Türkiye bundan bir ay önce, 7.8 şiddetinde depremle adeta yıkıldı.
Sonrasında yaşanan tüm tartışmaları zaten biliyorsunuz.
Yerle bir olan şehirler ve enkazın altında kalan binlerce canımıza yürekler dayanmadı.
Yaşanan depremin ardından yapılan tüm konuşmaların etkisi bakalım ne kadar devam eder bilinmez ancak, bilinen çok net bir şey var ki, hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak.
İktidara gelenler artık bu kadar keyfi bir yönetim tarzı sergilemeyecekler.
Türk milleti bundan böyle düşündüklerini konuşmaktan korkmayacak.
Yapılan yolsuzluklar, yapanın yanına kâr kalmayacak.
Benim gözlemim, siyaset yapanlar ve özellikle de hükümet edenlerin bundan böyle yataklarında mışıl mışıl uykuya dalıp, tatlı rüyalar göremeyeceği bir sürece girilmiştir.
Her kim iktidar olur ve en çok bir yıl içerisinde halkın ekonomisini rahatlatamazsa, ikinci yıl içerisinde seçimler kaçınılmaz olarak gündeme gelecektir.
Türkiye'de yaşanan derin yoksulluk ve depremin yarattığı büyük yıkımın nedeni, bizzat kapitalist sistem ve bu sistemi uygulamada ısrar edenlerin kendileridir.
Derin yoksulluk içerisinde kıvranan halkın, depreme dayanıklı binalar dikmesi, asla mümkün olamaz!
Kapitalist sistemde devlet, ekonomiden elini ayağını çekmek zorundadır.
Netice itibariyle ülkemizde yaşanan tam da budur.
Devletin güçlü bir devlet olması ve ekonomiye tam anlamıyla müdahale etmesi sayesinde, inşa edilecek binaların çürük çarık olması mümkün müdür?
Türkiye özellikle de 1980 sonrası uygulamaya koyduğu, neo liberal ekonomi sistemi ile tüm etkin ve stratejik kurumlarını elden çıkarmıştır.
Aslında Kenan Evren yargılanacaksa, bu sistemi Türkiye'ye dayattığı için yargılanmalıydı.
Mesela hiç kimse Turgut Özal'dan bahsetmez veya ondan hep övgü ile bahsedilir.
Aslında yaşadığımız tüm darboğazların nedeni olarak izah etiğimiz kapitalist sistemin iliklerimize kadar işlemesinin vebali, Turgut Özal'ın boynunadır.
24 Ocak kararları tam anlamıyla Türkiye'nin teslim alınmasını içeren, zehirli emperyal fikirlerle doluydu.
1982 sonrası iktidara gelen tüm hükümetler, tıpış tıpış bu sistemi uygulamışlardır. Çünkü ve neden derseniz, bu sistemi uygulamaya söz verenler iktidara getirilmiştir de ondan!
Artık meselenin özünde yatan hastalığı milletçe görme ve en doğrusunu yapma zamanıdır.
Siyaset arenasında milli olamayanların tasfiye edilme zamanıdır.
Yerli ve milli kaynaklardan hareketle proje üretmeyenlerin, asla peşlerinden gidilmemesi gerek bir zamandır.
Aziz Türk milleti!
Aslında çözüm de, çözümsüzlük de sizin içinizde saklıdır.
Sizin niyetlerinizin eyleme ve desteğe dönüşmesi sayesinde bu ucube sistem uygulanmış ve uygulanmaya da devam etmektedir.
U dönüşü yapması gereken siyasiler değil, bizzat milletimizin kendisi ve sandığa yansıtacağı nihai iradesidir.
Bugün ekonomi adına konuşmaya veya yandık mahvolduk şeklinde örnekleriyle tabloları önünüze koymaya, hiç gerek kalmamıştır.
Markete giden herkes artık ekonomisttir.
Kimsenin kendisine bir şeyler söylemeye veya etki altına almasına gerek bile yoktur.
Türk-İş tarafından hazırlanan 'Açlık ve Yoksulluk Sınırı' araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı şubat ayında 9 bin 425 TL'ye, yoksulluk sınırı 30 bin 700 TL'ye yükselmiştir.
Bu tabloya göre, bir emekli ancak 6 maaş alırsa yoksul sınıfına girebilmektedir. Hesabı 5.500 TL'den yapıyorum.
Bir asgari ücretlinin yoksul sayılabilmesi için, en az 4 maaş almak zorundadır.
Bu durumda ekonomide yaşanan depremin şiddeti en az, 9'dur.
Bütün bunların yanında asla unutulmamalıdır ki, Türkiye çözümsüz değildir.
Daha önce de yazdığım için tekrar ediyorum.
Gerek yaşanan depremin tüm olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak ve sıfırdan modern şehirler inşa etmek, son derece kolaydır.
Tek bir kuruş borçlanmadan ve tek bir kuruş vergi toplamadan bu iş nasıl olur diyenlere adresi söylüyorum.
Bu adres, Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in, Milli Ekonomi Modeli'dir.
Bunu hayata geçirebilecek tek kişi, Hüseyin Baş'tır.
İktidar ve muhalefetin yanı sıra, milletimizin takdirine sunulur.
Unutmayalım ki, başka Türkiye yok!
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025
- Bozkurtçu CHP’den Atlantikçi CHP’ye / 18.12.2025
- Emperyalizmin dayattığı yalan: “Hilafet makamı Meclis’te mündemiçtir” / 17.12.2025
- Atatürk’ün büyüklüğünü kabul edin / 16.12.2025
- Bu gidişe kim dur diyecek? / 15.12.2025
- Karar verildi: Ulus devlet yapımız tasfiye ediliyor! / 12.12.2025































































































