Ortadoğu durmadan kaynatılıyor. Bu coğrafya Osmanlı'nın elinden zorla alındığından bu yana hiçbir zaman istikrara ve sükuna kavuşamadı. Bu coğrafya dışarıdan birilerinin emelleri doğrultusunda yıllarca şekillendirilmek istendi ve sürekli kan, gözyaşı, ihanet, vahşet, katliam, işkence yaşandı.Bütün bu kargaşanın temelinde üç önemli hedefin yattığını görüyoruz. Birincisi ve asıl olanı İsrail'in arzı mevut projesi, ikincisi, petrol ve yer altı kaynakları, üçüncüsü ise gelecekte daha da önem kazanacak stratejik konumu.Son gelişmelerden yola çıkarak bu coğrafyayı nelerin beklediğini anlatmaya çalışalım.Irak'ta ABD ve İsrail'in talepleri doğrultusunda bir yapılanma oluştu. Şii ve Sünni unsurların rahatlıkla birbirlerine karşı provoke edilebileceği, peşmergelerin ise Ortadoğu'da ikinci çıbanbaşı olarak ABD çıkarları doğrultusunda hareket edebileceği bir ortam oluşturuldu.Suriye ve Filistin için "potada eritme" politikası uygulanıyor. Suriye'de, Beşşar Esad'ın yerine Batıya daha fazla ram olacak alternatif liderler devreye konmak isteniyor. Filistin'de ise silahlı direniş iktidara getirilerek, uluslar arası ekonomik ve siyasi baskılarla bitirilmek isteniyor. Tabii bütün bu konularda AKP iktidarının gönüllü katkılarını da gözardı etmemek lazım.İran hariç, diğer Ortadoğu ülkeleri Batının çıkarlarına tamamen ram olmuş durumda.Bölgenin en güçlü iki devleti Türkiye ve İran. ABD ve İsrail bu iki ülkeden herhangi birini tek başlarına işgal edemeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Çünkü her iki ülkede de milli değerlere bağlılık, vatanını seven millet ve güçlü ordu var. Siyaseti bu kısma pek dahil edemeyeceğim. Her iki ülkenin de kolay lokma olmadığını Batılılar iyi biliyor.Türklerin neler yapabileceği konusunda Çanakkale ve Kurtuluş savaşından tecrübeliler, İran konusunda da bir ulus devleti olmasından çekiniyorlar.Bu noktada Batının tek çıkış yolu, bu iki ülkeyi bir şekilde kapıştırmak. Aynen İran-Irak savaşında olduğu gibi. ABD, AB ve İsrail, "Nasıl olsa Türkiye'yi alenen desteklermiş gibi yapar, İran'ı da el altından destekler yıllarca bu iki güçlü ülkeyi birbirine kırdırırız, sonra parsayı toplarız" hesabını yapıyorlar.Bu konuda en önemli uyarı Prof. Dr. Haydar Baş'tan geldi. Bakın Sayın Baş hangi tarihi uyarılarda bulunuyor: "2006 yılında Türkiye'nin ipini çekmek için İran işgali gündemde. ABD'nin yapmak istediği Türkiye'yi bu savaşın içine çekmek. Ve böylece Türkiye'yi parçalama noktasına sürüklemektir. Bu planın altyapısı oluşturuldu. Allah milletimize acısın. Hem çok dikkatli, hem de çok uyanık olmak zorundayız."Türkiye'nin bölgede tezgahlanan böyle bir senaryoya alet olmasının ülke bütünlüğü açısından son derece riskli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Baş, "Türkiye'nin böyle bir savaşa girmesi, kesinlikle hazırlanan senaryoların hayata geçmesine vesile olur ki, bu hem Ortadoğu coğrafyası, hem de Türkiye açısından hiç ama hiç iyi olmaz." Sayın Baş'ın "Türkiye'nin ipini çekmek için İran işgali gündemde" ifadesine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Hedeflenen İran- Türkiye kapışmasında asıl hedef İran değil, Türkiye.İran-Irak savaşında asıl hedef İran'mış gibi gösterildi, ama neticede İran hala duruyor, ama Irak'ın hali malum. Şimdi Türkiye için de aynı senaryo var.Burada bir not daha düşmek lazım. İran arzı mevut kapsamında değil, Türkiye ise kapsama alanında.Bu senaryonun devreye konulması için Türkiye'deki üslerden İran'ı havadan vurmayı planlıyorlar. Aynen İsrail'in 1981'de Fransızların Irak'ta kurduğu Osirek Santrali'ni havaya uçurması gibi.Siyasilerimize İran'la ilgili gerginliğe sebep olabilecek sözler söyletiyorlar. Türkiye, sürekli ABD ve İsrail'in stratejik müttefikiymiş gibi gösterilip, İran için hedef gösterilmeye, suni gerginlikler oluşturulmaya çalışılıyor. Yine bu amaçla İran'ın ticari faaliyetlerine Türkiye eliyle müdahale ettirip gerginliği arttırmaya çalışıyorlar. ABD ve AB sözcülüğü yapan basınımız da bu amaca hizmet etmeye gayret gösteriyor. Doğalgaz krizinde İran üzerinde durulmasını hatırlayın.Yarın bu konumuza devam edeceğiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Komisyon, ‘cambaza bak’ oyunu mu? / 30.08.2025
- 81 ilde sığınak dün değil niye bugün? / 28.08.2025
- Komisyon kesmedi, çıtayı yükseltme peşindeler / 27.08.2025
- Ağustos ayı Türk milletinin zaferleriyle dolu / 26.08.2025
- Etkin pişmanlıkla adalet sağlanır mı? / 23.08.2025
- Komisyonda ‘ısınma turları’ mı? / 22.08.2025
- Memurlar, talep ettikleri zamma ulaşabilecek mi? / 21.08.2025
- Rusya-Ukrayna savaşı sona yaklaştı mı? / 20.08.2025
- Nesillerimizi kaybediyoruz / 19.08.2025
- Dün Andımız, bugün Türk milleti tanımı! / 14.08.2025
- 81 ilde sığınak dün değil niye bugün? / 28.08.2025
- Komisyon kesmedi, çıtayı yükseltme peşindeler / 27.08.2025
- Ağustos ayı Türk milletinin zaferleriyle dolu / 26.08.2025
- Etkin pişmanlıkla adalet sağlanır mı? / 23.08.2025
- Komisyonda ‘ısınma turları’ mı? / 22.08.2025
- Memurlar, talep ettikleri zamma ulaşabilecek mi? / 21.08.2025
- Rusya-Ukrayna savaşı sona yaklaştı mı? / 20.08.2025
- Nesillerimizi kaybediyoruz / 19.08.2025
- Dün Andımız, bugün Türk milleti tanımı! / 14.08.2025