logo
15 HAZİRAN 2026

Sakla, karart korkut politikaları

31.10.2014 00:00:00
Altından kalkamayacağı laflarla, tutamayacağı sözleri vermekle iktidara gelen AKP'nin profil resmidir; "Sakla, korkut, karart" politikası. Bu politikanın kapsama alanın devletin ve milletin tamamında uygulandı, uygulanıyor. Sağlamasını yaptıktan sonra bu politikanın nedenini son başbakanın ağzından ifade edeceğim. 1 Mart tezkeresi. Meclis tutanakları yani Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Müslüman devlete askeri operasyon için hem de Haçlılarla birlikte olmak meclise, AKP'nin çıkması için getirdiği tezkere. Tutanaklar 10 yıllığına (kanun icabı) mühürlendi. 10 yıl geçti. Tutanakların bir türlü mührü söktürülmüyor. Merak ediyoruz! Eski başbakan Erdoğan ve kurmayları tezkerenin geçmesi için ne dediler? Açıklanmadı, saklanıyor?2004 MGK'sında Gülen ve cemaati için neler konuşuldu? MİT Kayıtlarında neler vardı ve iktidar partisi Gülen'i nasıl savunmuştu? Açıklanmadı.Yaşar Büyükanıt bir gece ansızın o bildiriyi neden genelkurmay'ın sitesine koydu? Aynı hafta Dolmabahçe'de neler konuşuldu? Ve konuşmalar neden mezara havale edildi? Merak ediyoruz!BOP eş başkanı olduğunu biliyoruz? O başkanlık devam ediyor mu? BOP nedir? Bu başkanlığı kim teklif etti? Condoleezza'nın açıkça tanımladığı BOP tarifine katılıyor musunuz? Katılmıyorsanız neden başkanlığı kabul ettiniz? Referandum, torba yasalar vs. BOP ve AB dayatmalarıyla mı meclise geldi yoksa yerli malı mıydı?"Çözüm" "açılım" vs. dediğiniz sürecin başlangıcını (Oslo görüşmelerini) hem de namus ve şerefi ortaya koyarak neden inkâr ettiniz? Sonra neden kabullendiniz? 17, 25 Aralık sürecini tek başına Gülen'nin üzerine atmak akıl işi midir? Gülen'in tek başına böyle bir güce ulaştığına inanmak ahmaklık değil midir?Bunun gibi milletimiz ve devletimiz geleceği ile yüzlerce mesele saklandı. Paparazzi tartışmalarıyla geçiştirildi. Sonra iktidar yiyemeyeceği lokmayı ağzına aldı. Bu lokmanın adı Ergenekon ve Balyoz'du. 5 yıl sürdü. Şimdilerde "kumpas" çarşafıyla örtüye büründürülen bu süreç karatıldı. Öyle ki! Bu süreçte özel mahkeme binaları kuruldu. Özel savcılar atandı. İddialar, ifadeler, gizli tanıklar, birbirinin tutmayan TÜBİTAK raporları, ıslak, kuru tartışmaları, sanık olarak tutuklananların ifadeleri vs. hepsi karatıldı. Medya, Silivri'ye yaklaştırılmadı. Haliyle bu karanlıktan "ampul" faydalandı. Hükümet aleyhine olan bütün gelişmelere yayın yasağı getirildi. Mesela Diyarbakır'da, PKK günlerce yol kesiyor, yayın yasağı konuluyor. Hakkâri'de kurtarılmış bölge (!) ilan ediyor, yayın yasağı. Tunceli'de giriş, çıkışlar yasaklanıyor. Kısacası "açılım" süreciyle birlikte doğu illerimiz resmen karatıldı. Oralarda neler oluyor? Neler yaşanıyor? Gibi onlarca soru karartma altında kaldı. Milletimize hükümet ve medyasınca pembe tablolar çizildi, kardeşlik, barış, huzur balonlarına hava verdikçe verdiler. Şimdi o balonlar tek tek patlatılıyor. Durum ortada?Tabi bu karatmanın yanında korkutma da tam hızla devam ediyordu. İktidarlarını koruma kanunları, meclisteki sayı çoğunluğunu milletin iradesi olarak vasfedip peş peşe çıkartılıyor. Sosyal paylaşım siteleri kapatılıyor. Tazminat davaları açılıyor. Aleyhte konuşursan, yazarsan, çizersen, gösteri veya eylem yapmaya kalkarsan? ya günlerce sorgulanırsın veya % elliyi sokağa salarım? tehditleri sıralanıyor. Mülayim (!) vatandaşlarımıza ise Bülent Arınç patentli "Biz yoksak, cenazeler gelmeye devam eder. Biz yoksak, karakollar basılmaya devam eder. Biz yoksak ülkenin insanları birbirlerine düşmanlıklarını arttırırlar, ekonomi çöker" aşısı yapılıyor. İktidar neden gerçekleri anlatmıyor? İktidar neden milletimizin haber alma, bilgi edinme hakkını vermiyor, vermeye kalkışanların önünü kesiyor? İşte bunun soruların cevabını başbakan Davutoğlu dolaylı olarak verdi?Davutoğlu geçtiğimiz ay şöyle bir açıklama yapmıştı; "1988'de ben doktoramı yazarken Mübarek iktidardaydı. Bilgisayar, internet icat oldu, Mübarek iktidardaydı. Facebook, Twitter icat olunca dayanamadı"Davutoğlu, yine 'ironik' bir şekilde nesillerin değiştiğini, fakat buna rağmen gençlerin hep aynı liderleri gördüğünü de söyleyip, "2012 hesap vermeyen liderlere karşı ümit yılıydı" dedi.Yıl 2014 ve yine aynı liderleri görüyoruz. Hem de hesap vermekten kaçan liderleri?
 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.