AKP'nin yüzde 34 çoğunlukla tek başına iktidara gelişi zayıf koalisyon iktidarında biraz olan halkımızın rahat nefes almasına neden olmuştu.
İktidarın ilk günlerinde öyle iyimser bir hava estirilmişti ki, medya öylesine pembe tablolar çizmişti ki neredeyse AKP'ye oy vermeyen seçmenler dahi suçluluk duygusuna itilmişti.
Yapılan anketlerde iktidarın sorunları çözeceğine olan inanç yüzde 55'lerin üzerinde çıkıyordu.
Hele hele Erdoğan'ın siyasî yasaklarından kurtularak Başbakanlık koltuğuna oturması sorunların bir çırpıda çözüleceği beklentisini uyandırmıştı.
Bunda Erdoğan'ın Karadenizli olmasının, Kasımpaşalılığının, yasaklarla bilenmiş olmasının, hortumcu medya ile mesafeli görüntüsünün payı büyüktü.
Ancak iktidarın 11 ayı doldu. 11 ay boyunca iktidar ne ülkeyi sömüren küresel güç odaklarına karış ne de devleti tasfiye noktasına getiren içerdeki güç odaklarına karşı varlık ortaya koyamadı.
AKP'nin her eğilişine, her bükülüşüne, her geri çekilişine milletçe adeta mazeret uydurduk.
AKP kadroları da bu sermaye sayesinde hemen her alanda adeta ricat ettiler.
Hükümet 11 ay boyunca değil iktidar olmak ciddi bir varlık dahi ortaya koyabilmiş değil.
Dışarıda ABD, IMF, AB kıskacına teslim oldukça teslim olmuş, Mehmetçiğimizin ABD tarafından çuvala sokuluş sürecine sessiz kalarak dış politikada çuvallamıştır.
Gelinen noktada iktidar ABD tarafından Peşmergeler eliyle dövülen, AB tarafından Yunanistan'la terbiye edilen bir üçüncü dünya ülkesinin hükümetine dönüşmüştür.
Ekonomide de milli bir ruhla, milli bir duruş, ciddi bir proje ortaya koyamadığı için çöküş politikalarına devam etmiş, ülkemizin servetinin bir avuç rantiyerce yüksek faizle hortumlanmasına dur diyememiştir.
İktidar 11 ayını doldurmasına rağmen TRT'ye genel müdür atayamamış, TRT tarihinde iftar programı dahi olmayan bir döneme girilmesine göz yummuştur.
İmam Hatiplere eşitlik, başörtüsüne serbestlik getirmek şöyle dursun her gün kendisine hakaret eden YÖK şürekasına teslim olmuştur.
Aylardır iddialı laflarda kamuoyunu beklentiye sokan Milli Eğitim Bakanı ders kitapçıklarının basımını dahi erteletmeyi becerememiş, ÖSYM'ye teslim olmuştur.
Zaten son resepsiyon kriziyle milletimiz şu gerçeği net olarak görmüştür, "kendi eşlerin başörtüsüne sahip çıkamayan milletvekilleri milletimizin başörtüsü mağduru evlatlarına hiç bir zaman sahip çıkamayacaklar.
Başörtüsüne sahip çıkamayan MHP'li vekilin başını açmasını hazmedemeyen AKP'liler acaba AKP iktidarının diyanet İşleri Başkanı'nın dinde reform söylemi ile işi kökünden halletmesine ne diyecekler.
Bu tablo karşısında iktidarın ilk gününde söylediğimizde büyük tepkiyle karşılaştığım ve şu tespitimize itiraz dene var mı? "Yüzde 34 oyla iktidar olduğu için en güçlü görünen AKP iktidarı Türkiye'nin belki de en zayıf iktidarıdır. çünkü bu iktidar partiler koalisyonundan bakan milletimizin önüne konan koalisyon partisidir. AKP'nin çekirdek kadrosunun görünen kimi eski ANAP'lı, kimi DYP'li ortaklarının yanı sıra IMF, AB; ABD ve finans-medya gibi gizli ortakları var. Ve onlarla göbek bağını kesmedikçe milletimizin sorunlarını çözmesi mümkün değil.
"Politika yapıyorlar, takiyye yapıyorlar. Gerilim çıkarmak istemiyorlar. Ama sonunda onların dediği olacak" gibi boş avuntularla daha ne kadar milletimizi kandırabilecekler. Bekleyip göreceğiz.
İktidarın ilk günlerinde öyle iyimser bir hava estirilmişti ki, medya öylesine pembe tablolar çizmişti ki neredeyse AKP'ye oy vermeyen seçmenler dahi suçluluk duygusuna itilmişti.
Yapılan anketlerde iktidarın sorunları çözeceğine olan inanç yüzde 55'lerin üzerinde çıkıyordu.
Hele hele Erdoğan'ın siyasî yasaklarından kurtularak Başbakanlık koltuğuna oturması sorunların bir çırpıda çözüleceği beklentisini uyandırmıştı.
Bunda Erdoğan'ın Karadenizli olmasının, Kasımpaşalılığının, yasaklarla bilenmiş olmasının, hortumcu medya ile mesafeli görüntüsünün payı büyüktü.
Ancak iktidarın 11 ayı doldu. 11 ay boyunca iktidar ne ülkeyi sömüren küresel güç odaklarına karış ne de devleti tasfiye noktasına getiren içerdeki güç odaklarına karşı varlık ortaya koyamadı.
AKP'nin her eğilişine, her bükülüşüne, her geri çekilişine milletçe adeta mazeret uydurduk.
AKP kadroları da bu sermaye sayesinde hemen her alanda adeta ricat ettiler.
Hükümet 11 ay boyunca değil iktidar olmak ciddi bir varlık dahi ortaya koyabilmiş değil.
Dışarıda ABD, IMF, AB kıskacına teslim oldukça teslim olmuş, Mehmetçiğimizin ABD tarafından çuvala sokuluş sürecine sessiz kalarak dış politikada çuvallamıştır.
Gelinen noktada iktidar ABD tarafından Peşmergeler eliyle dövülen, AB tarafından Yunanistan'la terbiye edilen bir üçüncü dünya ülkesinin hükümetine dönüşmüştür.
Ekonomide de milli bir ruhla, milli bir duruş, ciddi bir proje ortaya koyamadığı için çöküş politikalarına devam etmiş, ülkemizin servetinin bir avuç rantiyerce yüksek faizle hortumlanmasına dur diyememiştir.
İktidar 11 ayını doldurmasına rağmen TRT'ye genel müdür atayamamış, TRT tarihinde iftar programı dahi olmayan bir döneme girilmesine göz yummuştur.
İmam Hatiplere eşitlik, başörtüsüne serbestlik getirmek şöyle dursun her gün kendisine hakaret eden YÖK şürekasına teslim olmuştur.
Aylardır iddialı laflarda kamuoyunu beklentiye sokan Milli Eğitim Bakanı ders kitapçıklarının basımını dahi erteletmeyi becerememiş, ÖSYM'ye teslim olmuştur.
Zaten son resepsiyon kriziyle milletimiz şu gerçeği net olarak görmüştür, "kendi eşlerin başörtüsüne sahip çıkamayan milletvekilleri milletimizin başörtüsü mağduru evlatlarına hiç bir zaman sahip çıkamayacaklar.
Başörtüsüne sahip çıkamayan MHP'li vekilin başını açmasını hazmedemeyen AKP'liler acaba AKP iktidarının diyanet İşleri Başkanı'nın dinde reform söylemi ile işi kökünden halletmesine ne diyecekler.
Bu tablo karşısında iktidarın ilk gününde söylediğimizde büyük tepkiyle karşılaştığım ve şu tespitimize itiraz dene var mı? "Yüzde 34 oyla iktidar olduğu için en güçlü görünen AKP iktidarı Türkiye'nin belki de en zayıf iktidarıdır. çünkü bu iktidar partiler koalisyonundan bakan milletimizin önüne konan koalisyon partisidir. AKP'nin çekirdek kadrosunun görünen kimi eski ANAP'lı, kimi DYP'li ortaklarının yanı sıra IMF, AB; ABD ve finans-medya gibi gizli ortakları var. Ve onlarla göbek bağını kesmedikçe milletimizin sorunlarını çözmesi mümkün değil.
"Politika yapıyorlar, takiyye yapıyorlar. Gerilim çıkarmak istemiyorlar. Ama sonunda onların dediği olacak" gibi boş avuntularla daha ne kadar milletimizi kandırabilecekler. Bekleyip göreceğiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014































































































