HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 TEMMUZ 2021, PAZARTESİ

Büyümede Çin ile yarışıyormuşuz!

01.06.2021 00:00:00
'Büyümede Çin ile yarışıyormuşuz!' seslendirme dosyası:

Ülkemizde üretici şikayetçi, tüketici feryat ediyor, herkes borç batağında ve pandemi şartlarında her türlü kısıtlamanın yaşandığı bir atmosferde şaşılacak bir şekilde yine büyümüşüz! Dünyadaki tüm üretim devi ülkeler daralma ya da çok küçük oranlarda büyüme yaşarken, biz büyüme konusunda Çin ile yarışıyoruz!

Dışarıdaki finans çevrelerini bu büyüme rakamlarıyla ikna etmemiz zaten mümkün değil ama artık sanayiciyi, tarım köylüsünü, esnafı, tüccarı, işçiyi, memuru da ikna edemiyoruz.

Açıklanan istatistik verilerine göre, Türkiye ekonomisi 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7 oranında büyümüş! Ekonominin büyüklüğü dolar bazında 728.5 milyar dolar, TL bazında ise 5 trilyon 361 milyar lira olmuş. Kişi başı milli gelir ise 8 bin 713 dolar olmuş.

Bu hesaba göre, ülkemizde 4 kişilik bir ailenin aylık milli geliri 24 bin 890 lira oluyor.

Bu kadar devasa bir büyümeyle ve bu kadar büyük bir gelirle Türk milleti zengin, Türk sanayicisi, esnafı, tüccarının da keyfi yerinde olması gerekiyor. Öyle mi? Elbette ki hayır.

Ülke ekonomisinin büyümesini kim istemez ki?

Ama ülke masabaşında büyüyorken, vatandaşın geliri daralıyorsa, borçlar, icralık dosyalar, ekonomik nedenlerden dolayı boşanmalar, cinayetler, intiharlar artıyorsa, bu noktada açıklanan büyüme rakamlarını sorgulamak gerekmez mi?

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Nasreddin Hoca'nın dediği gibi, "Kedi buysa et nerede, et buysa kedi nerede?" Büyüyorsak, bu karanlık tablonun izahı ne?

Ekonomistlerin hesaplamalarına göre, yüzde 7 büyümenin yaklaşık yarısından fazlasını oluşturan 4.5 puanı tüketimden kaynaklandı. Kamu ve özel sektörün toplam yatırımlarının büyümeye katkısı 2.9 puan olurken kamu tüketimi 0.2 katkı yaptı. Net dış talep büyümeye yaklaşık 1 puan katkı yaparken stok değişimi ise büyümeyi yaklaşık 1.5 puan aşağı çekti.

Büyümenin önemli bir bölümü tüketimden kaynaklandıysa, o zaman tüketimin nasıl olduğunu araştırmamız gerekiyor.

Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) verilerine göre, Türkiye'de pandeminin başladığı 2020 Mart ayından 2021 Mart ayına kadar geçen bir yıllık süreçte hane halkının bankalara, finansman ve finansal kiralama şirketlerine borcu yüzde 36 artışla 899 milyar liraya ulaştı.

Vatandaşların bankalara kredi kartı borcu ise, aynı dönemde, yüzde 33'lük bir artışla 154.4 milyar liraya yükseldi.

İlk çeyrekte yüzde 7 büyümüşüz ama bireysel krediler yüzde 36, kredi kartı borcu ise yüzde 33 artmış. Yani büyümeye 4.5 puanlık katkı sağlayan tüketim borçla şişirilmiş.

Gelelim, üretim ve yatırımlara. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) verilerine göre, 2020 Mart-2021 Mart dönemini kapsayan bir yılda bankalara borçlanan KOBİ sayısı yaklaşık 770 bin artarak 3.9 milyona ulaştı. Bu hızlı borçlanma KOBİ kredilerinin de yüzde 33 artarak 879 milyar 284 milyon liraya çıkmasına yol açtı.

Diğer bir ifadeyle, Türkiye yüzde 7 büyümüş ama 3.9 milyon küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin borcu yüzde 33 artmış.

Tüketicinin de işletmelerin de borcunu artıran büyümeye biz ne kadar büyüme diyebiliriz? Desek desek buna Prof. Dr. Haydar Baş'ın vurguladığı gibi, "hormonlu büyüme" diyebiliriz. Böyle bir büyüme, iktidar partisinin iddia ettiği gibi "sağlıklı bir büyüme" değil, patlamaya hazır balon bir büyümedir.

Yabancı basın organları da Türkiye'deki bu garip büyümenin sağlıklı ve sürdürülebilir olmadığını ifade etmektedir. Bloomberg'in bu noktadaki analizi önemli. Büyüme rakamları açıklanmadan hemen önce açıklanan analizde şunlar ifade ediliyor:

"2021 yılının ilk çeyreğinde G20 ülkeleri arasında Türkiye, Çin'in ardından en fazla büyüme oranına sahip ülke ancak bu durumun bir maliyeti var."

"Bu büyüme vatandaşların zenginleşmesi anlamına gelmiyor."

"Hükümetin kredi musluklarını açmasıyla artan tüketim büyümeyi yukarı çekti ancak bunun maliyeti fiyat ve kur istikrarının bozulması oldu."

"Son yıllarda büyümeyi sürükleyen, hükümet harcamaları ve kredi kampanyalarıyla gelen tüketim artışı ve bu sürdürülebilir değil."

Sağlıklı büyüme; istikrar demektir, vatandaşın gelirinin artması, piyasaların canlanması, borçların azalması, üretimin hız kazanması demektir. Yani büyüme, üreticisiyle, tüketicisiyle vatandaşlara fayda sağlıyorsa sağlıklıdır, yoksa hormonludur, hastalıklıdır.

Dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, Modelinde, sağlıklı büyümenin tüketimin canlanmasıyla sağlanabileceğini bunun için de vatandaşların gelirini artıracak sosyal devlet projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgular. Genişleyen pazara ürün tedarik edecek üreticilerin ise sıfır faizli kredilerle desteklenmesi gerektiğini belirtir.

Sosyal devlet projeleriyle desteklenen tüketim, sıfır faizli kredilerle desteklenen üretim. Yani sıfır faizli, sıfır enflasyonlu bir ekonomi. İşte böyle bir ekonomideki büyümeye "sağlıklı" denilebilir.

Ekonomi büyüdükçe bu, Milli Ekonomi Modeli'nde daha fazla senyoraj anlamına geldiği için, aynı zamanda vatandaşların milli gelirden daha fazla pay alması demektir.

Bu manada millete yansıyan sağlıklı büyüme ancak ve ancak Milli Ekonomi Modeli ile, bu eşsiz Modeli hayata geçirecek olan Bağımsız Türkiye Partisi kadrosu ve Lideri Hüseyin Baş ile mümkün olacaktır. 

Hormonlu büyümelerle ne kendimizi kandıralım, ne de milletimizi.

 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.