HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 OCAK 2022, PERŞEMBE

Çok büyüğüne gerek yok…

29.06.2021 00:00:00
'Çok büyüğüne gerek yok…' seslendirme dosyası:

"Çok büyük köprüye gerek yok, üzerinden insan geçsin… Çok büyük eve gerek yok, insan sığsın yeter…" diyen bir anlayıştan geldiğimiz şu hâle bakın.

Köprülerden geçemiyoruz. Evlere sığamıyoruz. Arabalarımızı park edecek sokak bulamıyoruz. Bakkallar bir işe yaramıyor, mutlaka büyük marketlere gidiyoruz. Köşede mobilya imalatçısı Halil Usta'nın yaptığı mobilyaları artık beğenmiyoruz. Gözümüz mobilya saraylarında…

Araba mı? Aman ha, son model olsun… 

Sağlık ocağı mı?  Aman ha, şehir hastanelerine gidelim. Belki baş ağrımızın arkasında bir şey vardır… Araştırsınlar…

Daha neler neler… 

Caminin bile en büyüğünde namaz kılmaya koşturuyoruz…

Yaradan insanı bir kan damlasından yaratıp, sevgi ile büyütme eylemini yazmış olsa da, daha doğum olmadan herkes farklı bir koşturmaca ile özel çocuk odası döşeme derdine düşüyor… Oysa her çocuk belli bir süre anasının kucağına, başucundaki beşiğine muhtaç…

Bu lüks merakı sadece paramızı değil, insanlığımızı da yok ediyor… 

Evliliğe adım atacak pek çok genç nereden geldiğini unutan ana babaları sayesinde direkten dönüyorlar. Beyaz eşyayı, evi, arabayı, düğünde takılacak ziynetin pazarlığını yaparken en önemli hazineyi 'sevgi'yi unutuyorlar…

Eskiden hayatı paylaşmak var iken, şimdi iki yabancı bir evi paylaşmanın, arabayı kullanmanın, düğüne giderken giyilecek yeni elbisenin, gelecek misafir için üzerinden birkaç sene geçmiş bir eşyayı yenilemenin derdine düşüyorlar. 

İstanbul'un eski fotoğraflarındaki ahşap, cumbalı, altında kömürlüğü, çatısında küçük pencereleri bulunan evlere bayılmışımdır. Apartmana taşındığımızda ailenin en mutsuz ferdi idim. Ahşap ev yıkıldığında sadece evimiz değil, bütün anılarımız yıkılmış, komşularımız yitirilmiş, arkadaşlarımdan uzak kalmanın acısını içimde hissetmiştim.

Komşumuz Meryem teyze kendi eli ile yaptığı tarhanayı her kaynattığında "kokusu size de ulaşmıştır" der bir kâse doldurur getirirdi.  Birisinin başı darda kalsa hali vakti yerinde olanlar ona yardım ederlerdi. Mahallede evinde hastası olan bilirdi ki, sırf o evin değil, mahallenin hastası idi. 

Ölen biri oldu mu biz bile çocuk aklımızla gürültü etmez, top oynamazdık. Ölü evine en az 15 gün yemek taşınır, önünden geçerken hal hatır sorulurdu. 

Geçtiğimiz günlerde bir mahallenin evlerini yıktırmamak için gösterdikleri direniş nedense bana o günleri hatırlattı…

Geçen zaman zarfında bir sürü milli hasletlerimizi kaybettik. Bencil, kendinden başkasını düşünmeyen, menfaat peşinde koşan bireyler olduk. Aynı apartmanda oturmamıza rağmen komşularımız yok. Kimse birbirini tanımıyor. Duygusuz, duyarsız olduk.  

Avrupa ülkelerinden hangisine giderseniz gidin, sahipsiz toprak, işlenmemiş tarla, boş arazi göremezsiniz. Biz de ise tamamen aksine. Devlete ait dünya kadar sürülmemiş, kaderine terk edilmiş yerlerden geçersiniz. 

Tabii, o zaman da kendinize sorarsınız; "İnsanlar niçin böylesine boş yerler var iken kalabalık kentlerde üst-üste yaşamanın telaşındalar?" diye…

Tabii, karşınıza tek bir cevap çıkar; "fakirlik…"

Bu arazilere yerleşme izniniz olsa gidip orayı imar edecek kazma küreği bulamazsınız. Çerden, çöpten bir gecekondu yapsanız, yiyecek ekmeği bulamazsınız. İneğiniz olsa otsuz, yemsiz kalır. 

Yok mudur bir çaresi? Vardır elbet. Olmaz mı?

Mustafa Kemal gibi bir lider gerekir. 

Köylüyü toprak sahibi yapacak, çiftçiye alet edevat kazandıracak, evsizin ev sahibi olması için arsa dağıtacak…

Tüm bunları yaparken spekülatörlere geçit vermeyecek, hatta kafa tutacak…

Tabii sonuçta her şey insan unsuruna bağlı. 

Böyle bir liderin kıymetini bilecek, toprağı ekip biçecek, kendini siyasetin rehavetine kaptırmayacak, azla yetinmeyi, çok bulduğunda biriktirmeyi, boş araziyi ekip biçmeyi bilecek insana ihtiyaç var. 

Çiftini çubuğunu satıp savacak ve büyük şehirde köle olmaya gidecek cahil, saf insanlara değil…

Ya da her şeyi Allaha havale edip sırt üstü yatacaklara değil…

Bir gün bu değerleri yeniden kazanmayı umarak, kalın sağlıcakla…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

29.06.2020, 29.06.2019, 29.06.2018, 29.06.2017, 29.06.2016, 29.06.2015, 29.06.2014, 29.06.2013, 29.06.2012, 29.06.2011, 29.06.2010, 29.06.2009, 29.06.2008, 29.06.2007, 29.06.2006, 29.06.2005, 29.06.2004, 29.06.2003, 29.06.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.