logo
14 HAZİRAN 2026

Bir batı klasiği: Böl, parçala ve yut

12.10.2004 00:00:00
AB hayaliyle yanıp tutuşanlar için bir zafer, ama gerçekte tam bir hezimet olan ilerleme raporu korkunç bir tabloyu gözler önüne sermektedir.

Esasen "koşullu evet" ifadesinde geçen koşul,şart gibi kelimeler de raporda müzakereyi bozabilir diye sunulan maddeleri tam olarak ifade edemiyor.

Siz deyin bu Türk milletinin boynuna ipin geçirilmesidir, ben diyeyim giyotine bağlanmasıdır.

Bu konuda en güzel ifadeyi Prof. Dr. Haydar Baş söylemektedir: "İstenen, Türkiye'nin tasfiyesidir".

Hani şu Batılıların pişirip pişirip önümüze koydukları "şark meselesi" var ya, işte o proje. Türkler ait oldukları yere gitsin projesi.

Tabii ki şunu unutuyorlar, Türk milletinin vatanı, altında şehitlerinin yattığı bütün coğrafyalardır.

Haddi zatında bu vatan, sadece Türkiye ile sınırlı değil, ceddimizin geçmişte doya doya adaleti yaşattığı bütün coğrafyalardır.

Nasıl bir mantıkla, nasıl bir vatan, millet, devlet ve siyaset anlayışına sahipsiniz ki, 6 Ekimde yaşadığımız tescilli hezimeti bir zafer ve başarı olarak görüyor ve gösterebiliyorsunuz?

Bu milleti ahmak mi zannediyorsunuz?

Şimdi, başarı(!) olarak sunulan bu hezimet raporuna biraz bakalım.

İlerleme raporunun 18. sayfasında azınlık hakları, kültürel haklar ve azınlıkların korunmasına ilişkin başlık altında şu ifade ediliyor "Kürt dilinin kullanılmasını serbest bırakmak için anayasa değiştirildi. Gecikmeli olarak TV ve radyodan Kürtçe dahil, Türkçe dışındaki dillerde ve lehçelerde yayın yapılmasına imkan tanındı. Bunlara rağmen, özellikle de azınlık dillerinde eğitim ve yayıncılık alanlarında ciddi kısıtlamalar mevcut".

Raporda, Lozan Anlaşmasının sadece Müslüman olmayan Yahudiler, Ermeniler ve Rumları azınlık olarak gördüğünü ifade ettikten sonra "Buna karşılık Türkiye'de Kürtler de dahil olmak üzere başka azınlıklar da mevcuttur" şeklinde vurgulanıyor.

Tabii başka azınlıklar diye kastettiği, raporda ifade ediliyor: Aleviler, Katolikler, Protestanlar, Süryaniler, Keldaniler ve Bahailer.

Şimdi anlıyor musunuz, 32 bin ev tipi Protestan kilisesi niye açıldı? Vatikan birçok misyonerini niye gönderdi ve milyar dolarlara varan bütçelerde niye kaynak ayırdı? Kürtler ve Aleviler üzerinde Hıristiyanlaştırma çalışmasına niye ağırlık verildi?

Azınlık statüsüne giren kişilerin sayısını arttırıp, vatanın altına dinamit koymak, bölüp parçalamak ve sonra da iştahla yutmak.

Gerek Osmanlı döneminde, gerekse Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında, kuruluşundan bu yana kardeş olarak tek bir bilek ve tek bir yürek olarak yaşadığımız, kaynaştığımız, hatta Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda omuz omuza düşmanlarımıza karşı birlikte mücadele ettiğimiz Kürt ve Alevi kardeşlerimiz üzerinde hesap yapıyorlar.

Fakat bu hesaplar tutmayacaktır. Aynı dine ve kültüre sahip olduğumuz bu kardeşlerimiz asla bu oyuna müsaade etmeyeceklerdir. Bu millet Doğusuyla ve Batısıyla, Güneyiyle ve Kuzeyiyle tek bir vücuttur.

Batılılar bunu bildiğinden dolayı hep böl, parçala, yut taktiğiyle üzerimize gelmeye çalışıyorlar. Burada asıl yanlış, siyasilerimizin ve mütareke basınının buna alet olmasıdır.

Unutmayalım ki, Şerif Hüseyin'i kandırarak Osmanlıyı arkadan vurdurtan irade, Hicaz bölgesini Şerif Hüseyin'e de bırakmamıştır. Onu ortadan kaldırdıktan sonra bu coğrafyayı oğulları arasında pay etmiştir.

Tabii, bu da bir basamaktı. Daha sonraki aşamaları şu anda daha net olarak, Irak'ta, Filistin'de, Suriye'de görmekteyiz.

Oyun, Kürt ve Alevi kardeşlerimizi azınlık statüsüne alarak, sanki pirim vermiş gibi davranarak, onları onore ederek Türkiye'den soğutmak ve kopartmak.

Peki ya sonra...

Tarih tekerrürden ibarettir.

Bu kardeşlerimizin şuna dikkat etmesi gerekir ki, bu toprakları size de bırakmayacaklar. Filistinlilere, Filistin toprakları yar oldu mu?, Irak halkına, Irak toprakları yar oldu mu? Yarın Suriye, İran'ın başına gelecekler de farklı değil.

Ders almamız için daha ne kadar kan dökülmesi lazım? Ortadoğu'da acı misaller bize yetmiyor mu?

Artık böl, parçala, yut mantığına sahip, doymak bilmeyen Batı zihniyetinin oyuncağı olmaktan millet olarak kurtulalım. Tek bilek, tek yürek olalım.

Bizi AB kapılarında süründürenlere değil, gücünü kendi öz değerlerinden alan, ülkemizi ve milletimizi layık olduğu yere taşıyacak liderlere pirim verelim.

"Benim kolumu kesseniz Türk kanı akar,Kürt kanı akar, Laz kanı akar, çerkez kanı akar .... Ben bu milletin kendisiyim" diyerek defalarca milletimize haykıran, Ehli Beyt aşığı, Türkiye'nin bütün problemlerine çözüm sunabilecek kabiliyete ve projelere sahip Prof. Dr. Haydar Baş Beyi dikkatle dinleyelim ve ona fırsat verelim.

Tabii ki iş işten geçmeden önce.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.