15 Temmuz'un üzerinden yıllar geçti. O gece yaşanan acılar hafızalardaki yerini koruyor. Türk milleti, demokrasisine ve devletine sahip çıkarak tarihî bir sınav verdi. Ancak tarih bize bir gerçeği defalarca göstermiştir: Tehlikeyi sadece yaşandığı gün konuşan toplumlar, aynı tehlikeyle yeniden karşılaşabilir.
Bu yüzden 15 Temmuz'u sadece bir anma günü olarak görmek doğru değildir. Asıl mesele, o karanlık geceden gerekli dersleri çıkarabilmek ve benzer tehditlere karşı her zaman hazırlıklı olmaktır.
İhanet, çoğu zaman açık kimlikle gelmez. Bazen dost görünür, bazen mağdur rolüne bürünür, bazen de en sert eleştiriyi yapan kişi gibi davranır. Tarih boyunca birçok örgüt ve yapılanma, şartlar değiştiğinde söylemini değiştirmiş, kendisini farklı bir kimlikle yeniden kabul ettirmeye çalışmıştır. Bu nedenle kişileri değil; yöntemleri, anlayışları ve devlete sızmayı hedefleyen her türlü yapılanmayı dikkatle değerlendirmek gerekir.
Bugün darbe girişimine karşı en sert açıklamaları yapan herkesin samimiyetini peşinen sorgulamak doğru değildir. Ancak geçmişte yaşananlardan hiçbir ders çıkarmamış gibi davranmak da doğru olmaz. Hukuk, delile göre hüküm verir; toplum ise hafızasını canlı tutarak benzer hataların tekrarına izin vermemelidir.
Prof. Dr. Haydar Baş, yıllarca Türkiye'nin yalnızca dış tehditlerle değil, içeriden oluşturulan yapılarla da mücadele etmek zorunda kalabileceğini ifade etmiş, milli devlet anlayışının zayıflatılmasının büyük riskler doğuracağını dile getirmiştir. Onun "Tam Bağımsız Türkiye" anlayışı, sadece ekonomik bağımsızlığı değil, devlet kurumlarının milli iradeye bağlılığını da esas alan bir yaklaşımdı.
Bugün bize düşen görev, öfkeyle hareket etmek değil; aklı, hukuku ve devlet ciddiyetini esas almaktır. Hiç kimse hakkında delilsiz ithamda bulunmadan, hiçbir yapının yeniden devletin imkânlarını kendi amaçları için kullanmasına da fırsat vermemek zorundayız. Çünkü güçlü devlet, sadece suçluları cezalandıran değil, aynı zamanda benzer yapıların yeniden filizlenmesini önleyen devlettir.
15 Temmuz'un en önemli dersi, milletin gerektiğinde canı pahasına devletine sahip çıkabileceğini göstermesidir. Fakat o ruhu yaşatmanın yolu sadece yıldönümlerinde yapılan anma programlarından geçmez. Liyakati korumaktan, adaleti ayakta tutmaktan, milli birlikten taviz vermemekten ve her türlü vesayet girişimine karşı aynı kararlılığı göstermekten geçer.
Atalarımız boşuna söylememiştir: "Su uyur, düşman uyumaz." Bu söz, korkuyla yaşamanın değil; tedbirli olmanın, hafızayı diri tutmanın ve milli şuuru kaybetmemenin ifadesidir.
Dün yaşananları unutanlar, yarının tehlikelerini göremezler. Türkiye'nin ihtiyacı; geçmişe takılıp kalmak değil, geçmişten ders alarak geleceği güvenle inşa etmektir. Çünkü devletlerin en büyük gücü, güçlü orduları kadar güçlü hafızalarıdır. Millet olarak hafızamızı kaybetmediğimiz sürece, hiçbir karanlık yapı bu ülkenin iradesine yeniden zincir vuramayacaktır.
Bu yüzden 15 Temmuz'u sadece bir anma günü olarak görmek doğru değildir. Asıl mesele, o karanlık geceden gerekli dersleri çıkarabilmek ve benzer tehditlere karşı her zaman hazırlıklı olmaktır.
İhanet, çoğu zaman açık kimlikle gelmez. Bazen dost görünür, bazen mağdur rolüne bürünür, bazen de en sert eleştiriyi yapan kişi gibi davranır. Tarih boyunca birçok örgüt ve yapılanma, şartlar değiştiğinde söylemini değiştirmiş, kendisini farklı bir kimlikle yeniden kabul ettirmeye çalışmıştır. Bu nedenle kişileri değil; yöntemleri, anlayışları ve devlete sızmayı hedefleyen her türlü yapılanmayı dikkatle değerlendirmek gerekir.
Bugün darbe girişimine karşı en sert açıklamaları yapan herkesin samimiyetini peşinen sorgulamak doğru değildir. Ancak geçmişte yaşananlardan hiçbir ders çıkarmamış gibi davranmak da doğru olmaz. Hukuk, delile göre hüküm verir; toplum ise hafızasını canlı tutarak benzer hataların tekrarına izin vermemelidir.
Prof. Dr. Haydar Baş, yıllarca Türkiye'nin yalnızca dış tehditlerle değil, içeriden oluşturulan yapılarla da mücadele etmek zorunda kalabileceğini ifade etmiş, milli devlet anlayışının zayıflatılmasının büyük riskler doğuracağını dile getirmiştir. Onun "Tam Bağımsız Türkiye" anlayışı, sadece ekonomik bağımsızlığı değil, devlet kurumlarının milli iradeye bağlılığını da esas alan bir yaklaşımdı.
Bugün bize düşen görev, öfkeyle hareket etmek değil; aklı, hukuku ve devlet ciddiyetini esas almaktır. Hiç kimse hakkında delilsiz ithamda bulunmadan, hiçbir yapının yeniden devletin imkânlarını kendi amaçları için kullanmasına da fırsat vermemek zorundayız. Çünkü güçlü devlet, sadece suçluları cezalandıran değil, aynı zamanda benzer yapıların yeniden filizlenmesini önleyen devlettir.
15 Temmuz'un en önemli dersi, milletin gerektiğinde canı pahasına devletine sahip çıkabileceğini göstermesidir. Fakat o ruhu yaşatmanın yolu sadece yıldönümlerinde yapılan anma programlarından geçmez. Liyakati korumaktan, adaleti ayakta tutmaktan, milli birlikten taviz vermemekten ve her türlü vesayet girişimine karşı aynı kararlılığı göstermekten geçer.
Atalarımız boşuna söylememiştir: "Su uyur, düşman uyumaz." Bu söz, korkuyla yaşamanın değil; tedbirli olmanın, hafızayı diri tutmanın ve milli şuuru kaybetmemenin ifadesidir.
Dün yaşananları unutanlar, yarının tehlikelerini göremezler. Türkiye'nin ihtiyacı; geçmişe takılıp kalmak değil, geçmişten ders alarak geleceği güvenle inşa etmektir. Çünkü devletlerin en büyük gücü, güçlü orduları kadar güçlü hafızalarıdır. Millet olarak hafızamızı kaybetmediğimiz sürece, hiçbir karanlık yapı bu ülkenin iradesine yeniden zincir vuramayacaktır.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Uyanık olmak zorundayız / 18.07.2026
- Egemenlik teslim edilmez / 17.07.2026
- Fakirliği yönetmek değil, zenginliği paylaşmak / 16.07.2026
- İnsafsız, vicdansız bu sistemde yaşamak zorunda mıyız? / 15.07.2026
- Genç bir lider, güçlü bir vizyon / 14.07.2026
- Milli Ekonomi Modeli: Dünün tezi, bugünün İhtiyacı / 13.07.2026
- Faiz enflasyonu düşürüyor mu, yoksa üretimi mi durduruyor? / 12.07.2026
- Enflasyon düşüyor deniliyor, peki vatandaş neden inanmıyor? / 11.07.2026
- Mesele, Atatürk’ü kabullenememek ama boşuna gayretler bunlar! / 10.07.2026
- Yarının Türkiye'sine notlar -4- / 09.07.2026
- Egemenlik teslim edilmez / 17.07.2026
- Fakirliği yönetmek değil, zenginliği paylaşmak / 16.07.2026
- İnsafsız, vicdansız bu sistemde yaşamak zorunda mıyız? / 15.07.2026
- Genç bir lider, güçlü bir vizyon / 14.07.2026
- Milli Ekonomi Modeli: Dünün tezi, bugünün İhtiyacı / 13.07.2026
- Faiz enflasyonu düşürüyor mu, yoksa üretimi mi durduruyor? / 12.07.2026
- Enflasyon düşüyor deniliyor, peki vatandaş neden inanmıyor? / 11.07.2026
- Mesele, Atatürk’ü kabullenememek ama boşuna gayretler bunlar! / 10.07.2026
- Yarının Türkiye'sine notlar -4- / 09.07.2026






















































