logo
04 MAYIS 2026

Suriye 3 parça

12.10.2017 00:00:00
Rusya'nın Esad yönetimine olan desteği her ne kadar Suriye Devleti'ni tamamen işgal edilmekten ve de yok olmaktan kurtardıysa da, bundan sonraki süreçte Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlamak zor görünüyor. Görünen o ki, Suriye, IŞİD'in tamamen temizlendiğini kabul etsek bile fiili olarak üç parçaya ayrılmış durumda?
Rusya destekli Esad yönetiminin hakim olduğu bölge: Şam, Halep, Hama, Humus, Lazkiye, Banyas, Tartus, Palmira?
ABD destekli PYD/YPG'nin hakim olduğu bölge: Haseke, Rakka (büyük bölümü), Kobani, Menbiç, Tel Abyad, Tabka, Afrin?
Türkiye destekli ÖSO'nun hakim olduğu bölge: Cerablus, El Bab? (İdlib gibi bölgelerin de kontrol altına alınması isteniyor.)
Gerek Suriye ordusu gerekse PYD/PKK şu sıralar Rakka ve Deyrizor'a yoğunlaşmış vaziyetteler? Astana süreciyle İdlib'in de çatışmasızlık bölgelerine dahil olması rolü Türkiye'ye bırakılmıştı. Malum, 4 milyon nüfuslu İdlib'in kontrolü şu anda 30 bin silahlı militana sahip olan Heyet Tahrir el-Şam'a (HTŞ) ait.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Özel Kuvvetlerden oluşan keşif timleri 8 Ekim'de Suriye'ye girmişti. Çatışmasızlığı denetlemek için 14 kontrol noktasının kurulduğu belirtildi.
TSK, Fırat Kalkanı'nda olduğu gibi "harekat" ya da "operasyon" ifadelerini kullanmadı.
Bölgeye intikal eden güçler için, "Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü" ifadesi kullanıldı.
Askeri uzmanlar, İdlib operasyonunun kolay olmayacağını vurgu yaparlarken, bölgeye giren Türk askerine, çatışmanın muhatabı olarak belirtilen Heyet Tahrir el Şam militanlarının eşlik etmesi dikkat çekici bir gelişme oldu. Bu adım, HTŞ'nin kontrolündeki İdlib'in çatışma olmaksızın çatışmasızlık bölgelerine dahil olacağı sinyalini veriyor.
Uzmanlar, HTŞ'nin Türk ordusuyla çatışmayı göze alamadıklarını, Türkiye'nin de İdlib'de bir çatışmanın içine girmek istemediğini ifade ediyorlar. 
Bazıları da, HTŞ'nin Fırat kalkanı'na katılan muhalif gruplarla anlaşamadığını, onların İdlib'e girmesini istemediğini, İdlib'deki güvenliğin Türk askeri tarafından sağlanması şartıyla sürece dahil olabileceğini ifade ediyorlar.
Anlaşılıyor ki, şu ana kadar direnen silahlı örgütler dahi terör üzerinden yürütülen vekalet savaşlarının Suriye'de artık bir neticeye ulaştırmayacağını görüyorlar ve önce Astana sürecine dahil olup ardından da siyasi süreçte söz sahibi olmak istiyorlar. 
Bu durum da Suriye'de, Esad yönetimi ve PYD bölgesinin yanında üçüncü bir bölgenin fiili sınırlarını oluşturuyor.
Peki, Türkiye ve desteklediği ÖSO unsurları Afrin'e operasyon yapabilir mi? Elbette ki hayır? Buna ABD de, PYD konusunda ABD gibi düşünen Rusya da müsaade etmeyecektir.
Gelişmeler bu yönde, tabii sonuçları yaşayarak göreceğiz.
Peki, Suriye'de yaşanan bu bölünme sürecinin ülkemize ne tür etkileri olacak?
Suriye krizi başladığı 2011 yılında İsrail'in meşhur gazetelerinden Haaretz, "Suriye bölünürse Türkiye bölünür" diye yazmıştı.
Ortadoğu coğrafyasında Irak'la başlayan bölünme süreci Suriye ile devam etmektedir. Bölgede bölünmesi planlanan diğer öncelikli ülkeler ise Türkiye ve İran'dır.
Eğer Türk siyasiler ve Türk milleti bugün atılan bu sıkıntılı adımların kaçınılmaz olduğunu ifade ediyorlarsa ki, böyle söylüyorlar, bugün yaşanan bu sıkıntılı sürecin asıl nedeninin dün yapılması gereken doğruları yapmamamız olduğunu belirtmek isteriz.
Prof. Dr. Haydar Baş, 1991 yılında Körfez Harekatı başladığı zaman, "Irak'ı 3'e bölecekler, kuzeyinde bir devlet kurduracaklar, asıl hedef Türkiye'dir" dediğinde onu dikkate alsaydık, bugün PKK terörü, Barzani gibi bir sorunumuz asla olmayacaktı.
Prof. Dr. Baş, yıllar önce ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir vatan projesi, bir Büyük İsrail projesi, bir bölme, parçalama ve işgal projesi olduğunu söylediği zaman, BOP'ta misyon ve rol kapma çabamıza son verseydik, Sayın Baş gibi "Ne AB, ne ABD tek çözüm Bağımsız Türkiye" deseydik bugün Suriye parçalanmayacaktı.
ABD'nin dünyanın her yerinden akın akın gönderdiği küresel teröristleri sınırlarımızdan geçişine müsaade etmeseydik, dost Esad'a, zalim Esed demeseydik, bugün sınırlarımızda bir terör bölgesi olmayacaktı, içimizde çeşit çeşit terör eylemleri yaşanmayacaktı.
Ve bölünme sırası bize asla gelmeyecekti.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.