HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 TEMMUZ 2021, PAZARTESİ

Tarımda ithalata servet ödüyoruz

09.06.2021 00:00:00
'Tarımda ithalata servet ödüyoruz' seslendirme dosyası:

Sadece Konya ovası kadar toprağı olan ülkeler, her köşesi verimli arazilerle dolu olan Türkiye'den kat kat daha çok ihracat yaparak ciddi gelirler elde ederken, Türkiye her geçen gün daha fazla ithalat bataklığına saplanıyor. Tarımdan servet kazanmamız gerekirken, yapılan milyarlarca dolarlık ithalatla durmadan servet kaybediyoruz.

Esasen ülkemiz gibi her türlü ürünün yetiştirilebildiği cennet bir vatanda, tarım üretimini kalkındıramamak zor. Kolay olan, ülkemizi tarımda dünyanın bir numarası yapmak.

Ülkemizin işbilmez siyasileri zoru başarıyorlar, tebrik etmek lazım(!)

Şimdi dilerseniz, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerinden yola çıkarak tarım ve gıdada yaşanan ithalat tablosuna bir bakalım. 2021 yılının ilk 4 ayında, tarım, gıda ve içecek ithalatı, 5 milyar 750 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatta yüzde 12.8'lik bir artış yaşanırken, ithalat ise yüzde 17.8 arttı.

İthalatın ihracata göre daha hızlı arttığı dikkate alındığında, tarım ülkesi olan Türkiye, yakın bir zamanda tarımda da dış açık veren bir ülke noktasına gelecek.

Dedik ya zoru başarmak, siyasilerimiz az kaldı, bunu da başaracak(!)

En çok ithal edilen ürünler 630 milyon dolarla buğday, 430 milyon dolarla ham ayçiçeği yağı, 360 milyon dolarla soya fasulyesi oldu. Peki, bu ürünler ülkemizde yetişmiyor mu? Elbette ki yetişiyor, hatta buğdayın anavatanı Türkiye, Anadolu coğrafyası dünya çapında "tahıl ambarı" olarak biliniyor. Ama ne yazık ki en çok ithal ettiğimiz ürün buğday.

Buğdaydan para kazanıp, borçlarımızı kapatabilecekken, buğday ithalatına yıllık bazda milyarlarca dolar harcıyoruz. Sonra da cari açık neden artıyor, neden dizginlenemiyor diye hayıflanıyoruz. Buğdayda bile ithalatçı olursan, cari açığın artması normal değil mi?

Sektörel bazda değerlendirildiğinde, en çok ithalat yapılan sektörler, 1 milyar 367 milyon dolarla hayvan yemi, 1 milyar 176 milyon dolarla da bitkisel yağ sektörleri oldu. Yine planlı ve destekli bir tarım politikasıyla bir gram ithalata ihtiyaç duymayacağımız sektörler.

En çok ithalat yaptığımız ülke ise Rusya oldu. 2005 yılına kadar Rusya'nın tarımda, özellikle de buğday ihracatında esamesi okunmuyordu. Sektöre, başta ABD ve AB ülkeleri hakimdi.

Rusya, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile 2005 yılında tanıştıktan hemen sonra ilk uyguladığı projeler de tarım projeleriydi. Bu eşsiz projelerle Rusya, yüzde 100 yerli tarım hedefini belirledi ve emin adımlarla bu rotada yürüdü. Sonucu bugün net bir şekilde görüyoruz. O tarihten sonra MEM'i uygulayan Rusya, tüm krizlerin kazananı ve bu krizleri fırsata dönüştüren ülkesi oldu.

Bunları Rusya'yı övmek için ifade etmiyorum, Türkiye ve Türk milleti olarak sırtımızı döndüğümüz, Rusya'nın ise baş tacı ettiği Milli Ekonomi Modeli'nin, uygulayan ülkelere neler kazandırdığını vurgulamak için anlatıyorum. Tabii ki anlayana, anlayabilene, anlamak isteyene.

Yılın daha ilk 4 ayında 5 milyar 750 milyon dolar gıda ithalatı yaptığımıza göre, yılın tamamında bu ithalat rakamı 17 milyar doları geçecek. Dikkat ederseniz makas sürekli artıyor, ithalata bağımlılık daha da derinleşiyor. Gidişat hiç de hayra alamet değil.

Gerçekler bu kadar acı. Ama tarım ürünlerinde değişik nedenlerden dolayı yaşanan rekolte kayıpları düşük gösterilmeye, enkazın üstü kapatılmaya çalışılıyor. Halbuki veriler sahadaki gerçekleri yansıtacak ki, sorunların büyüklüğü gözüksün ve çözüm arayışı hızlansın. Doğru veriler bizi doğru çözüme daha hızlı götürür. Verilerde gizleme çabaları, çözümü de gizleme maksatlıdır.

Ne demek istiyoruz? TÜİK, geçen yıl 20.5 milyon ton olan buğday rekoltesinin bu yıl 1.5 milyon ton azalarak 19 milyon tona düşeceğini hesapladı.

Halbuki, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) rekolte kaybının 2 milyon tonu aşabileceği, Türkiye Ziraatçılar Derneği'nin (TZD) Urfa temsilciliği de kaybın 4 milyon tona kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Ziraat fakültelerindeki öğretim üyeleri de rekolte kaybının 3 milyon tonu aşacağını öngörüyor.

Bu, daha fazla ithalat, daha fazla döviz kaybı, daha fazla borç demek.

Sorunlar, üstü örtülerek çözüme kavuşamaz.

Çözüm Prof. Dr. Baş'ın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'nin tarım politikalarıdır.

Tohumu tarlaya ekmeden çiftçiye verilecek yüzde 50 avans, ürün alım garantisi, ürün fiyatlarını çiftçilerin kurduğu kooperatiflerin belirlemesi, çiftçinin, tarlanın ve ürünün devlet eliyle sigortalanması ve tarım kesimine verilecek daha nice destekler, ülkemizi tarımda lider ülke konumuna yükseltecektir.

Doğru model, doğru Lider ve doğru kadroyla bu hayal değil, kolaylıkla gerçekleşebilecek bir gerçektir. Elbette ki doğru model Milli Ekonomi Modeli, doğru Lider BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, doğru kadro da BTP kadrolarıdır.

Hepsi Prof. Dr. Haydar Baş'ın Türk milletine hediye ettiği eserlerdir, Prof. Dr. Baş fırsatını kaçırdık, bu fırsatı kaçırmayalım, kıymetini bilelim.

 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.