İmralı ile müzakere edilerek yürütülen Terörsüz Türkiye sürecinde komisyondaki partiler raporlarını teslim etmişlerdi, şimdi ortak bir raporun hazırlanması bekleniyor.
Bu kapsamda İmralı heyeti de ziyaretlerini sürdürüyor. Geçen hafta AK Parti ve MHP ile görüşen DEM Parti heyeti, bu hafta da CHP lideri Özgür Özel ile görüştü.
Son olarak da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile bir araya geldiler. Görüşme sonrası, Bakan Tunç "Ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük bir öneme sahip olan 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk" ifadelerini kullandı.
Tunç, komisyonunun ortaya koyacağı yol haritası kapsamında atılacak adımları konuştuklarını belirtti.
Ve Bakan Tunç, beklentisini "Ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşıyacak, Türkiye Yüzyılı'nı terör olmadan daha güçlü bir şekilde inşa edeceğiz" cümlesiyle özetledi.
Geniş kapsamlı değerlendirmeler nelerdir, yol haritası ve atılacak adımlar nelerdir ve her şeyden önemlisi terörün başıyla yürütülen süreçle, teröristlerin af kapsamına alınarak topluma karıştırılmasıyla nasıl terörsüz bir Türkiye inşa edilecek tabii ki merak konusu.
Peki, İmralı heyeti görüşmeyle ilgili neler söyledi? DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, süreci değerlendirdiklerini ifade ederek "Adalet Bakanlığı'nda kapsamlı bir çalışma olduğunu gördük. Bu kapsamda görüşmeler devam edecek" dedi ve Bakan Tunç'a teşekkür etti.
Demek ki daha ortak bir raporun hazırlanması beklenmeden Adalet Bakanlığı süreçle ilgili yoğun bir çalışma başlatmış.
Yol haritası komisyon raporuna göre mi hazırlanacak, yoksa zaten hazırlandı da komisyon sadece bir formalite mi?
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ise, barış sürecine ilişkin çıkarılacak yasayı konuştuklarını ifade ederek, "Diyalog halinde olacağız" dedi.
Yasalar konuşuluyor, çalışmalar yapılıyor, adımlar atılıyor, Türk milleti ise komisyon tiyatrosunu izliyor.
Süreçle ilgili dikkat çeken bir diğer husus ise, süreci başlatan MHP'nin raporu. MHP ve lideri Devlet Bahçeli, teröristbaşı Öcalan'a umut hakkı istediğinde, İmralı sürecini başlattığında bunun sonucunun özerklik talebiyle, PKK'lıların serbest bırakılmasıyla biteceğini, anadilde eğitim, millet tanımının değiştirilmesi gibi taleplerin geleceğini hepimizden çok iyi biliyordu.
Peki, MHP hem bu süreci başlatıp, hem de tam tersi bir rapor niye hazırladı?
Süreci destekler mahiyette birçok söylemi olan, hatta MHP adına süreç konusunda en önde gelen isimlerden olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, MHP raporu sunulduktan sonra söylem değiştirdi. Yıldız, şöyle konuştu:
"Hazırlamış olduğumuz rapor, Türk Devleti'nin kırmızı çizgilerinin, kuruluş felsefesinin dışında olması zaten düşünülemezdi Anayasa'mızın ilk 4 maddesini, 42. ve 66. maddeyi tartışmaların dışında düşünüyoruz. Bunlar Devlet'in temel direkleridir. Bunlar tartışılmaz Tartışmaya açarlarsa tarafımızdan nezaketen dinlenir ama itibar görmez çünkü burada yapılan şey Devlet'i yeniden yapılandırma değil terörün sonlandırılması için birlikte mesai harcamaktır."
İşte bu değişikliğin sebebi, komisyondan bir heyetin İmralı'ya giderek teröristbaşı Öcalan'la görüşmesi ve sürecin sorumluluğunun komisyon ve Meclis'in sırtına yüklenmesidir.
MHP, toplumda tepki oluşturan bu tehlikeli süreci komisyonun sırtına bıraktı ve şimdi kaçak güreşiyor.
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, MHP'deki bu değişkliği şöyle değerlendirdi:
"Bugün de terörsüz Türkiye sürecinde komisyon toplanıyor, dağılıyor, bir şeyler oluyor. Komisyona raporlar gelmeye başladı. Milliyetçi Hareket Partisi bir rapor paylaştı, DEM rapordan rahatsız. DEM Parti, 'Sayın Bahçeli'nin söyledikleriyle raporda yazılanlar birbirine uymuyor' diye şikâyet ediyor. Biz de zaten bunları söylediğimiz için bir sürü üstümüze geldiler. 'Sayın Bahçeli'nin söyledikleri doğru değil, bunlar olmaz' diyorduk. Şimdi MHP, kendi raporunda Bahçeli'yi yalanlamış."
İşte böyle çelişkiler yumağı. Bir parti, milletinin taleplerine göre değil de küresel taleplere göre şekilden şekile girerse, durmadan kendi kendini yalanlayan bir vizyonsuzluğa sürüklenir.
Bu arada terör cenahı, süreç konusunda nasıl güvenceler aldıysa, buna yönelik haberler yansıyor.
İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesi, PKK elebaşı Öcalan'ın, PKK'nın Suriye'deki yapılanması SDG'nin elebaşı "Mazlum Abdi" kod adlı Ferhat Abdi Şahin'e mektup gönderdiğini yazdı.
Öcalan'ın mektupta SDG ordusu içerisindeki yabancı unsurların ayıklanması konusunda çağrıda bulunduğu kaydedildi.
SDG'nin içerisinde Türkiye, Irak ve İran kökenli kişilerin olduğu belirtildi. SDG'den ayıklanacak Türk kökenli örgüt üyelerinin isterlerse Türkiye'ye dönüş yapabilecekleri, çıkarılacak hukuki düzenlemelerden bu grubun da yararlanabileceği haberde yer aldı.
Düşünebiliyor musunuz, teröristbaşı Türkiye'de hapishanelerde bulunanların işini halletmiş, Kandil'dekileri halletmiş, Suriye'deki teröristleri de Türkiye'ye "af garantili" çağırıyor.
Atı alan çoktan Üsküdar'ı çoktan geçmiş de sadece Türk milletinin haberi yok.
Şu tespitlerle yazımızı bitirelim:
Öcalan'ın komisyon heyetine söyledikleri ve DEM Parti'nin raporundaki talepler, Sevr'in uygulaması niteliğinde.
Terör örgütünün feshedilmesinden bahsediliyor, terör örgütü resmi bir kurum değil ki kendini feshetsin. Tamamen hikaye...
Yasal düzenlemelerle suç işlememiş PKK'lıların affından ve topluma kazandırılmasından bahsediliyor. Terör örgütüne mensup olmaları zaten suç. Üstelik hangisinin suç işlediğini ya da işlemediğini tespit etmek mümkün değil. Bunların hepsi terör eylemi ve çatışma eğitimi almış teröristler.
8'i kadın 1'i çocuk 12 kişinin öldüğü "Çetinkaya Katliamı"nın faillerinden olan Çetin Arkaş cezaevinden tahliye edildikten sonra il il dolaşarak, "Biz faşist bir cumhuriyetle entegre olmayız" demeye başladı.
İşte "demokratik siyaset"ten kastettikleri bu: Onlarca vatandaşımızı katledip ardından Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine hakaret etmek, bölücü faaliyetlerde bulunmak...
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025

























































































