Bazı günler vardır ki üzerinden yıllar geçse de hafızanızdan silinmez. Aradan elli iki yıl geçmesine rağmen 20 Temmuz 1974 sabahını dün gibi hatırlıyorum.
Henüz on beş yaşlarında bir lise talebesiydim. Sabah saatlerinde radyodan Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başladığını duyduğumuz anda içimizi tarif edilmesi güç bir heyecan kapladı. Haberler radyodan duyulur, millet aynı anda aynı heyecanı yaşardı.
Kıbrıs'ta soydaşlarımızın yıllardır zulüm gördüğünü biliyorduk. Mehmetçiğin adaya çıktığı haberi sadece bir askerî operasyonun başladığını değil, Türk milletinin mazlumun yanında yer aldığını müjdeliyordu. İşte bu yüzden, daha çocuk denecek yaşlarda olmamıza rağmen yerimizde duramadık.
Mahallelerde, caddelerde, sokaklarda binlerce insan aynı duyguyla buluşmuştu. Tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi, tıpkı Millî Mücadele yıllarında olduğu gibi, herkesin yüreğinde aynı ateş yanıyordu. Bizler de arkadaşlarımızla birlikte askerlik şubesinin, askerî birliklerin ve karakolların bulunduğu bölgelere koştuk.
Dilimizde tek cümle vardı:
"Vatana canımız feda!"
O an yaşımızın hiçbir önemi yoktu. Hepimiz kendimizi vatanın bir neferi olarak görüyorduk. Kimsenin aklında makam, mevki, menfaat ya da hesap yoktu. Sadece vatan vardı, bayrak vardı, millet vardı.
Askerî ve mülkî yetkililer bizleri büyük bir olgunlukla karşıladı. Gülümseyerek, "Siz merak etmeyin, ordumuz güçlüdür. Size gerek yoktur. Siz bize sadece dua edin." dediler. Biz de onların sözünü dinleyerek evlerimize döndük. Ama dönerken yüreğimizde tarifsiz bir gurur taşıyorduk. Çünkü o gün anladık ki millet olmak, aynı hedef uğruna aynı duyguyu paylaşabilmektir.
Bugün geriye dönüp baktığımda, en çok özlediğim şey o ortak ruhtur. Farklı düşüncelerimiz olabilir, farklı hayatlar yaşayabiliriz. Ama vatan söz konusu olduğunda tek yürek olabilmek, bu milleti millet yapan en büyük değerdir.
Kıbrıs Barış Harekâtı sadece askerî bir başarı değildir. Aynı zamanda Türk milletinin kenetlenme iradesinin, dayanışmasının ve bağımsızlık aşkının en güçlü göstergelerinden biridir. O gün cephede Mehmetçik vardı; arkasında ise dualarıyla, gözyaşlarıyla ve yüreğiyle dimdik duran seksen milyonluk bir milletin iradesi vardı.
Bugün de Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu güç, işte o ruhtur. Milli meselelerde ayrışmayı değil birleşmeyi, kutuplaşmayı değil dayanışmayı, karamsarlığı değil ortak hedef etrafında kenetlenmeyi yeniden başarabilmeliyiz.
Çünkü tarih bize defalarca göstermiştir ki Türk milleti, birlik olduğunda aşamayacağı hiçbir engel yoktur. Dün Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da ve Kıbrıs'ta yazılan destanların ortak sırrı güçlü silahlar değil; tek yürek olmuş bir milletti.
Allah, bu millete bir daha savaş acısı yaşatmasın. Ancak gerektiğinde aynı inançla, aynı cesaretle ve aynı kardeşlik ruhuyla vatanına sahip çıkacak nesiller yetiştirmeyi de bizlere nasip etsin. Çünkü devletleri ayakta tutan sadece ordular değildir; gerektiğinde "Vatana canımız feda!" diye haykıran milletlerdir.
Henüz on beş yaşlarında bir lise talebesiydim. Sabah saatlerinde radyodan Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başladığını duyduğumuz anda içimizi tarif edilmesi güç bir heyecan kapladı. Haberler radyodan duyulur, millet aynı anda aynı heyecanı yaşardı.
Kıbrıs'ta soydaşlarımızın yıllardır zulüm gördüğünü biliyorduk. Mehmetçiğin adaya çıktığı haberi sadece bir askerî operasyonun başladığını değil, Türk milletinin mazlumun yanında yer aldığını müjdeliyordu. İşte bu yüzden, daha çocuk denecek yaşlarda olmamıza rağmen yerimizde duramadık.
Mahallelerde, caddelerde, sokaklarda binlerce insan aynı duyguyla buluşmuştu. Tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi, tıpkı Millî Mücadele yıllarında olduğu gibi, herkesin yüreğinde aynı ateş yanıyordu. Bizler de arkadaşlarımızla birlikte askerlik şubesinin, askerî birliklerin ve karakolların bulunduğu bölgelere koştuk.
Dilimizde tek cümle vardı:
"Vatana canımız feda!"
O an yaşımızın hiçbir önemi yoktu. Hepimiz kendimizi vatanın bir neferi olarak görüyorduk. Kimsenin aklında makam, mevki, menfaat ya da hesap yoktu. Sadece vatan vardı, bayrak vardı, millet vardı.
Askerî ve mülkî yetkililer bizleri büyük bir olgunlukla karşıladı. Gülümseyerek, "Siz merak etmeyin, ordumuz güçlüdür. Size gerek yoktur. Siz bize sadece dua edin." dediler. Biz de onların sözünü dinleyerek evlerimize döndük. Ama dönerken yüreğimizde tarifsiz bir gurur taşıyorduk. Çünkü o gün anladık ki millet olmak, aynı hedef uğruna aynı duyguyu paylaşabilmektir.
Bugün geriye dönüp baktığımda, en çok özlediğim şey o ortak ruhtur. Farklı düşüncelerimiz olabilir, farklı hayatlar yaşayabiliriz. Ama vatan söz konusu olduğunda tek yürek olabilmek, bu milleti millet yapan en büyük değerdir.
Kıbrıs Barış Harekâtı sadece askerî bir başarı değildir. Aynı zamanda Türk milletinin kenetlenme iradesinin, dayanışmasının ve bağımsızlık aşkının en güçlü göstergelerinden biridir. O gün cephede Mehmetçik vardı; arkasında ise dualarıyla, gözyaşlarıyla ve yüreğiyle dimdik duran seksen milyonluk bir milletin iradesi vardı.
Bugün de Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu güç, işte o ruhtur. Milli meselelerde ayrışmayı değil birleşmeyi, kutuplaşmayı değil dayanışmayı, karamsarlığı değil ortak hedef etrafında kenetlenmeyi yeniden başarabilmeliyiz.
Çünkü tarih bize defalarca göstermiştir ki Türk milleti, birlik olduğunda aşamayacağı hiçbir engel yoktur. Dün Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da ve Kıbrıs'ta yazılan destanların ortak sırrı güçlü silahlar değil; tek yürek olmuş bir milletti.
Allah, bu millete bir daha savaş acısı yaşatmasın. Ancak gerektiğinde aynı inançla, aynı cesaretle ve aynı kardeşlik ruhuyla vatanına sahip çıkacak nesiller yetiştirmeyi de bizlere nasip etsin. Çünkü devletleri ayakta tutan sadece ordular değildir; gerektiğinde "Vatana canımız feda!" diye haykıran milletlerdir.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- O gün sokaklara yansıyan Milli Ruh / 23.07.2026
- Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava’dır / 22.07.2026
- Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin / 21.07.2026
- Güç dengesinin değiştiği dünya / 20.07.2026
- İhanet unutulursa tekrar eder / 19.07.2026
- Uyanık olmak zorundayız / 18.07.2026
- Egemenlik teslim edilmez / 17.07.2026
- Fakirliği yönetmek değil, zenginliği paylaşmak / 16.07.2026
- İnsafsız, vicdansız bu sistemde yaşamak zorunda mıyız? / 15.07.2026
- Genç bir lider, güçlü bir vizyon / 14.07.2026
- Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava’dır / 22.07.2026
- Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin / 21.07.2026
- Güç dengesinin değiştiği dünya / 20.07.2026
- İhanet unutulursa tekrar eder / 19.07.2026
- Uyanık olmak zorundayız / 18.07.2026
- Egemenlik teslim edilmez / 17.07.2026
- Fakirliği yönetmek değil, zenginliği paylaşmak / 16.07.2026
- İnsafsız, vicdansız bu sistemde yaşamak zorunda mıyız? / 15.07.2026
- Genç bir lider, güçlü bir vizyon / 14.07.2026























































