HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 MAYIS 2022, PAZAR

Sıra kavgası…

18.01.2022 00:00:00

Gişedeki memura tren bileti almak için paramı uzatıp gideceğim yeri söyledim. Bu sırada hoyrat bir el beni gişeden uzaklaştırıp, "Çok acele bana …….'a giden yöne bir bilet ver, yoksa treni kaçıracağım…" diyerek para uzattı.

Neye uğradığımı şaşırmış bir halde "Ne yapıyorsun sen?" diye bağırdığımı hatırlıyorum. Böyle anlar kontrolümü kaybettiğim, karşımdakinin insan olduğunu unuttuğum anlardır. Gişedeki memur adamın parasını iade edip, "Lütfen sıraya girin, aceleniz varsa biletinizi otomatlardan alın…" dedi. Adam "Ne yani? Şimdi sen bana bilet vermiyor musun? Görürsün…" diye kükredi. İstasyonda düzeni sağlayan güvenlikçiler kim bilir kaç kez bu tür olaylarla karşılaştılar ki, hemen yanı başımızda bittiler. Ben ileride kendimden utanacağım davranışta bulunmak üzereyken adamı uzaklaştırdılar. Gişe memuru paramı isteyip biletimi verdi. Davranışı için önce ona, treni kaçırma pahasına güvenlikçilere teşekkür ettim. 

Bir bilet için sıra kavgası yapılır mı?  Öğrendiğime göre yapılıyormuş. Ben ki herkese nazik ve duyarlı olmayı, sıraya riayet eden bir kişi olmama rağmen yumruk yumruğa kavga edecek bir sinir kat sayısına bir anda eriştiğimi fark ettim. Zaman, zaman karşılaştığımız kişilik haklarımıza tecavüz ve sırada bekleyen diğer insanlara yapılmış saygısızlığın bir cezası yoktu. Güvenlikçiler her an bu tür manzaralarla karşılaştıklarını, insanların birbirinin hakkına tecavüz etmenin polisiye vaka sayılmadığından dem vurdular. 

* * *

Doğru söylüyorlardı. 

Araba kullanırken birbirinin önüne geçenler, geçiş üstünlüğü veya hakkı olmadığı halde emniyet şeridini ihlal edenler, sizin hayatınızı tehlikeye atarak makas atanlar, dört yol ağzında sen-ben geçeceğiz diyerek kaza yapanlar her gün izlediğimiz manzaraları oluşturuyor. Kameralar bunların ne kadarını tespit ediyor? Ne kadarına ceza uygulanıyor bilmiyorum. Ama canlı bir trafik polisi kadar etkili olmadıkları muhakkak. 

Fırında pide kuyruğunda, park ederken park kuyruğunda, bankamatikten para çekme kuyruğunda, Hastanede muayene kuyruğunda… Aklınıza neresi gelirse… Bir tek mezarlık kuyruğunda böyle bir kavga yok… Mezar sayısı sınırlı olsa o da olacak her halde…

Başkasının hakkına girmek sadece para ve mal ile olmuyor. Davranışlarınız ve karşınızdakine gösterdiğiniz saygı ile de ölçülüyor. Avrupalıların yabancılar konusundaki en büyük şikayetinin sıra kavgası olduğunu belki duymamışsınızdır. Evin önünü temizlemekten, apartman kapısını belli bir saatte kilitlemeye kadar bölüşülmüş görevler vardır.  Bunları yerli-yabancı diye ayırmazlar. Herkes eşit bir biçimde ve aksatmadan görevlerini yapmak zorundadır. Yapmayanlar bir süre sonra apartman veya müşterek yaşam alanlarından dışlanır, getto misali bölge ve binalarda kabile anlayışı içinde yaşamak zorunda kalırlar. 

İsviçre Kandersteg'e sık gittiğimiz yıllarda çok önemli bir şeyi keşfetmiştik. Sokaklar tertemizdi ve ilginç olanı köyde çöpçü yoktu. Herkes kendi sokağını temiz tutmakla mükellefti. Bu nedenle hiç kimse sokağa çöp atmıyordu. Eğer biri sizin çöp attığınızı görürse hemen ikaz ediyor, ya da belediyeye şikâyet ederek size ceza yazılmasını ve attığınız çöpü temizlemenizi sağlıyordu. 

Özellikle kayağa gittiğimiz oberjlerde çöpümüzü bir torbaya koyup aşağıya geri getiriyor, cinsine göre cam, kağıt, yemek artığı gibi ayrı ayrı renklendirilmiş kutulara bırakılıyordu. Sonra bunlar geri dönüşüm merkezince toplanıp değerlendiriliyordu. 

* * *

Bunları neden yazdığımı ve niçin Avrupa ülkelerinden örnekler verdiğimi sorgulayabilir, hatta beni kınayabilirsiniz. Merak etmeyin. Bizim ülkemizde de böyle yerler var. Özellikle Karadeniz'de pırıl, pırıl yayla köylerine rastlar, yolda hayvan gübresi görmemeyi bile hayretle karşılayabilirsiniz. 

Bu davranış insan fıtratında var olan, bizde imece dediğimiz iş bölümünün bir sonucudur. İnsanın insana üstünlüğünün olmadığı, işbirliğinin bulunduğu her ortamda rastlanamayan yöresel bir özelliktir. İnsanın komşusunu sevmesi ve kollaması, onun iyiliğini istemesi, sırasını bilmesi, halk arasındaki deyimle sıralı-sekili davranması öğrenilen bir davranıştır.

Maalesef günümüz şehirleri kul hakkı tanımayan, birbirine saygı göstermeyi enayilik olarak niteleyen, düzensizliği kendisi için düzen haline getirmiş insanın bilgisizlik ve cehaletinden yararlanan insanlarla; ayıplanmayı umursamayan, aksine açıkgözlüğü ile övünmeyi seven, bunu ballandıra-ballandıra anlatanlar ile doludur. Bu eğitim seviyesinin ve yaşam kalitesinin ne kadar düştüğünün bir göstergesidir. Çöpünü sokağa dökmekten çekinmeyenler bir gün o çöplerin altında boğulacaklardır.

Sıradan çıkmak yoldan çıkmakla eş değerdir. Çünkü bugün üç kuruşluk sıra kavgası yapanların inandıkları yolda yürümeye de, sıraya dahil olmaya da hakları yoktur. 

Birbirimize saygılı davranmanın bir toplumsal bilinç halini alacağı güne kadar…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

18.01.2021, 18.01.2020, 18.01.2019, 18.01.2018, 18.01.2017, 18.01.2016, 18.01.2015, 18.01.2014, 18.01.2013, 18.01.2012, 18.01.2011, 18.01.2010, 18.01.2009, 18.01.2008, 18.01.2007, 18.01.2006, 18.01.2005, 18.01.2004, 18.01.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.