logo
18 AĞUSTOS 2026

Yalan haberlerin kaos yaratma potansiyeli

İnternet ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, bilgiye erişimi her zamankinden daha hızlı ve kolay hale getirdi

18.08.2026 00:56:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Yalan haberlerin kaos yaratma potansiyeli
Yalan haberlerin kaos yaratma potansiyeli
İnternet ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, bilgiye erişimi her zamankinden daha hızlı ve kolay hale getirdi.

Ancak bu teknolojik dönüşüm, beraberinde dijital çağın en tehlikeli unsurlarından birini, yani dezenformasyonu hayatın merkezine taşıdı.

Kasıtlı olarak üretilen ve hızla yayılan yalan haberler, artık sadece bireysel bir yanılsama yaratmakla kalmıyor, toplumsal huzuru ve kamu düzenini tehdit eden bir kaos aracına dönüşüyor.







Kriz Anlarında Hızla Büyüyen Dijital Tehlike

Sosyal medyadaki algoritmalar, kullanıcıların ilgisini çeken, yüksek etkileşim alan ve duygusal tepkiler uyandıran içerikleri öne çıkaracak şekilde çalışmaktadır. Bu durum, korku, öfke ve panik oluşturan sahte haberlerin gerçek bilgilere kıyasla kat kat daha hızlı yayılmasına neden olmaktadır.







Özellikle doğal afetler, ekonomik dalgalanmalar, salgın hastalıklar veya toplumsal gerilim dönemlerinde dezenformasyonun yıkıcı etkisi belirginleşmektedir. Deprem veya yangın gibi afet anlarında ortaya atılan asılsız iddialar, arama kurtarma çalışmalarını aksatabilmekte, halk arasında paniğe yol açabilmekte ve yardım süreçlerini sekteye uğratabilmektedir. 






Toplumsal Güvenin ve Kutuplaşmanın Derinleşmesi

Yalan haberlerin yol açtığı en büyük zararlardan biri de toplumsal güvenin zedelenmesidir. Yanıltıcı görseller, montajlanmış videolar ve yapay zeka desteğiyle üretilen manipülatif içerikler (deepfake), bireylerin hem kurumlara hem de birbirlerine olan güvenini sarsmaktadır.







Kasıtlı olarak yürütülen dezenformasyon kampanyaları, toplumdaki farklı kesimler arasındaki fay hatlarını tetiklemekte, ötekileştirmeyi ve siyasi veya sosyal kutuplaşmayı tırmandırmaktadır. Yanlış bir bilginin saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşması, kitlelerin provoke edilmesine ve fiziki şiddet olaylarının patlak vermesine dahi zemin hazırlayabilmektedir. 






Kaosa Karşı Dijital Okuryazarlık ve Teyit Kültürü

Dezenformasyonla mücadele etmek, yalnızca yasal düzenlemelerin veya teknoloji şirketlerinin sorumluluğunda olan bir süreç değildir. Dijital mecralarda karşılaşılan her habere şüpheyle yaklaşmak, bilginin kaynağını sorgulamak ve teyit edilmemiş içerikleri paylaşmaktan kaçınmak her bireyin temel görevidir.

Toplum genelinde medya okuryazarlığının artırılması, doğrulama platformlarının aktif kullanılması ve dijital farkındalığın geliştirilmesi, yalan haberlerin oluşturduğu kaos potansiyeline karşı en etkili kalkan olarak öne çıkmaktadır.

Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde iki köy arasındaki ormanlık alana bırakılan çöpler, sıcak havalarda cam şişelerin güneş ışığını yansıtması nedeniyle yangın tehlikesi oluşturdu. Vatandaşlar da çöpleri çevreye atanlara tepki gösterdi

17.08.2026 13:53:00
İHA
 
Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu
Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu
Nebioğlu Pilavcılar Köyü ile Serdaroğlu Köyü arasında kalan ormanlık bölgeye kimliği belirsiz kişilerce atılan çöpler çevre kirliliğine sebep oldu. Alanda biriken cam şişeler ve çeşitli atıklar çevrede yaşayanların tepkisine yol açtı.






Yöre sakinleri, özellikle sıcak havalarda güneş ışığını yansıtan cam şişelerin orman yangınına neden olabileceğinden endişe duyduklarını belirttiler. Bölgede yaşayan vatandaşlar, ormanlık alanın temizlenmesini etti.








Vatandaşlar ayrıca çevreye çöp atan kişilerin belirlenerek haklarında gerekli işlemlerin yapılmasını istedi. Ormanlık alandaki atıkların bir an önce kaldırılması gerektiği belirttiler.













Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı

Hatay'da işçileri taşıyan servis minibüsünün tırla çarpıştığı kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı

17.08.2026 00:20:00
İHA
 
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Kaza, Erzin-Ceyhan kara yolu Burnaz mevkiinde yaşandı. Toros Tarım işletmesinden çıkan işçi servisi ile karşı yönden gelen tır kafa kafaya çarpıştı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.






Kazada hurdaya dönen minibüsteki yaralılar itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Kazada serviste bulunan Mehmet Soylu isimli işçi hayatını kaybederken, 15 yaralı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi.









Soylu'nun cansız bedeni de olay yerindeki incelemenin ardından morga kaldırıldı.
 







Servisteki işçilerin taşeron firmada çalıştığı ve mesai bitimi Dörtyol ile Payas ilçelerindeki evlerine dönmek için yola çıktıkları öğrenildi. Jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.






Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler gazetecilere tepki gösterdi

Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler ve yakınları gazetecilere tepki gösterdi

15.08.2026 16:31:00
İHA
 
Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler gazetecilere tepki gösterdi
Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler gazetecilere tepki gösterdi
İstanbul merkezli 6 ilde, vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren ve konsolosluk randevu sistemlerini "bot" yazılımlarla kilitleyerek vatandaşları mağdur ettiği öne sürülen şebekeye yönelik operasyonda tutuklanan 37 şüpheliden Alanya'da hakim karşısına çıkan 8'i ile yakınları, cezaevine sevki sırasında kendilerini görüntüleyen gazetecilere tepki gösterdi. Tutuklu şahıslardan birisi, su şişesi fırlattığı gazetecilere, "Terbiyesizler, insafsızlar. Adam mı öldürdüler" şeklinde tepki gösterdi.






İstanbul merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda, vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin konsoloslukların randevu sistemlerini "bot" yazılımlarla kilitlediği, vatandaşların randevu almasını engellediği ve ücret karşılığında randevu temin ederek haksız kazanç sağladığı iddiasıyla soruşturma yürütüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin para hareketleri de incelemeye alındı. Yapılan incelemelerde 2,8 milyar lirayı aşan para hareketi tespit edildi. Soruşturma kapsamında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de düzenlenen operasyonlarda 42 şüpheli gözaltına alındı, 37'si tutuklandı.








Alanya'da 8 şüpheli adliyeye sevk edildi

Operasyon kapsamında Alanya'da gözaltına alınan 8 şüpheli, dün sabah saatlerinde Alanya Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılıkta ifadeleri alınan şüpheliler, tutuklanma talebiyle mahkemeye gönderildi. Mahkemedeki işlemlerin ardından Fikret K., Günsel K., Çınar K., Ayşe G., Tunahan A., Berkay V. ve Sezgin A. tutuklandı. Emel Ç. ise adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakıldı.








Basın mensuplarına tepki gösterdiler

Tutuklanan şüphelilerin cezaevine sevki sırasında görüntü alan gazetecilere bazı şüpheli yakınları sözlü olarak tepki gösterdi. Şüpheli yakınlarından biri basın mensuplarına, "Hayırdır, kimi çekiyorsun' Basınına başlarım, başlatma basınına" ifadeleriyle tepki gösterdi. Tutuklanan şüphelilerden Günsel K. de plastik su şişesi fırlattığı basın mensuplarına yönelik, "Çekil buradan. Terbiyesizler, insafsızlar. Adam mı öldürdüler'" şeklinde tepki gösterdi.






Yaşanan sözlü tartışmanın ardından tutuklanan 7 şüpheli cezaevine götürüldü.













Samsun'da sağanaktan 30 mahalle etkilendi

Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, Çarşamba ilçesinde etkili olan sağanaktan Samsun-Ordu kara yolu ile deniz arasında kalan 30 mahallenin etkilendiğini belirterek, su altında kalan tarım alanlarında ön incelemelerin sürdüğünü, suların çekilmesinin ardından hasar tespit çalışmalarının hızla tamamlanacağını söyledi

14.08.2026 12:51:00
İHA
 
Samsun'da sağanaktan 30 mahalle etkilendi
Samsun'da sağanaktan 30 mahalle etkilendi
Çarşamba ilçesinde dün etkili olan sağanak nedeniyle tarım alanları, ev ve ahırlar su altında kaldı. Metrekareye 127,2 kilogram yağışın düştüğü ilçede, hasat hazırlığındaki çok sayıda tarım alanı zarar gördü.






Yağışın ardından Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri bölgede inceleme başlattı. Suların henüz çekilmediği alanlarda ön incelemelerini sürdüren ekipler, hasarın boyutunun net olarak belirlenebilmesi için suyun tamamen çekilmesini bekliyor.








Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, ekiplerin mevcut alanda ön incelemeler yaptığını belirterek, "Suların çekilmesiyle birlikte hasar tespit çalışmalarımızı hızlı şekilde tamamlayacağız" dedi.








Sağanaktan Samsun-Ordu kara yolu ile deniz arasında kalan 30 mahallenin etkilendiğini ifade eden Yılmaz, bu bölgelerde özellikle fındık ve sebze bahçelerinin su altında kaldığını söyledi.








Yılmaz, fındığın yanı sıra karpuz, kavun ve biber gibi ürünlerin de yağıştan etkilendiğini belirterek, su altında kalan alanlardaki zararın sular tamamen çekildikten sonra daha net ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.






Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri

Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor

14.08.2026 00:54:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.

Uzmanlar ve sosyologlar, toplumsal düzeni sarsan bu olgunun derinlerindeki sosyo-ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlere dikkat çekiyor: Siyasal şiddet gökten zembille inmiyor; toplumsal yapının fay hatlarında biriken gerilimlerden besleniyor.







Bireyi Şiddete İten Toplumsal Dinamikler

Terörizm ve siyasal şiddeti inceleyen sosyologlar, radikalleşme süreçlerinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurguluyor. Bireylerin şiddet yanlısı gruplara katılımında ve bu eylemleri meşrulaştırmasında öne çıkan temel faktörler şunlar:

Toplumdan dışlandığını, adaletsizliğe uğradığını veya sesini meşru yollarla duyuramadığını hisseden bireyler, marjinal grupların söylemlerine daha açık hale geliyor.

Özellikle modernleşme ve hızlı kentleşme süreçlerinde kimlik krizine giren gençler, radikal yapılarda kendilerine yapay bir "aidiyet" ve "amaç" buluyor.

Yoksulluk tek başına terörü yaratmasa da, yüksek genç işsizliği ve geleceksizlik hissi radikal söylemlerin yeşermesi için uygun bir zemin hazırlıyor.







Şiddetin Meşrulaştırılması ve İdeolojik Söylem

Siyasal şiddet eylemlerini diğer suç türlerinden ayıran en belirgin fark, eylemcilerin bu davranışları bir "kutsal amaç" veya "siyasal dava" adına gerçekleştirdiğine inanmasıdır. Sosyolojik araştırmalar, terör örgütlerinin propaganda mekanizmalarının iki temel strateji üzerine kurulduğunu gösteriyor:

Hedef alınan grup veya kurumlar insani vasıflarından arındırılarak "mutlak kötü" olarak tanımlanıyor.

Kendi grubunun sürekli mağdur edildiği algısı işlenerek, yapılan eylemler "zorunlu bir savunma" olarak sunuluyor.







Güvenlik Politikalarından Toplumsal Onarıma

Uzmanlar, terörle mücadelede yalnızca Polisiye ve askeri yöntemlerin yetersiz kalacağına işaret ediyor. Uzun vadeli ve kalıcı çözüm için toplumsal yapıyı güçlendirecek adımların atılması gerektiği belirtiliyor:

Kapsayıcı Sosyal Politikalar: Gençlerin eğitime ve istihdama erişiminin artırılması.

Toplumsal Diyalog ve Adalet: Hak arama yollarının şeffaf ve açık tutulması, kutuplaştırıcı dilden kaçınılması.







Sivil Toplumun Güçlendirilmesi: Radikalleşmeyle mücadelede yerel toplulukların ve sivil toplum kuruluşlarının aktif rol alması.

Siyasal şiddet ve terörizmin sosyolojik boyutunu anlamak, toplumsal barışın inşa edilmesinde kilit bir rol oynamaya devam ediyor.

Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü

Antalya'da silahlı kuyumcu soygununda öldürülen Abuzer Atakan Gür'ün ailesine 4 milyon 679 bin 831 TL tazminat ödenmesine ilişkin kararı, saldırganın eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle bozan Yargıtay, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi

13.08.2026 11:42:00
İHA
 
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Olay, 29 Ekim 2021 tarihinde Kepez ilçesi 15 Temmuz Şehitler Caddesi'ndeki bir kuyumcu dükkânında meydana geldi. Kar maskesiyle iş yerine giren şüpheli, silahla vurduğu çalışan Abuzer Atakan Gür'ü darbedip yeniden ateş açtıktan sonra yaklaşık 2 kilogram altını alarak kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Gür'ün hayatını kaybettiğini belirledi.






Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından Kütahya karayolunda yakalanan şüphelinin aracında ve üzerinde yapılan aramada Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, silaha ait şarjör, şarjör içerisinde 15 mermi, 100 bin TL, 1 kilogram külçe altın ve 177 gram saf altın ele geçirildi. Şüpheli S.Ö, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Gasp Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.








Yapılan araştırmalarda, 17 Ekim 2020 tarihinde Kepez ilçesindeki başka bir kuyumcuda meydana gelen silahlı yağma olayının şüphelisinin de S.Ö (29) olduğu tespit edildi. Her iki olayı da gerçekleştirdiğini itiraf eden S.Ö, emniyetteki işlemlerinin ardından 14 Kasım 2021 tarihinde çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Antalya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan S.Ö, tasarlayarak öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, nitelikli yağma suçundan 14 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.








Tazminat kararını Yargıtay bozdu

Abuzer Atakan Gür'ün yakınları, silahlı soygunun ardından işveren kuyumcu A.A. hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtı. Aile, iş yerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını öne sürerek, işverenin Gür'ün ölümünde sorumluluğunun bulunduğunu savundu.
Davayı karara bağlayan Antalya 4'üncü İş Mahkemesi, Gür'ün yakınlarına toplam 4 milyon 679 bin 831 TL maddi ve manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine hükmetti. İşverenin karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 10'uncu Hukuk Dairesi, saldırganın kuyumcu soygununu ve silahlı saldırıyı önceden planladığına dikkati çekerek yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, üçüncü kişinin ağır kusurlu eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiğini belirterek, tazminata hükmedilen kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Antalya 4'üncü İş Mahkemesi'ne gönderildi.









"Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?"

Gür ailesinin avukatlarından Elif Hondu Çil, müvekkillerinin Yargıtay kararına karşı yerel mahkemenin önceki kararında direnmesini talep ettiğini belirtti. Gür'ün ailesinin geçimini sağlamak için iş yerine gittiğini ve silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini ifade eden Çil, şunları söyledi: "Bugün yıllar sonra hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: Bir işçinin iş yerindeki güvenliği için alınması gereken önlemler alınmadıysa bu ölümde işverenin hukuki sorumluluğu nerede başlar, nerede biter' İş yerinde gerekli risk değerlendirmeleri yapılmamıştı. Gerekli önlemler alınmamıştı. Güvenlik amacıyla bulundurulması gereken bir silah ve alarm yoktu. Bu tespitlerin hepsi ilk derece mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme de Abuzer Atakan Gür'ün eşinin ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etti."

Yargıtay'ın işveren ile ölüm arasındaki nedensellik bağının kesildiğine hükmederek kararı bozduğunu dile getiren Çil, "Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin işçisini koruma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırır mı' Bu saldırı bir tesadüf değildi. Saldırgan, iş yerindeki para ve altınları almak amacıyla dükkâna gelmişti. Biz suçlunun bulunmasını istemiyoruz. Suç da suçlu da zaten belli. Bir işçinin çalıştığı iş yerinde güvenliğinin sağlanması için işverene yüklenen sorumluluğun bu olay özelinde neden yok sayıldığını sorguluyoruz. Hiçbir tazminat Abuzer Atakan'ı geri getirmeyecek. Ancak bir işçinin iş yerine giderken sahip olması gereken en önemli hak, evine sağlıklı dönebilmektir. Abuzer Atakan evine geri dönemedi. Şimdi sıra adalette" ifadelerini kullandı.








"Silahlı yağma öngörülebilir bir risk"

Ailenin diğer avukatı Serpil Alabaş da saldırganın aldığı cezayı tartışmadıklarını, itirazlarının işverenin sorumluluğunun tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu belirtti. Saldırganın temel amacının yağma olduğunu ifade eden Alabaş, "Ölüm, bu yağma eylemi sırasında meydana gelen sonuçtur. İşverenin mal varlığı zarar görmüş, işçi ise hayatını kaybederek bunun bedelini canıyla ödemiştir. Ailesi ve çocukları da destekten mahrum kalmıştır. Yalnızca üçüncü kişinin yağma kastının bulunması, işverenin çalışanını öngörülebilir bir riskten koruma yükümlülüğünü neden tamamen ortadan kaldırmaktadır" diye konuştu.

Yargıtay kararında işverenin risk değerlendirmesi yapmadığı, gerekli önlemleri almadığı ve iş güvenliği eğitimi vermediğinin kabul edildiğini savunan Alabaş, "Kuyumculuk faaliyetinde silahlı yağma öngörülebilir bir risk ise bu risk değerlendirilmemişken meydana gelen ölümün işverenin kusuruyla hiçbir bağlantısının bulunmadığı nasıl söylenebilir. İş yerinin güvenlik şartlarının, çalışma düzeninin, Cumhuriyet Bayramı'ndaki açılış saatinin ve alınan ya da alınmayan diğer önlemlerin araştırılması gerektiğini söylüyoruz" dedi.

Gür'ün ilk ateşin ardından yere düştüğünü, saldırganın daha sonra yanına giderek yeniden ateş ettiğini belirten Alabaş, "Abuzer Atakan Gür o sabah çalışmak için iş yerine girdi. Akşam evine dönmesi gerekiyordu ancak dönemedi. Talebimiz yalnızca tazminat değildir. İş yerinde hayatını kaybeden bir işçinin de işverenin koruma yükümlülüğü kapsamında olduğunun kabul edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.








"Çocuklarımın hakkını istiyorum"

Abuzer Atakan Gür'ün eşi Nurcan Gür ise iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, "Gelecek karardan çok umutluyduk fakat şu anda çok üzgünüz. Eşim geri gelmeyecek ancak iki çocuğuma bakmak ve onların geleceklerini hazırlamak zorundayım. Yerel mahkemenin adaleti yerine getirmesini istiyorum. Çocuklarımın hakkını istiyorum" dedi.
Gür'ün oğlu Gürkan Gür de yaşadıkları sürecin kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır olduğunu ifade ederek, "Yargıtay davamızı bozdu. Önceki yerel mahkeme kararında mahkemenin yeniden durmasını istiyoruz. Umutluyuz ve adalete güveniyoruz. Babam geri gelmeyecek ancak hakkımızı alabilme umuduyla mahkemenin kararını bekliyoruz" diye konuştu.İHA

Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde çeşitli kimyevi ürünlerin üretildiği fabrikada çıkan yangında 2 işçi yaralandı. Yangında 2 at da telef oldu

12.08.2026 12:30:00
İHA
 
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Gebze ilçesi Balçık Mahallesi Kumtepe mevkiinde bulunan kimya fabrikasının bir bölümünde yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, jandarma ve AFAD ekibi sevk edildi.






Yangın sırasında yaralanan 2 işçi, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alınan yangında fabrikada maddi hasar meydana geldi. 






Ekiplerin bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, yangında 2 atın da telef olduğu öğrenildi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.



























Adana'da toplu taşımada klima çilesi

Adana'da bunaltıcı sıcaklarda toplu taşıma araçlarında yaşanan klima sorunu nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşıyor. Dolmuş ve otobüslerde klimaların yeterince çalıştırılmadığını öne süren yolcular, yüksek ulaşım ücretlerine rağmen sıcakta seyahat etmek zorunda kaldıklarını belirterek denetimlerin artırılmasını istedi

12.08.2026 12:28:00
İHA
 
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da yaz sıcaklıklarının bunaltıcı seviyelere ulaşması, kent içi ulaşımda yaşanan sorunları da yeniden gündeme getirdi. Özellikle dolmuş ve otobüslerde klimaların açılmadığını veya yeterli düzeyde çalıştırılmadığını ifade eden vatandaşlar, araçların içerisinde nefes almakta dahi zorlandıklarını söyledi.






Toplu taşıma araçlarında yolcu yoğunluğunun da etkisiyle sıcaklığın daha fazla hissedildiğini belirten vatandaşlar, klimaların özellikle araç dolduktan sonra çalıştırıldığını iddia etti. Vatandaşlar, toplu taşıma araçlarının yetkililer tarafından daha sık denetlenmesini ve klima kullanımının kontrol edilmesini talep etti.








"Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım"

Durakta bekleyen yolculardan Caner Ozan, Adana'da sıcaklıkların çok yüksek olduğunu belirterek, toplu taşıma araçlarında klima sorunu yaşandığını söyledi. Ozan, "Adana çok sıcak, şu an hissedilen hava sıcaklığı 45 derece. Toplu taşımalarda klimaları açmıyorlar. Bu durum otobüs şoförlerinden mi yoksa kooperatiflerden mi kaynaklanıyor çözemedik ama klimaları açmaları lazım. Durduğumuz yerde terliyoruz. Klimaların açılmasını istiyoruz, artık bu durumdan sıkıldık" dedi.








Klimaların çoğu zaman yolcu yoğunluğuna göre çalıştırıldığını öne süren Ozan, "Genelde kendilerine göre zamanları var. Yolcu dolunca veya dolmasını beklerken açıyorlar. Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım. Onlar denetim yaptıkça daha fazla ilerleme kaydedileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.








"Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz"

Fahri Bulut Elma ise sıcaklığın nem nedeniyle daha fazla hissedildiğini belirterek, "Adana'da hava sıcaklığı 45 dereceyi buluyor, nemden dolayı hava daha da sıcak oluyor. Bu sıcakta toplu taşımalara bindiğimizde çok fazla insan olduğu için içerisi daha da sıcak oluyor. Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz" diye konuştu.








Klimaların yeterince çalıştırılmadığını savunan Elma, "Bugüne kadar klimaların doğru düzgün açıldığına en fazla iki üç defa denk gelmişimdir, onların da sadece biri klimaydı, diğerleri sadece fandı" dedi.

'Eren'siz geçen 9 yıl

Trabzon'un Maçka ilçesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu 11 Ağustos 2017 tarihinde şehit edilen Eren Bülbül geçen 9 yıla rağmen unutulmuyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı

11.08.2026 12:49:00
İHA
 
'Eren'siz geçen 9 yıl
'Eren'siz geçen 9 yıl
Trabzon'un Maçka ilçesi Köprüyanı mahallesinde 11 Ağustos 2017 tarihinde terör örgütü mensuplarının hırsızlık için girdiği evlerini güvenlik güçlerine göstermek için giderken açılan ateş sonucu Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan Eren Bülbül, ölümünün üzerinden geçen 6 yıla rağmen unutulmuyor. 1 Ocak 2002 yılında dünyaya gelen ve PKK'lı teröristler tarafından 15 yaşında şehit edilen Eren Bülbül sevenleri tarafından 'İyi ki varsın Eren' etiketiyle anılırken, anne Ayşe Bülbül oğlunun mezarı başından ayrılmıyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı. Eren Bülbül'ün kabri başında düzenlenen programda Kur'an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Programa Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, Trabzon İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Murat Yakın, Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan, il ve ilçe protokolü, güvenlik güçleri, Eren Bülbül'ün ailesi ve vatandaşlar katıldı.

Eren Bülbül'ün mezarı ziyaretçi akınına uğrarken, anne Ayşe Bülbül, oğlunu gözyaşları ile anlattı.






"Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum"

Şehit Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül, oğlunu bir saniye bile unutamadığını belirterek, "Sizlere göre 9 yıl geçti, benim için 9 bin yıl geçti. Benim yavrumun o gün günü bitmişti. İyi ki bu şekilde, vatanı için, milleti için, başında dalgalanan bayrağı için şehit verdim yavrumu. Evlat acısı çok zor, Allah kimseye bu acıyı vermesin. 9 yıl geçti ama sanki 9 bin yıl geçti. Ne yapabilirim ki' Yapacak hiçbir şeyim yok. Yavrumu bir saat, bir dakika, bir saniye bile unutmadım, unutamam. Yavrum bugün, bu anlarda son saniyelerini yaşıyordu. Özel günlerinde yalnız değil. Akşam yatarken bile Eren hep benim gönlümde, gözümün önünde. Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum. Rüyalarıma giriyor. O hayatta, çektiğimiz çilelerle, zorluklarla gözümün önüne geliyor. Bir anne olarak diyorum ki, 'Cenabı-ı mevlam beni de o yaşantılarla bitirecek' yavrumun şehitliğiyle gurur duyuyorum. Öyle bir evladın annesi olduğu için gurur duyuyorum. Arkamdaki dağım evlatlarımdır ama benim acım bitmez. Evlatlarım da kendi çocuklarıyla meşgul oluyor. Belki de bir anlık kardeşlerini unutuyorlar. Benim evladımı unutacak hiçbir yönüm yok" dedi.








"Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler"

Ayşe Bülbül, oğluyla birlikte şehit olan Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik'e ilişkin amca-yeğen bir yolu yürüdüklerini vurgulayarak, "Evladımla bir yolda yürüdü. Şehadete beraber eriştiler. Allah ikisinin de rahmetini bol eylesin. Şehit edilmeden ben onunla sohbet ettim. Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler. Eren'in çalışkanlığı, Eren'in atılganlığı, sessizliği, sakinliğiyle sakin 15 yaşında değil 30 yaşındaydı. Temkinliydi bir çocuktu. Attığı adım bile değerliydi. Hiçbir şey anlayamadım, hissedemedim. Hayatımıza devam ederken yavrum uçtu gitti. İyi ki böyle bir evlat doğurdum. Vatan sağ olsun" şeklinde konuştu.



























Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken 10 nokta


 
 
Günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelen sosyal medya platformları, eğlenceli içerikler ve paylaşımlarla dolu olsa da siber suçlular için önemli bir fırsat alanı hâline geldi. Kimlik dolandırıcılığına yol açabilir, siber suçluların parolanızı ele geçirmesini sağlayabilir ve hatta kişisel bilgilerinizi ve eşyalarınızı hırsızlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir. 

11.08.2026 11:02:00
Hasan Gündoğdu
 
Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken 10 nokta
Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken 10 nokta

Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Kimlik avı saldırılarında ve sosyal mühendislik tekniklerinde artış yaşanırken, sosyal medya üzerinden yapılan aşırı paylaşımlar bu saldırılar için adeta açık kapı hâline geliyor. Sosyal medya platformları gizlilik ayarlarını ve içerik algoritmalarını sık sık değiştiriyor. Ancak kullanıcılar bu değişiklikleri takip etmediklerinde paylaştıkları bilgilerin kimlerle ne ölçüde göründüğünü kontrol etmekte zorlanabiliyor. Bilişim uzmanlarına göre, "sadece arkadaşlarım görüyor" sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor.







Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir

Uzmanlar, sosyal medya profillerinin siber suçlular için bir bilgi kaynağı hâline geldiğini belirtiyor. Paylaşımlarınızdan hobileriniz, alışveriş alışkanlıklarınız, ilişkileriniz, hatta güvenlik sorularınızın cevapları bile çıkarılabilir. Platformların sunduğu gizlilik araçlarını kullanmak ve hesap güvenliğini artırmak önemli bir adım. Asıl önemli olan ise bireyin dijital davranışlarını sorgulamasıyla başlıyor. Sosyal medya sizi sevdiklerinizle ve ilgi alanlarınızla buluşturabilir ama kontrolsüz kullanım hem sizi hem de çevrenizdekileri tehlikeye atabilir.







Sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmelisiniz?

• Kişisel bilgiler. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir.
• Tatil planları. Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur.
• Konum bilgileri. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir.
• Pahalı eşyalar. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir.
• Çocuk fotoğrafları. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir.
• İşle ilgili serzenişler. Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir.
• Finansal bilgiler. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir.
• Yakın çevrenin bilgileri. Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın.
• Çekiliş ve kampanyalar. Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir.
• Özel mesajlar. Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir.







Güvende kalmak için neler yapılabilir?

• Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman (profiliniz kısıtlı olsa bile) yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün.
• Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır.
• Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır.
• Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir.
• İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.