkında 'tutuklama kararı' verilen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Beyaz Saray'ın kapısında karşılanıyor. Diğer taraftan; ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği baskınla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi derdest edilerek yargılamak üzere New York'a götürülüyor. Lafı evelemeye, gevelemeye gerek yok. BM Şartı'nın 2'nci maddesinin kâğıt üzerinde dahi hiçbir hükmü kalmadı. Uluslararası hukukun tabutuna son çivi de çakıldı."
Baktığınızda bu açıklama son derece mantıklı ve bir devlete yakışır şekilde.
Öte yandan AK Parti sözcüsü Ömer Çelik yaptığı açıklamada ise şöyle demişti:
"Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin 'siyasi tapusu' sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. 'Meşru egemenlik' sadece o ülkenin halkının inşa edeceği bir iradedir; dışardan dayatılamaz. Uluslararası düzenin ve uluslararası hukukun varlığı da bunun için gereklidir."
Her şeyin normal olduğu bir dünyada bu açıklamada olması gerektiği gibi.
Ancak bu kadar yıllık bir siyasi tecrübeye sahip olan bu insanların, bu türden açıklamalarla ABD'nin dikkatini çekmeye çalışmalarına ise şaşıyorum.
Yapılan açıklamalarda ülkelerin toprak bütünlüklerine ve halk egemenliğine vurgu yapılmaktadır.
Peki, soru şu:
Sevgili Yıldız ve Çelik, Irak işgal edilirken neredeydiniz?
Libya parçalanırken neredeydiniz?
Suriye bölünürken neredeydiniz?
O ülkelerin liderlerinin tamamı Türk dostu insanlardı.
Sırf ABD istedi diye yerlerinden ve canlarından edildiler.
Neden o zaman dikilmediniz ABD'nin karşısına?
Bırakın delikanlılığı, niçin ABD'nin amaçlarına gönüllü olarak katkı verdik ve vermeye de devam ediyoruz?
Şimdi adam bir gece yarısı egemen bir devletin başkanını yatağından alarak ülkesinde yargılamak için kaçırıyor ve siz, halen daha hukuk guguk diyorsunuz!
Yapılacak olan iş masal anlatmak değildir.
Güçlü ve tam bağımsız bir Türkiye olmaktır.
Sizin edebi cümlelerle içi boş ve hiçbir karşılığı olmayan masallarınıza milletimizin de karnı toktur.
Türkiye'nin her alanda tam bağımsız olmaya şiddetle ihtiyacı vardır.
Milletimizi canından bezdiren ve artık dünyada bir örneği kalmamış olan kokuşmuş sisteminizle ekonomiye çare olmanız, asla mümkün değildir.
Savunma konusunda geldiğimiz nokta her ne kadar takdire şayan olsa da, çok daha alınacak yol, misli ile yapılacak iş vardır.
Türkiye'nin ilk olarak bağımsız ve tam milli bir siyaset anlayışına ihtiyacı vardır.
Mevcut iktisadi sistem ve uygulamalarından, tümüyle vazgeçilmelidir.
Türkiye'de Milli Güvenlik konularında sadece Mecliste olan partilerden değil, Meclis dışı siyasi görüşlerden fikir alınması, milletimizin birlik ve beraberliğinin pekişmesi açısından elzemdir.
Artık dünyanın gittiği ve geldiği bu noktada milli birlik ve dayanışma içerisinde olmamız, en önde gelen hususlar olmalıdır.
İktidar ve muhalefetin milli meselelerde her şeyi bir tarafa bırakarak ve şeffaf bir şekilde fikir alışverişinde bulunması, olumlu bir adım olacaktır.
Türkiye'nin savunma alanında istenilen noktaya gelebilmesi için ayrılan bütçe, oldukça yetersizdir.
Bugün itibariyle 46 milyar dolar gibi bir savunma bütçesine sahip olmamız, bulunduğumuz jeopolitik ve jeostratejik konumumuz dolayısıyla çok komik bir rakama tekabül etmektedir.
Ayrıca Türkiye'nin mutlak ve muhakkak nükleer silaha sahip olması şarttır.
Bu hususta muhalefet eden kim varsa, biliniz ki vatan hainidir!
Son olarak BTP lideri Hüseyin Baş'ın yaptığı çağrıya yer vererek bitirmek isterim.
Muhalefete seslenen Hüseyin Baş, "Cumhuriyetin değerlerinin ve kurucu unsurların yeniden devreye alınabildiği, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız şekilde işleyebildiği bir parlamenter sistemin geri getirilebildiği bir Türkiye için; hukuk ve adaletin tesisi adına amasız, fakatsız, bütünleşik bir muhalefet şarttır. Aksi hâlde yarın yine bu tablo ortaya çıkarsa, muhalefet dedikleriniz iktidarın koltuk değneğidir" şeklinde konuştu.
Muhalefetten ses gelir mi gelmez mi zaman gösterir fakat Hüseyin Baş her konuda olduğu gibi bu çağrısıyla da oluşması muhtemel 'Bütünleşik Muhalefetin' fikir babası olmuştur.
Son örnek Venezuela.
Tımarhanelik Trump'un Venezuela ve Maduro hakkında ileri sürdüğü savların, uluslararası hukuk ve normlar bakımından hiçbir anlamı yoktur.
Çok uzun yıllardan beri haberleştirdiğim ve yazılarımda sürekli belirttiğim bir konu vardır.
NATO, BM, Dünya Bankası, IMF ve benzeri içi boş yapıların tek bir amacı vardır.
Küresel tek dünya devletini inşa etmek.
Yani ABD'nin küresel dünya devleti olmasının önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılması için oluşturulan kamuflajlı kurumlar.
Özellikle de NATO yapılanmasının gelişmekte olan ülkelere karşı indirmiş olduğu darbe ve terör örgütlerinin örtülü bir şekilde desteklenmesi gibi faaliyetler, hep NATO eliyle gerçekleştirilmektedir.
Dolayısıyla ABD'nin arka bahçesi sayılan bu yapılardan diğer ülkelerin yararına bir eylem ve faaliyet beklemek, tamamen saflık olur.
ABD sadece güçten anlar.
O bakımdan, yok efendim uluslararası hukuk mukuk vs. gibi masallara ABD'nin karnı toktur.
Bu kadar güçlü bir askeri yapıya sahip olmasına karşın halen daha yıllık 1 trilyon dolarlık savunma harcamasıyla dikkat çeken ABD'nin, hukukla ne işi olabilir?
Dolayısıyla, ABD'nin gözüne kestirdiği ülkelere karşı takındığı tutum ve tavırları uluslararası hukuk düzleminde değerlendirmenin, hiçbir manası ve mantığı yoktur.
Geçek bu olduğu halde Venezuela olayı sonrası Türkiye'den yapılan açıklamalara ne demeli.
Kim ne demiş bir bakalım.
MHP'li Feti Yıldız, yapmış olduğu sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Uluslararası Ceza Mahkemesince 'savaş ve soykırım suçları' nedeniyle hakkında 'tutuklama kararı' verilen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Beyaz Saray'ın kapısında karşılanıyor. Diğer taraftan; ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği baskınla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi derdest edilerek yargılamak üzere New York'a götürülüyor. Lafı evelemeye, gevelemeye gerek yok. BM Şartı'nın 2'nci maddesinin kâğıt üzerinde dahi hiçbir hükmü kalmadı. Uluslararası hukukun tabutuna son çivi de çakıldı."
Baktığınızda bu açıklama son derece mantıklı ve bir devlete yakışır şekilde.
Öte yandan AK Parti sözcüsü Ömer Çelik yaptığı açıklamada ise şöyle demişti:
"Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin 'siyasi tapusu' sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. 'Meşru egemenlik' sadece o ülkenin halkının inşa edeceği bir iradedir; dışardan dayatılamaz. Uluslararası düzenin ve uluslararası hukukun varlığı da bunun için gereklidir."
Her şeyin normal olduğu bir dünyada bu açıklamada olması gerektiği gibi.
Ancak bu kadar yıllık bir siyasi tecrübeye sahip olan bu insanların, bu türden açıklamalarla ABD'nin dikkatini çekmeye çalışmalarına ise şaşıyorum.
Yapılan açıklamalarda ülkelerin toprak bütünlüklerine ve halk egemenliğine vurgu yapılmaktadır.
Peki, soru şu:
Sevgili Yıldız ve Çelik, Irak işgal edilirken neredeydiniz?
Libya parçalanırken neredeydiniz?
Suriye bölünürken neredeydiniz?
O ülkelerin liderlerinin tamamı Türk dostu insanlardı.
Sırf ABD istedi diye yerlerinden ve canlarından edildiler.
Neden o zaman dikilmediniz ABD'nin karşısına?
Bırakın delikanlılığı, niçin ABD'nin amaçlarına gönüllü olarak katkı verdik ve vermeye de devam ediyoruz?
Şimdi adam bir gece yarısı egemen bir devletin başkanını yatağından alarak ülkesinde yargılamak için kaçırıyor ve siz, halen daha hukuk guguk diyorsunuz!
Yapılacak olan iş masal anlatmak değildir.
Güçlü ve tam bağımsız bir Türkiye olmaktır.
Sizin edebi cümlelerle içi boş ve hiçbir karşılığı olmayan masallarınıza milletimizin de karnı toktur.
Türkiye'nin her alanda tam bağımsız olmaya şiddetle ihtiyacı vardır.
Milletimizi canından bezdiren ve artık dünyada bir örneği kalmamış olan kokuşmuş sisteminizle ekonomiye çare olmanız, asla mümkün değildir.
Savunma konusunda geldiğimiz nokta her ne kadar takdire şayan olsa da, çok daha alınacak yol, misli ile yapılacak iş vardır.
Türkiye'nin ilk olarak bağımsız ve tam milli bir siyaset anlayışına ihtiyacı vardır.
Mevcut iktisadi sistem ve uygulamalarından, tümüyle vazgeçilmelidir.
Türkiye'de Milli Güvenlik konularında sadece Mecliste olan partilerden değil, Meclis dışı siyasi görüşlerden fikir alınması, milletimizin birlik ve beraberliğinin pekişmesi açısından elzemdir.
Artık dünyanın gittiği ve geldiği bu noktada milli birlik ve dayanışma içerisinde olmamız, en önde gelen hususlar olmalıdır.
İktidar ve muhalefetin milli meselelerde her şeyi bir tarafa bırakarak ve şeffaf bir şekilde fikir alışverişinde bulunması, olumlu bir adım olacaktır.
Türkiye'nin savunma alanında istenilen noktaya gelebilmesi için ayrılan bütçe, oldukça yetersizdir.
Bugün itibariyle 46 milyar dolar gibi bir savunma bütçesine sahip olmamız, bulunduğumuz jeopolitik ve jeostratejik konumumuz dolayısıyla çok komik bir rakama tekabül etmektedir.
Ayrıca Türkiye'nin mutlak ve muhakkak nükleer silaha sahip olması şarttır.
Bu hususta muhalefet eden kim varsa, biliniz ki vatan hainidir!
Son olarak BTP lideri Hüseyin Baş'ın yaptığı çağrıya yer vererek bitirmek isterim.
Muhalefete seslenen Hüseyin Baş, "Cumhuriyetin değerlerinin ve kurucu unsurların yeniden devreye alınabildiği, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız şekilde işleyebildiği bir parlamenter sistemin geri getirilebildiği bir Türkiye için; hukuk ve adaletin tesisi adına amasız, fakatsız, bütünleşik bir muhalefet şarttır. Aksi hâlde yarın yine bu tablo ortaya çıkarsa, muhalefet dedikleriniz iktidarın koltuk değneğidir" şeklinde konuştu.
Muhalefetten ses gelir mi gelmez mi zaman gösterir fakat Hüseyin Baş her konuda olduğu gibi bu çağrısıyla da oluşması muhtemel 'Bütünleşik Muhalefetin' fikir babası olmuştur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Gücün yoksa yatak odandan alırlar! / 06.01.2026
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025
- Bozkurtçu CHP’den Atlantikçi CHP’ye / 18.12.2025
- Emperyalizmin dayattığı yalan: “Hilafet makamı Meclis’te mündemiçtir” / 17.12.2025
- Atatürk’ün büyüklüğünü kabul edin / 16.12.2025
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025
- Bozkurtçu CHP’den Atlantikçi CHP’ye / 18.12.2025
- Emperyalizmin dayattığı yalan: “Hilafet makamı Meclis’te mündemiçtir” / 17.12.2025
- Atatürk’ün büyüklüğünü kabul edin / 16.12.2025




























































































