logo
15 AĞUSTOS 2026

İslam’ın üstünlüğünü

İmam Ali (a.s) bu hutbesinde İslam’ın üstünlüğünü dile getirmekte, Resulullah'ı hatırlatmakta ve kendi taraftarlarını kınamaktadır

15.08.2026 00:37:00
Haber Merkezi
 
İslam’ın üstünlüğünü
İslam’ın üstünlüğünü
İmam Ali (a.s) bu hutbesinde İslam'ın üstünlüğünü dile getirmekte, Resulullah'ı hatırlatmakta ve kendi taraftarlarını kınamaktadır.

"Hamd, İslam'ı şeriat kılan, uyanlara dinini kolaylaştıran, karşı duranlara erkânını üstün ve güçlü kılan Allah'a mahsustur. Ona sarılanlara emniyet girenlere selamet, anlatana delil, düşmanlık edene tanık, onunla aydınlanmak isteyene nur kıldı.

Akledene anlayış, düşünene kavrayış, doğru yolu arayana ayet, azmedene basiret, öğüt almak isteyene ibret, tasdik edene kurtuluş, tevekkül edene güven, işini ısmarlayana rahat, sabredenlere kalkan kıldı.

Programı apaydın, yolları en açık, meşalesi yüce, yolu aydınlık, ışığı aydınlatıcı, meydanı geniş, varılacak yeri yücedir. Yarışmacıları toplayan, ödülü değerli, yarışanlar da şerefli binicilerdir. Yolu tasdik, yolunun işaretleri salih amel, ölümü son, dünyası imtihan, kıyameti toplanma yeri, cenneti de ödüldür.

...Peygamber, dileyenlere hidayet ateşini alevlendiren ve şaşıranlara işaretleri gösterendir. Allah'ım o, senin eminin, din gününde tanığın; nimetinle, hak ile rahmet olarak gönderdiğin elçindir. Allah'ım adlinden onun payını ver, fazlından ona kat kat hayır ihsan et.

Allah'ım onun kurduğu binayı, yapılan binaların en üstünü kıl. Katından ona ikram et ve şerefli kıl. Derecesini yükselt, ona yakınlaşma vesilesini ihsan et. Yücelikler, faziletler ver. Bizi zelil kılınmamış, pişman olmamış, sapmamış ve fitneye düşmemişler zümresiyle hasret.

Allah'ın, size olan ikramının yüceliğinden cariyelerinize bile ikram ediliyor, komşularınıza muhabbet ediyorlar. Bir üstünlüğünüz olmadığı ve üzerlerinde bir hakkınız bulunmadığı halde sizi yüce sayıyorlar.

Onlar üzerinde gücünüz ve otoriteniz olmadığı halde sizden korkuyorlar. Allah'ın ahitlerinin çiğnendiğini gördüğünüz halde kızmıyor, babalarınızın sözlerinin bozulmasına ise öfkeleniyorsunuz.

Allah'ın emirleri size getirilir, sizin elinizle icra edilir ve size müracaat edilirdi. Ama yerinize zalimleri yerleştirdiniz, işlerinizin idaresini onlara verdiniz, Allah'ın emirlerini onların eline teslim ettiniz. Onlar ise şüphelerle amel ediyor, şehvetlerinin peşinde koşuyorlar.

Allah'a yemin olsun bunlar sizi her bir yıldızın altında ayırıp dağıtsa bile, Allah kendilerini bekleyen o kötü gün için sizi mutlaka toplayacak, bir araya getirecektir."

Sıffin Savaşı'nın günlerinin birinde bu hutbeyi irad etmiştir.



"Döndüğünüzü, saflarınızın dağıldığını, aşağılık zalimlerin, Şam halkının hücumlarının sizi sürdüğünü gördüm. Oysa siz, Arabın öncüleri, şereflilerisiniz. Yüzde burun, yücelikte devenin hörgüçleri gibisiniz.

Sonunda onları, sizi sürdükleri gibi sürdüğünüzü, sizi yerlerinizden ettik­leri gibi yerlerinden edip zelil kıldığınızı, önde gelenleri ok, kılıç ve mızraklarla geri kalanlara kattığınızı, susuz develeri havuz kıyılarından, meralardan sürer gibi sürdüğünüzü gördüm de ızdıraptan inleyen, kederden kabaran göğsüm yatıştı."

Gelecekteki önemli olayları haber vermektedir.

"Hamd, yarattıklarına, yaratışıyla tecelli eden, delilleriyle kalplerine görünen, halkı düşünmeye ihtiyaç duymaksızın yaratan Allah'adır. Düşünüp taşınmak, ancak iç/batın sahibi olanlara yaraşır. Oysa Allah'ın bir iç ve batını yoktur. İlmi; her türlü gaybi gizlilikleri ve gizli inançları kuşatmıştır.

...Muhammed'i; nebiler soyundan, ışıklar saçan en yüce yerden, Mekke'nin göbeğinden, karanlıkları aydınlatan nurlardan, hikmet kaynaklarından seçmiştir.

...O (Peygamber), dertlerine deva bulmak için tıp bilgisiyle hastalarını dolaşan bir hekimdir. İlaçlarını hazırlamış, tıp malzemelerini ısıtmış, ihtiyaç duyulduğunda onlarla kör gönülleri, sağır kulakları, söylemez dilleri iyileştirir. Gaflet ve şaşkınlık içinde olanları ilaçlarıyla iyileştirmek için arar bulur.

Ama (Ümeyyeoğulları) hikmet nuruyla nurlanmamış, nurlu ilimlerin ışığıyla aydınlanmamış kimselerdir. Onlar bu durumda otlayan dört ayaklı hayvanlara benzemekte; katılığı, kayaları taşları andırmaktadır.

Basiretli olanlara sırlar açıklanmıştır. Talep edenlere hak yol apaçık gösterilmiştir. Kıyametin örtüsü açılmış, ge­liş alametleri akıllılar için aşikâr olmuştur. Bana ne oluyor da sizi ruhsuz cesetler, cesetsiz ruhlar, ıslah olmadan iba­det eden, kazanmadan ticaret yapan kullar olarak görüyorum. Uykuya dalmış uyanıklarsınız, bedeniniz burada, ruhunuz yok, kör gibi bakıyor, sağır gibi dinliyor, dilsiz gibi konuşuyorsunuz.

Sapıklık bayrağı yerine dikilmiş, gölgesi (taraftarları) etrafa yayılmıştır. Sizi kendi ölçeği ile ölçek alıyor, ayakları altında eziyor. Önderi İslam dininden çıkmış, sapıklık üzere yaşamaktadır.

Sizi yendiği gün, sizden geriye, yenmiş yemeğin kaptaki artığı veya boş zahire çuvalındaki kırıntı kadarınız kalır. Sizi deri tabakaları gibi soyar, hasat edilmiş bir ekin gibi öğütür. Kuşun küçük taneler içinden büyük taneleri seçip yemesi gibi, içinizden mümin kişiyi, zarar vermek için seçip alır.

Bu yollar sizi nereye götürüyor? Karanlıklar ne zamana kadar sizi şaşırtacak, yalanlar ne zamana kadar aldatacak sizi? Bunlar nereden başınıza geldi? Nasıl döndürülüyor­sunuz? Her ecel kitapta yazılmıştır. Her gidişin bir dönüşü vardır.

İçinizdeki Rabbani âlimin sözlerini dinleyin, kalple­rinize yerleştirin, sizi çağırdığında uyanın. Habercinin halkına elbette doğru söylemesi, etrafındakileri toplaması ve zihnini hazırlaması gerekir. İşin aslı sizlere bütün açıklığıyla an­latılmıştır. Omurgayı kırdıkları veya ağaçtan reçine almak için ağacın kabuğunu soydukları gibi işin hakikati de sizlere açıklanmıştır.

İşte o zaman batıl yerine yerleşir, cehalet bineğine biner, azgınlık büyür, davetçiler azalır. Zaman, saldırıp yaralayan canavar gibi saldırır; susup sinen ve evlek deveye benzeyen batıl, seslenmeye başlar. İnsanlar kötülük yolunda el ele verir, din işlerinde birbirlerinden uzaklaşırlar.

Yalanlarda dost, doğruda düşmanlık ederler. İş bu hale gelince, oğul (valideyne) gazap olur, yağmur sıcaklığı arttırır; kötüler çoğalıp taşkınlıklar artarken, iyiler iyice azalır. Bu zaman halkı kurt, sultanları canavar, orta hallileri yem, fakirleri ise ölülerdirler.

Doğruluk batıp gider, yalan çoğalıp yayılır, dilleriyle sever, kalpleriyle düşmanlık ederler. Fısk, bir asalet; iffetli ve namuslu olmak ise acayip işlerden sayılır ve İslam, ters giyilen bir elbise gibi giyilir." Nehc'ul Belaga 106-108 Hutbe

SDG’li o isim terör listesinden çıkarıldı

İçişleri Bakanlığı tarafından "PKK/KCK bağlantısı" gerekçesiyle 20 milyon lira ödülle kırmızı listede aranan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Asu'nun (Sipan Hemo) kaydı, terörden arananlar listesinden tamamen silindi. Gelişme, bölgedeki yeni entegrasyon süreçlerinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor

14.08.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
SDG’li o isim terör listesinden çıkarıldı
SDG’li o isim terör listesinden çıkarıldı
Suriye ve Türkiye hattında paralel ilerleyen diplomatik ve askeri süreçler, Ankara'nın terör listelerinde radikal bir değişikliği beraberinde getirdi.

Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) ve YPG'nin kurucu kurmayları arasında yer alan, Mart 2026'da ise Şam yönetimiyle imzalanan entegrasyon anlaşmasının ardından Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilen Semir Asu (kod adı Sipan Hemo), Türkiye'nin "Terörden Arananlar" listesinden çıkarıldı.

20 milyon liralık ödül ve kırmızı liste kaydı silindi

Cumhuriyet gazetesinin aktardığı bilgilere göre, daha önce İçişleri Bakanlığı'nın resmi sitesinde "Semir Asu" ismiyle aratıldığında "PKK-KCK bağlantısı" nitelemesiyle kırmızı listede yer alan ve yakalanmasına yardımcı olanlara 20 milyon liraya kadar ödül vadedilen profil, yapılan son güncellemeyle sistemden tamamen kaldırıldı. Hemo'nun bakan yardımcılığına atanmasından yaklaşık 50 gün sonra (Mayıs 2026 başında) yapılan kontrollerde listede olduğu bilinirken, makama gelişinin 5. ayında kaydının silindiği fark edildi.

Öte yandan, SDG lideri "Mazlum Abdi" kod adlı Ferhat Abdi Şahin ve PKK/KCK yapısına bağlı diğer üst düzey isimlerin "Kırmızı Liste"deki arama kayıtlarının aktif olarak kalmaya devam ettiği öğrenildi.

Entegrasyon anlaşması ve bakan yardımcılığı süreci

Sipan Hemo, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam'daki merkezi hükümet arasında yürütülen müzakereler doğrultusunda 29 Ocak Anlaşması olarak bilinen askeri entegrasyon protokolünün ardından dikkat çeken bir yükseliş yaşamıştı. SDG ile Suriye ordusunun birleşmesi adımları kapsamında Hemo, Mart 2026'da Şam hükümeti tarafından resmen Savunma Bakan Yardımcısı olarak atandı.

"SDG kendini feshedecek" açıklaması gündem olmuştu

Listenin güncellenmesinden hemen birkaç gün önce Rojava'da önemli açıklamalarda bulunan Sipan Hemo, SDG'nin misyonunu tamamladığını ilan etmişti. Hemo, "Tek bir devlet ve vatan içerisinde iki başlılık olamaz" diyerek Kürtlerin silahlı gücü konumundaki SDG'nin kısa süre içinde kendisini tamamen feshedeceğini ve merkezi Suriye ordusuna entegre olacağını duyurmuştu.

Ankara'nın bu hamlesi, Suriye sahasında HTŞ ve SDG gibi yapıların Şam ile gerçekleştirdiği entegrasyon süreçlerine ve Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme trafiğine paralel bir bürokratik adım olarak yorumlanıyor.

Bekir Bozdağ'daki belirgin değişim dikkat çekti!

Rahatsızlığı nedeniyle uzun süredir tedavi gören ve kameralardan uzak kalan TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Genel Kurul'daki kritik yasa oylaması için Meclis'e geri döndü. Bozdağ'ın yaşadığı belirgin değişim ve ciddi kilo kaybı sosyal medyada en çok konuşulan başlıklar arasına girdi

14.08.2026 16:40:00
Haber Merkezi
 
Bekir Bozdağ'daki belirgin değişim dikkat çekti!
Bekir Bozdağ'daki belirgin değişim dikkat çekti!
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ, sağlık sorunları nedeniyle ara vermek zorunda kaldığı yasama çalışmalarına kritik bir oylama için geri döndü.

Meclis gündemini meşgul eden "Çerçeve Yasa" görüşmelerine ve oylamasına destek vermek amacıyla Genel Kurul salonundaki yerini alan Bozdağ, aylar sonra ilk kez kameralar tarafından kaydedildi.

Görenler tanımakta güçlük çekti: Belirgin kilo kaybı

Siyaset muhabiri Mahir Kılıç'ın objektifine yansıyan karelerde, zorlu bir tedavi sürecinden geçtiği bilinen Bekir Bozdağ'ın aşırı derece zayıfladığı ve fiziki olarak büyük bir değişim geçirdiği görüldü.

Kamuoyunda uzun süredir kanser tedavisi gördüğü yönünde iddialar bulunan ancak hastalığının detaylarına ilişkin resmi makamlarca ayrıntılı bir açıklama yapılmayan Bozdağ'ın son hali, hem parlamento kulislerinde hem de sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Kritik oylama için "sorumluluk alarak" Melis'e geldi

Siyaset çevrelerinde "parti içi aidiyet ve dava adamlığı" vurgusuyla öne çıkan bu katılım, Bozdağ'ın ciddi sağlık sorunlarına ve bitkin görüntüsüne rağmen Meclis Genel Kurulu'ndaki kritik dengeler için irade ortaya koyması şeklinde değerlendirildi. Fotoğrafların basına sızmasının hemen ardından, eski bakanın eski ve yeni görüntüleri kıyaslanarak kısa sürede dijital platformlarda Türkiye gündeminin üst sıralarına tırmandı.

Sosyal medya iki grupta kutuplaştı

Bekir Bozdağ'ın görüntülerinin yayılmasıyla birlikte sosyal medya kullanıcıları adeta ikiye bölündü. Bir kesim siyasi geçmişine ve geçmişteki tartışmalı yasa süreçlerine atıfta bulunarak "ilahi adalet" ve "vebal" eleştirilerinde bulunurken, diğer kesim ise her şeyden bağımsız olarak bir siyasetçinin yaşadığı ağır sağlık mücadelesine saygı duyulması gerektiğini belirterek "geçmiş olsun" ve şifa dileklerini paylaştı.

Yetkililerden veya Bozdağ'ın yakın çevresinden güncel sağlık durumu ya da tedavinin seyri hakkında yeni bir resmi bilgilendirme henüz yapılmış değil.

Marmara nefes alamıyor

Kendine has iki tabakalı su yapısıyla bir dönem Türk balıkçılığının kalbi olan Marmara Denizi, endüstriyel baskılar, kirlilik ve yetersiz arıtma nedeniyle tarihi bir dönüşüm yaşıyor. Uzmanlar biyoçeşitlilikteki trajik düşüşe karşı acil eylem çağrısı yapıyor

14.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Marmara nefes alamıyor
Marmara nefes alamıyor
Türkiye'nin iç denizi olan Marmara, Karadeniz ile Ege arasında sadece coğrafi bir köprü değil, aynı zamanda deniz canlıları için hayati bir biyolojik koridordur. Ancak son yıllarda yaşanan müsilaj krizleri, derin deniz deşarjı uygulamaları ve artan endüstriyel yük, bu hassas ekosistemi kırılma noktasına getirdi. Bilimsel veriler ve saha araştırmaları, Marmara'nın dünü ile bugünü arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.

Eski ile kıyas: 1989 kırılması ve azalan direnç

Marmara Denizi, 1970'li ve 80'li yıllara kadar Akdeniz ve Ege'den çok daha yüksek bir balıkçılık verimliliğine sahipti. Ancak hidrobiyologların raporlarına göre, 1989 yılında devreye alınan Ahırkapı Derin Deniz Deşarjı, Marmara için ekolojik yıkımın başlangıç noktası oldu.

Atıkların alt akıntıyla Karadeniz'e taşınacağı varsayımıyla kurulan bu sistem, zamanla tüm havzaya yayılarak denizin dip katmanlarında oksijenin hızla tükenmesine yol açtı. Son 30 yılda ekosistemin insan kaynaklı rahatsızlıklara karşı dirençliliği tamamen dibe vurmuş durumdadır.

Deniz canlısı çeşitliliğinde büyük kan kaybı

Marmara Denizi'ndeki kirlilik ve oksijensizlik doğrudan biyoçeşitliliği vurdu. Yapılan araştırmalar, özellikle 2021 yılındaki büyük müsilaj felaketinin ardından balık tür çeşitliliğinde yüzde 25 civarında net bir azalma olduğunu ortaya koyuyor.

Eskiden Marmara'da bolca bulunan kalkan, uskumru, orkinos, kolyoz ve kırlangıç gibi ekonomik değeri yüksek balıklar artık bu sularda neredeyse hiç görülmüyor.

Avlanan hamsi, istavrit ve sardalya gibi pelajik türlerin miktarında yüzde 20'ye yakın düşüş yaşandı.

Kıyıdan 30 metre derinliğe kadar olan sünger topluluklarında kitlesel ölümler, mercan resiflerinde ise yüzde 30'a varan kayıplar saptandı.

Madalyonun diğer yüzünde ise oksijensizliğe bağlı olarak ekosistem dengesinin bozulması nedeniyle denizanası, köpek balığı ve vatoz gibi kıkırdaklı türlerin popülasyonlarında ve kıyıya göçlerinde radikal artışlar gözleniyor.

Arıtma tesisleri ne durumda? "Ön arıtma" çıkmazı

Marmara'yı kurtarmanın şifresi atık suların azot ve fosfordan tamamen arındırılmasından geçiyor. Ancak Marmara'ya deşarj edilen atık suyun yaklaşık yüzde 76,5'inden sorumlu olan İstanbul başta olmak üzere, bölge genelinde ileri biyolojik arıtma kapasitesi henüz istenen seviyede değil.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kentte işletilen 91 atık su arıtma tesisinin yalnızca 36'sı ileri biyolojik, 48'i biyolojik ve 7'si ön arıtma (fiziksel) statüsündedir. Toplam arıtma kapasitesinin yarısından fazlasını halen azot ve fosforu ayrıştıramayan ilkel ön arıtma ve fiziksel arıtma yöntemleri oluşturuyor. Çevre Kanunu'na eklenen maddelerle Marmara Havzası'ndaki belediyelere ileri biyolojik tesis kurma zorunluluğu getirilmiş olsa da finansal ve lojistik gecikmeler nedeniyle eylem planlarının gerisinde kalınmış durumda.

Marmara'yı kurtarmak için neler yapılmalı?

Uzmanlar, Marmara Denizi'nin bir "atık çukuru" olmaktan çıkarılması ve ekosistemin kendini onarabilmesi için şu acil adımların atılması gerektiğinde birleşiyor:

Sıfır Deşarj Politikası: Bir litre su bile ileri biyolojik arıtmadan geçirilmeden, azot ve fosfor yükü sıfırlanmadan Marmara Denizi'ne kesinlikle verilmemelidir.

Derin Deniz Deşarjından Vazgeçilmesi: Denizin alt tabakasını yok eden derin deniz deşarjı uygulamaları tamamen sonlandırılmalı, sular karada geri kazanılarak sanayide kullanılmalıdır.

Bölgesel Ortak Yönetim Planı: Tek bir belediyenin çabası yetersizdir. Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) gibi bilimsel projeler baz alınarak, tüm havza illerini kapsayan tek elden bir yönetim planı titizlikle uygulanmalıdır.

Sıkı Denetim ve Cezai Yaptırım: Sanayi tesislerinin, organize sanayi bölgelerinin (OSB) ve deniz ulaşım araçlarının sintine/balast deşarjları Sürekli İzleme Merkezleri üzerinden 24 saat kesintisiz denetlenmeli, cezalar caydırıcı hale getirilmelidir.

Koruma Alanlarının Genişletilmesi: Deniz çayırlarının restorasyonu sağlanmalı ve belirli bölgeler tamamen endüstriyel/ticari balıkçılığa kapatılarak deniz canlılarına üreme ve sığınma alanları yaratılmalıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü" ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AK Parti'nin çeyrek asrının Türkiye için tarihi dönüşüme karşılık geldiğini görüyoruz. Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü" ifadelerini kullandı

14.08.2026 12:57:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü" ifadelerini kullandı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü" ifadelerini kullandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AK Parti'nin çeyrek asrının Türkiye için tarihi dönüşüme karşılık geldiğini görüyoruz. Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü" ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla kaleme aldığı "AK Parti, Milletle Birlikte Yazılan Çeyrek Asırlık Dönüşüm Hikayesi" başlıklı makalesi Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya'da yayımlandı.

Erdoğan, makalesinde 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türk milletiyle birlikte Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek uzun soluklu bir yürüyüş başlattıklarını belirterek, Türkiye'nin o günlerde siyasi krizlerin, ekonomik belirsizliklerin ve vesayetçi anlayışın ağır baskısı altında olduğunu, kendilerinin de siyaseti yeniden milletin hizmetine sunmak, devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını güçlendirmek ve Türkiye'yi kendi kararlarını verebilen güçlü bir ülke haline getirmeyi hedeflediklerini anlattı.

"14 Ağustos 2001'de 'Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' derken en büyük güvencemiz milletimizin iradesiydi. AK Parti hakları sınırlandırılan, krizlerin yükünü omuzlayan ve çocukları için daha müreffeh bir gelecek isteyen milyonların ortak umudu olarak doğdu." değerlendirmesini yapan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bugün geriye baktığımızda AK Parti'nin çeyrek asrının Türkiye için tarihi bir dönüşüme karşılık geldiğini görüyoruz. Demokratik meşruiyet güçlendi, devletimizin hizmet kapasitesi gelişti, toplumun farklı kesimlerinin kamusal hayata katılımı genişledi. Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen, imkanlarına güvenen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü. Demokratik meşruiyetin güçlenmesi, bu dönemde verdiğimiz mücadelenin temelini oluşturdu. Bunun en ağır sınavını 15 Temmuz darbe girişiminde yaşadık. Milletimiz o gece seçilmiş iradeye ve anayasal düzene sahip çıkarak Türkiye'nin geleceğine sandık dışı hiçbir gücün yön veremeyeceğini ortaya koydu. Bu kararlı duruş, vesayet döneminin geride bırakılmasında, sivil siyasetin güçlenmesinde ve demokrasimizin kökleşmesinde tarihî bir dönüm noktası oldu."

"Hava savunma sistemlerine uzanan hamlelerimiz Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini güçlendirdi"
Erdoğan, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, sosyal politikalardan şehirleşmeye kadar gerçekleştirdikleri yatırımların dönüşümlerin somut temelini oluşturduğunu belirtti.

Kamu hizmetlerine erişimi ülke genelinde yaygınlaştırdıklarını vurgulayan Erdoğan, Anadolu'nun üretim ve kalkınma imkanlarını genişlettiklerini, kadınların, gençlerin, engellilerin ve toplumun bütün kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını desteklediklerinin altını çizdi.

Savunma sanayisinde ve ileri teknolojide attıkları adımların, stratejik alanlardaki dışa bağımlılığı önemli ölçüde azalttığına işaret eden Erdoğan, "İnsansız hava araçlarından milli muharip uçağımız KAAN'a, savaş gemilerinden hava savunma sistemlerine uzanan hamlelerimiz Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini güçlendirdi. TOGG, uzay programımız, nükleer enerji yatırımlarımız ve Karadeniz'de keşfettiğimiz doğal gaz bu yeni özgüvenin sembolleri oldu. Önümüzdeki dönemde bu birikimi yapay zeka, yarı iletkenler, enerji teknolojileri ve yüksek katma değerli üretimde yeni bir sıçramaya dönüştüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, dış politikada Türkiye'nin, değişen ve giderek çok kutuplu hale gelen uluslararası sistemin etkin aktörlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, milli çıkarları korurken diplomasiyi, diyaloğu ve insani sorumluluğu esas alan çok yönlü bir anlayışla hareket ettiklerini anlattı.

Türk ve İslam dünyasıyla münasebetlerini çok boyutlu bir şekilde geliştirirken, mazlumların haklarını her platformda cesaretle savunduklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"NATO'nun güçlü bir müttefiki, G20'nin etkin bir üyesi, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın önde gelen ülkesi ve Avrupa güvenlik mimarisinin başat aktörlerinden biri olarak Karadeniz'den Orta Doğu'ya, Kafkasya'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrara katkı sunuyoruz. Stratejik özerkliği, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde daha dengeli ilişkiler kurmanın zemini olarak görüyoruz. 'Dünya beşten büyüktür' çağrımız, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumların günümüzün güç dengelerini ve toplumların çeşitliliğini daha adil biçimde temsil etmesi gerektiğine dair teklifimizin özüdür. Küresel barış ve güvenliğin sınırlı sayıdaki ülkenin önceliklerine bağlı kalması, insanlığın karşı karşıya bulunduğu krizlere kalıcı çözümler üretmemektedir. Daha kapsayıcı, daha etkin ve hesap verebilir bir uluslararası düzenin ortak geleceğimiz için zorunlu olduğuna inanıyoruz."

"11 ilimizi ve milyonlarca vatandaşımızı etkileyen büyük felaket milletimizin yüreğinde derin yaralar açtı"
Erdoğan, çeyrek asırlık yürüyüşleri boyunca terör saldırılarından bölgesel savaşlara, düzensiz göç hareketlerinden küresel salgına ve ekonomik dalgalanmalara kadar çok sayıda sınamayla karşılaştıklarını anımsatarak, bu dönemlerin güçlü kurumların, etkin kamu yönetiminin ve millet-devlet dayanışmasının taşıdığı önemi bir kez daha gösterdiğini belirtti.

6 Şubat depremlerinde tarihin en ağır afetlerinden birini yaşadıklarını aktaran Erdoğan, "11 ilimizi ve milyonlarca vatandaşımızı etkileyen bu büyük felaket milletimizin yüreğinde derin yaralar açtı. İlk andan itibaren devletimizin bütün imkanlarını seferber ettik. Bugün şehirlerimizin yeniden imarında önemli mesafe katettik. Güvenli konutlardan üretim altyapılarına, sosyal hayattan tarihi dokunun korunmasına kadar yürüttüğümüz çalışmaları aynı kararlılıkla sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Geleceğin imkanlarına odaklanarak yolumuza aynı kararlılıkla devam ediyoruz"
Erdoğan, AK Parti'yi çeyrek asırdır güçlü tutan temel unsurun milletle kurdukları gönül bağı olduğunu ifade ederek, bu tecrübenin kendilerine sürekli yenilenme sorumluluğunu da yüklediğini anlattı.

Milletin değişen beklentilerini, gençlerin gelecek arayışlarını, ekonomik güçlüklerin gündelik hayattaki etkilerini ve siyaset yapma biçimlerini açık yüreklilikle değerlendirmek zorunda olduklarını aktaran Erdoğan, "Geçmiş başarılarımız önemli bir referanstır; bizi geleceğe taşıyacak olan reform irademiz ve değişime öncülük etme kabiliyetimizdir. Önümüzdeki dönemde de enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı büyüteceğiz. Alın terinin karşılığını veren, refahı toplumun bütün kesimlerine yayan ve gençlerimizin eğitimden istihdama, girişimcilikten konuta kadar fırsatlara daha adil biçimde erişebildiği bir Türkiye için çalışacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyetimizin ikinci asrına yönelik ortak gelecek irademizin adıdır." açıklamasında bulunan Erdoğan, demokrasisi güçlü, ekonomisi üretken, teknolojide öncü, dış politikada etkili ve toplumsal dayanışması sağlam bir Türkiye hedeflediklerini vurguladı.

Erdoğan, geçmişin birikimini geleceğin imkanlarıyla buluşturarak milletin refahını artıracaklarını belirterek, bölgenin istikrarını güçlendireceklerini ve daha adil bir uluslararası düzene katkı sunacaklarının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti'nin 25'inci yılı, geçmişin tecrübesini değerlendirerek yeni dönemin yol haritasını ortaya koyduğumuz tarihi bir eşiktir. Aziz milletimizle çıktığımız bu yolda, reform irademizi diri tutarak ve geleceğin imkanlarına odaklanarak yolumuza aynı kararlılıkla devam ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.

İstanbul'da "Şapkalılar" suç örgütüne operasyon: 9 gözaltı

İstanbul'da Şapkalılar suç örgütüne yönelik yapılan operasyonda çeşitli olaylara karıştıkları tespit edilen 9 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı

14.08.2026 12:39:00
İHA
 
İstanbul'da "Şapkalılar" suç örgütüne operasyon: 9 gözaltı
İstanbul'da "Şapkalılar" suç örgütüne operasyon: 9 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında; liderliğini yurt dışında bulunan ve bir kısmı hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı bulunan kişilerin yaptığı organize silahlı suç örgütlerine yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Soruşturma kapsamında şüphelilerin; 31 Temmuz 2026'da Beyoğlu'nda M.E. isimli kişinin yaralanması, 3 Ağustos 2026'da Avcılar Yeşilkent Mahallesi Milli Egemenlik Parkı'nda meydana gelen kasten yaralama ve tehdit, 7 Ağustos 2026'da Kağıthane'de faaliyet gösteren "Atölye Park" isimli iş yerinin kurşunlanması, 8 Ağustos 2026'da Kağıthane'de faaliyet gösteren "Miraç Rezidans" isimli iş yerinin kurşunlanması eylemlerine karıştıkları tespit edildi.

Şapkalılar suç örgütüne mensup olduğu belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul merkezli eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 9 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler hakkındaki tahkikat işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

Vize dolandırıcılığı operasyonunda 42 şüpheli adliyeye sevk edildi

İstanbul merkezli 6 ilde vize danışmanlığı adı altında randevu sistemlerini "bot" yazılımlarla kilitleyen şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 42 şüpheli adliyeye sevk edildi

14.08.2026 12:16:00
İHA
 
Vize dolandırıcılığı operasyonunda 42 şüpheli adliyeye sevk edildi
Vize dolandırıcılığı operasyonunda 42 şüpheli adliyeye sevk edildi
Vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin konsolosluk randevu sistemlerini "bot" yazılımlarla kilitleyerek vatandaşları mağdur ettiği ve haksız kazanç sağladığı şebekeye yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, 2,8 milyar lirayı aşan para hareketi tespit edilmiş ve gözaltı kararı verilen 49 şüpheliden 42'si İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınan şüphelilerin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.

Şüphelilerin Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayına sevk edildiği öğrenildi.

Çeşme'de 16 kaçak göçmen yakalandı

İzmir'in Çeşme ilçesinde, Sahil Güvenlik ve jandarma ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmada 16 düzensiz göçmen yakalandı

14.08.2026 10:33:00
İhlas Haber Ajansı
 
Çeşme'de 16 kaçak göçmen yakalandı
Çeşme'de 16 kaçak göçmen yakalandı
İzmir'in Çeşme ilçesinde, Sahil Güvenlik ve jandarma ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmada 16 düzensiz göçmen yakalandı.

12 Ağustos günü saat 06.00 sıralarında Çeşme ilçesi Çatal Azmak mevkiinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisini alan güvenlik güçleri harekete geçti. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Alaçatı/Koldestim) ve Alaçatı Jandarma Karakol Komutanlığı ekiplerince karada müştereken gerçekleştirilen operasyonda 16 düzensiz göçmen tespit edilerek yakalandı.

Yakalanan 9 Etiyopya, 5 Yemen, 2 Sudan uyruklu toplam 16 göçmen, sağlık kontrolleri ve işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

Sokak hayvanlarının yüzde 97'si toplandı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, başıboş sokak köpeği sorununa yönelik yürütülen çalışmalarda hedef büyüttüklerini ilan etti. Sokakların hayvanlar için güvenli olmadığını vurgulayan Çiftçi, "Yıl sonu hedefimizi revize ediyoruz, ekim ayı sonunda tüm sahipsiz hayvanları barınaklara veya doğal yaşam alanlarına almış olacağız" dedi

13.08.2026 22:30:00
Haber Merkezi
 
Sokak hayvanlarının yüzde 97'si toplandı
Sokak hayvanlarının yüzde 97'si toplandı
Türkiye'de uzun süredir kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri olan sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik yasal düzenlemenin ardından yürütülen saha operasyonlarında çok kritik bir eşiğe gelindi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bugün yaptığı açıklamada sokak hayvanlarının toplanma oranının yüzde 97 seviyesine ulaştığını resmen duyurdu.

"Yıl sonu hedefini ekim ayına çektik"

Bakan Çiftçi, daha önce sokak hayvanlarının temizlenmesi konusunda kamuoyuna duyurulan "2026 yıl sonu" takviminde hızlı ilerleme kaydedilmesi üzerine güncelleme yapıldığını belirtti. Sahadaki çalışmaların hız kazandığını ifade eden Bakan Çiftçi, "Daha önce yıl sonuna kadar bütün sahipsiz sokak hayvanlarını toplayıp barınaklara veya doğal yaşam alanlarına alacağımızı söylemiştik. Bu hedefimizi revize ediyoruz. Muhtemelen ekim ayının sonunda tüm sahipsiz sokak hayvanlarını doğal yaşam alanlarına veya barınaklara almış olacağız" ifadelerini kullandı.

"Hayvanların yaşam alanı sokaklar değil"

Sokakların hem insanlar hem de hayvanların kendisi için elverişsiz koşullar barındırdığını savunan İçişleri Bakanı Çiftçi, uygulanan politikanın insani boyutuna dikkat çekti. Çiftçi, "Hayvanların yaşam alanı sokaklar değil. Sokaklar güvensiz mekanlar. Açlık var, hastalık var, güvensizlik var, sokağın insafına terk etmek var. Dolayısıyla biz hayvanları da sokağın insafından kurtarmak istiyoruz" şeklinde konuştu.

Barınaklarda tedavi ve sahiplendirme süreci

Toplanan hayvanların akıbetine dair de bilgi veren Bakan Çiftçi, sürecin hem valilikleri hem de belediyeleri doğrudan ilgilendirdiğini hatırlattı. Kanunun, nüfusu 25 bini aşan tüm belediyelere barınak kurma ve doğal yaşam alanı oluşturma zorunluluğu getirdiğini belirten Çiftçi, tesislerdeki işleyişi şu sözlerle özetledi: "Barınaklarda hayvanların tedavilerini yapıyoruz. Sahiplenmek isteyen vatandaşlarımız varsa hızlıca sahiplendiriliyor. Sahiplenilmeyen hayvanlar ise bu barınaklarda ve doğal yaşam alanlarında güvenli bir şekilde yaşamlarına devam ediyorlar."

Tartışmalar ve altyapı kapasitesi gündemde

Bakanlığın yüzde 97'lik başarı oranına ve ekim ayındaki kesin bitiş hedefine karşılık, sivil toplum kuruluşları ve veteriner hekim odaları barınakların fiziki kapasitesi konusundaki endişelerini dile getirmeye devam ediyor.

Hak savunucuları, milyonlarca sokak hayvanının transfer edildiği alanlardaki refah şartlarının yakından denetlenmesi ve popülasyon kontrolünde sürdürülebilir bir sistem için kısırlaştırma seferberliğinin aksatılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Marmaraereğlisi ve Şarköy'de denize girmek yasaklandı

Tekirdağ'da olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle Marmaraereğlisi ile Şarköy ilçelerinde bazı plajlarda denize girişler geçici olarak yasaklandı

13.08.2026 11:50:00
İHA
 
Marmaraereğlisi ve Şarköy'de denize girmek yasaklandı
Marmaraereğlisi ve Şarköy'de denize girmek yasaklandı
Tekirdağ Valiliği tarafından yapılan duyuruda, Şarköy ilçesi ve Marmaraereğlisi ilçesi Sultanköy sahilinde 13-14 Ağustos tarihlerinde 2 gün boyunca denize girmenin yasaklandığı bildirildi.

Yasakların, olumsuz deniz şartları nedeniyle yaşanabilecek boğulma vakalarının önüne geçmek amacıyla uygulandığı belirtildi.

FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama

FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'nin ablası Ayşe Alanur Karetepe, 10 yıl önce "yardım yataklık" suçundan 1 yıl tutuklu kalan FETÖ'cü yüzbaşının ablası, bu kez "örgüt üyeliği"nden cezaevine girdi

13.08.2026 11:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama
FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında darbeci FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'ye firari döneminde yardım ve yataklık ettiği iddiası ile Muğla'da yakalanan ve silahlı terör örgütü FETÖ üyeliğinden tutuklanan ablası Ayşe Alanur Karetepe, Emniyette alınan ifadesinde, etkin pişmanlık yasasından faydalanmasını gerektirecek bir suç işlemediğini belirterek, etkin pişmanlık yasasından faydalanmak istemediğini belirtti.

2016 yılında da Burkay Karetepe'ye yardım ve yataklıktan 1 yıl hapis yatmış

İfadesinde FETÖ terör örgütü ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirten Karatepe, 2017 yılına kadar yine kardeşi Burkay Karatepe'ye yardım ve yataklık iddiası ile bir yıl Eskişehir Cezaevinde tutuklu kaldığını ve 2017 Ağustos ayında yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartı ile tahliye olduğunu açıkladı. Hakkında 3 yıl 9 ay ceza verildiğini ve bu dosya halen Yargıtay'da olduğunu söyledi.

Mail yazışmalarına 'Bilgim yok' 'Şahsi avukatım olmadan cevap vermek istemiyorum" dedi

Kardeşi Burkay Karatepe'nin yakalanması sonrası dijital materyaller içinde çok sayıda Word ortamında, Burkay Karatepe ile irtibat kurmak amacı ile hazırlanmış mail adresleri üzerinden mail göndermeksizin taslaklar üzerinden haberleşme yöntemi kullanıldığına ilişkin soruya 'Bilgim yok' diyerek cevap verirken, taslak yazışmalar ile ilgili sorulan soruların büyük bölümüne 'Cevap vermek istemiyorum' 'Bununla ilgili bilgim yok' veya 'Mail adresi üzerinden haberleşme ile ilgili sorulara ben bu aşamada şahsi avukatım olmadan bir cevap vermek istemiyorum. İlerleyen aşamada şahsi avukatım eşliğinde bu sorularla ilgili ayrıca beyanda bulunabilirim" dedi.

Kaçış planı ile ilgili yazışmalara 'Bununla ilgili bilgim yok' dedi

Darbeci FETÖ'cü Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanmasının ardından ele geçirilen dijital materyaller içindeki yazışmalarda kaçış planı ile ilgili yazışmalarda, "İnşallah bir kış daha orda değil de güzel bir ülkede geçiririz beraber. Ofisi yılbaşından sonra satılığa çıkaracağım, orasının parası yüksek. Ben hazırlık yapıyorum, sen de hazırlan. O yüzden spora başladım, koşabileyim diye. Beraber gideceğiz. Şimdilik uygun şartları bekliyoruz. 2 yıl önce deprem zamanı tam karmaşa vaktiydi, düşünemedik. Değerlendiremedik' şeklindeki yazışmalara "Bununla ilgili bilgim yoktur" dedi.

Burkay Karatepe'nin üzerinde yakalanan paralar soruldu

Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanması sonrasında yapılan ikamet aramasında ele geçirilen, altın, dolar ve Euro ille Türk parası olan yaklaşık 6 milyon 775 bin TL değerinde ele geçirilen para ve altınlar hakkında bilgisi olup olmadığı, parayı kimler tarafından verildiği, FETÖ silahlı terör örgütü üyeleri tarafından yardım yapılıp yapılmadığı soruldu. Ayşe alanur Karetepe bu soruya, "Bunlarla ilgili benim düşüncem babam götürmüş olabilir. Bu paranın kaynağı ile ilgili bir bilgim yoktur. Burkay'ın firar olduğu dönem içerisinde örgütten herhangi bir yardım alıp almadığını bilmiyorum. Fakat benim düşüncem yeni bir suça bulaşmaması için babam imkanları dahilinde ihtiyaçlar için Burkay'a para vermiş olabilir" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.