HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 TEMMUZ 2021, PAZAR

Ağacın yapısı ve gelişimi

23.03.2021 00:00:00
'Ağacın yapısı ve gelişimi' seslendirme dosyası:

Ağaç tohumu, uygun çevre ve toprak koşullarının bulunduğu her yerde çimlenerek, önce bir fidecik oluşturur. Bu fidecik, her yıl vejetasyon (yeşerim) döneminde kök, gövde ve dallarını uzatır ve kalınlaştırır.  Ayrıca, her yıl yeni yapraklar oluşturarak, yaprak sayısını arttırır. Böylece fidecik, zamanla gelişerek, sırasıyla fidan, sırık, seren, ağaç ve yaşlı ağaç hallerine dönüşür. Ağacın yaşam boyu gösterdiği bu değişik hallerin bulunduğu dönemler ağaç yaşlandıkça uzun süreleri kapsar. Örneğin, fidecik dönemi bir yıl olmasına karşın, yaşlı ağaçlık dönemi birçok yılı kapsar. 

Gövde ve dallardaki tomurcuk uçlarında ve köklerin kapsül denen uç kısımlarında bulunan meristem (sürgen) doku hücrelerinin her yıl vejetasyon döneminde bölünüp çoğalmasıyla, ağacın gövde, dal ve kök uzunlukları, uç kısımlarında oluşan yıllık sürgünlerle artar. İbreli (iğne yapraklı) ağaçlarda, gövde üzerindeki her iki dal halkası arası bir yıllık sürgüne karşı gelmektedir. Yapraklı ağaçlarda ise, gövde üzerindeki her iki tepe tomurcuğu izleri arası bir yıllık sürgündür.

Ağacın gövde, dal ve kök çevresinde bulunan canlı iç ve dış kambiyum hücrelerinin her vejetasyon döneminde bölünüp çoğalmasıyla da gövde, dal ve köklerde yıllık kalınlaşmalar (çapına büyümeler) olur. Yıllık kalınlaşmalar, gövdeden alınan bir kesit üzerinde iç içe geçmiş yıllık halkalar biçiminde görülür. Bir yıllık halka içinde bahar ve yaz dönemlerinde oluşan iki halka vardır. Bu halkalara bahar ve yaz odunları adı verilmiştir. Bahar odunundaki hücreler, yaz odunundaki hücrelerden daha büyüktür. 

Ağacın kabuğu altında bulunan dış kambiyum hücrelerinin vejetasyon döneminde çoğalmaları sonucu, canlı bir kabuk tabakası (floem) oluşur. Zamanla bu canlı kabuk tabakasındaki hücreler ölür ve ağaç gövdesinin dış kısmında bulunan cansız kabuk tabakasına katılır. Böylece yıllar geçtikçe, ağacın iç kısmını dış etkenlerden koruyan cansız kabuk kalınlığı artar. Floem içinde, yapraklarda oluşan organik besin maddelerinin köklere ve besin depolarına her iki yönde taşınmasını sağlayan kanallar vardır. Dış kambiyum hücrelerinin hemen altında bulunan iç kambiyum hücreleri de vejetasyon döneminde çoğalarak, iç kısma doğru canlı bir yıllık halka oluştururlar. Bu canlı yıllık halkalar, yıllar içerisinde birbirlerine eklenerek, canlı bir odun tabakası (ksilem) oluşturur ve ağacın çapına büyümesini sağlarlar. Ksilem içerisinde, köklerden gelen su ve inorganik (mineral) besin maddelerini fotosentezde kullanılmak üzere, tek yönde yapraklara taşıyan borucuklar vardır.  Canlı odun tabakasının iç tarafında kalan hücreler zamanla canlılıklarını yitirerek, ölü olan öz odununa katılırlar. 

Vejetasyon döneminin uzunluğu ekvatordan kutuplara doğru kısalmaktadır. Ekvatoral bölgelerde vejetasyon dönemi tüm yılı kapsadığı için, ağaçlarda sürekli büyüme nedeniyle yıllık halkalar oluşmaz. Kutuplara yaklaştıkça, bir yıl içerisinde vejetasyon dönemi dışında kalan süre artar. Bu dönemde ağaçlar yaşam faaliyetlerini durdururlar ve bazı ağaç türleri de yapraklarını dökerler. Ağaçlarda yaşam faaliyetlerinin durduğu zamanlar kış aylarıdır. Kış mevsiminin olduğu bölgelerdeki ağaçlarda yıllık halkalar oluşur. Ağaç gövdesinin dip kısmından alınan bir kesitteki yıllık halka sayısı ağacın yaşını verir.

Orman ağaçlarının, ihtiyaçları kadar fotosentez (asimilasyon, özümleme) yapabilmeleri için, çok sayıda yaprağa, bu yaprakları taşıyacak bir gövdeye, toprağa tutunmasını ve topraktan su ve mineral besin maddelerini almasını sağlayacak bir kök sistemine sahip olmaları gerekir. Ancak, ağacın ihtiyacı kadar fotosentez yapması için, sadece kök, gövde, dal ve yapraklara sahip olması yeterli değildir. Aynı zamanda bu organlar arasında bir de uyumun ve çok amaçlı bir faaliyetin olması zorunludur. Hakikaten, ağacın yapısı ve yaşamı dikkatle incelendiğinde, böyle bir uyumun ve çok amaçlı bir faaliyetin ağaçta var olduğu hayretle görülür. Bu nedenle, ağaç organları birbirlerine uyumlu bir biçimde gelişirler. Sarılıcı bitkilerde böyle bir uyum olmadığından, bunlar gövdeleri üzerinde dikili kalamazlar. Ancak sarılıcı bitkiler, bu eksikliklerini diğer ağaçlara ve dikili nesnelere sarılarak gidermeye çalışırlar.

 
Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.