logo
02 NİSAN 2026

İtalya konuşmadan Avrupa yol alamıyor: Mercosur Anlaşması

17.12.2025 00:00:00
Avrupa Birliği uzun zamandır önemli bir kavşakta bekliyor. Güney Amerika'daki Mercosur ülkeleriyle yapılması planlanan ticaret anlaşması, sadece ekonomik bir metin değil; aynı zamanda Avrupa'nın dünyaya nasıl baktığını, küresel rekabette nerede durmak istediğini gösteren bir tercih anlamına geliyor. Ancak onca müzakereye rağmen süreç hala netleşmiş değil. Bunun en önemli nedeni ise tek bir ülkenin süregelen sessizliği: İtalya.
 
Bugün Avrupa başkentlerinde herkes aynı noktaya odaklanmış durumda. Kimse yüksek sesle söylemese de herkes biliyor ki bu anlaşmanın kaderi Roma'nın vereceği karara bağlı. Çünkü İtalya, destek verenlerle karşı çıkanlar arasındaki dengeyi değiştirebilecek ağırlığa sahip.
 
Mercosur anlaşması, Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay ile Avrupa Birliği arasında büyük bir serbest ticaret alanı oluşturmayı hedefliyor. Amaç, gümrüklerin azaltılması, ticaretin hızlandırılması ve iki kıta arasında daha güçlü ekonomik bağlar kurulması. Yaklaşık 700 milyon insanı kapsayan bu potansiyel pazar, özellikle ihracat odaklı sektörler için cazip görülüyor.
 
Ancak mesele yalnızca rakamlardan ibaret değil. Avrupa'da tarım sektörü, bu anlaşmanın en hassas noktası. Özellikle küçük üreticiler, Latin Amerika'dan gelecek daha ucuz ürünlerin Avrupa pazarında haksız rekabet yaratacağından endişe ediyor. Fransa'nın anlaşmaya karşı sert tutumu bu kaygıların sembolü haline gelmiş durumda.
 
Fransa'nın yanında Macaristan, Polonya ve Avusturya gibi ülkeler de temkinli bir çizgide duruyor. Bu ülkeler, Avrupa tarımının korunması gerektiğini savunarak anlaşmanın mevcut haliyle onaylanmasına karşı çıkıyor. Avrupa Birliği'nde kararlar nitelikli çoğunlukla alındığı için bu ülkelerin oluşturduğu blok tek başına yeterli olmayabiliyor. İşte bu yüzden İtalya'nın pozisyonu kritik bir önem taşıyor.
 
İtalya, hem nüfus hem de ekonomik hacim bakımından Avrupa'nın kilit ülkelerinden biri. Aynı zamanda Mercosur ülkelerine ihracatta da güçlü bir konumda bulunuyor. Bu nedenle anlaşma, İtalya için hem fırsat hem de risk barındırıyor.
 
Bir tarafta güçlü çiftçi örgütleri var. Özellikle Coldiretti gibi kuruluşlar, anlaşmaya karşı net bir duruş sergiliyor. Onlara göre Avrupa'nın önerdiği koruma önlemleri yetersiz ve geç kalmaya mahkum. Piyasada bir dengesizlik oluştuğunda müdahale edilene kadar çiftçi zaten zarar etmiş oluyor. Bu endişe, sahadaki üreticiler arasında geniş bir karşılık buluyor.
 
Diğer tarafta ise sanayi ve ihracat çevreleri bulunuyor. Şarap, peynir, makine ve otomotiv yan sanayi gibi sektörler, Mercosur pazarını büyük bir fırsat olarak görüyor. Küresel ticarette rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde, bu kesimler yeni pazarların hayati önemde olduğunu savunuyor.
 
İtalya hükümeti tam da bu iki baskı arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Ne çiftçileri tamamen karşısına almak istiyor ne de sanayinin beklentilerini görmezden gelebiliyor. Bu nedenle Roma bugüne kadar net bir karar açıklamaktan kaçındı. Ancak bu belirsizlik artık sadece iç politika meselesi olmaktan çıktı.
 
Brüksel'de ve diğer Avrupa başkentlerinde sabırsızlık artıyor. Avrupa Birliği, küresel ticarette yeni engellerin yükseldiği bir dönemde yönünü netleştirmek zorunda. ABD ve Çin'in daha korumacı politikalara yönelmesi, Avrupa'yı alternatif pazarlara yönelmeye zorluyor. Mercosur anlaşmasını savunanlar bu durumu sıkça vurguluyor: "Dünya kapanırken Avrupa açık kalmalı."
 
Karşı cephe ise farklı düşünüyor. Onlara göre serbest ticaret uğruna yerli üretici gözden çıkarılamaz. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda sosyal denge, gıda güvenliği ve kırsal yaşamın devamı anlamına geliyor.
 
İtalya'nın pozisyonu bu yüzden sadece "evet" ya da "hayır"meselesi değil. Roma'nın elinde güçlü bir pazarlık kozu bulunuyor. Daha etkili koruma maddeleri, daha hızlı müdahale mekanizmaları ve hassas ürünler için özel düzenlemeler talep ederek süreci kendi lehine çevirebilir.
 
Ancak uzun süren sessizlik de risk taşıyor. Belirsizlik arttıkça güven azalıyor. Piyasalar, üreticiler ve siyasi aktörler netlik bekliyor. Sürekli ertelenen kararlar, Avrupa'nın karar alma kapasitesini sorgulatır hale geliyor.
 
Bugün gelinen noktada açık olan bir gerçek var: İtalya konuşmadan Avrupa ilerleyemiyor. Sessizlik bir süreliğine stratejik olabilir, fakat kalıcı bir çözüm değildir. Eninde sonunda Roma'nın bir tercih yapması gerekecek.
 
Bu tercih hangi yönde olursa olsun, sadece İtalya'yı değil, Avrupa'nın ekonomik geleceğini de etkileyecek. Çünkü bazen tarihin yönü, yüksek sesli tartışmalarla değil, uzun süren bir sessizliğin ardından gelen tek bir kararla belirlenir. Avrupa da şimdi o kararın açıklanmasını bekliyor.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.